birgün

6° HAFİF YAĞMUR

SPOR 03.01.2021 10:21

West Bromwich Albion, Mesih zamanları

Ada futbolunda “Messiah” namıyla biliniyor, bir nevi futbol Mesih’i 66 yaşındaki futbol adamı. Küme düşme korkusu yaşayan takımların cankurtaranı, işler kötüye gidince ilk akla gelen teknik direktör. Kariyeri bizim Yılmaz Vural’ı andırıyor, onun kadar takım eskitmiş olmasa da 1991’de başlayan kariyerinde İngiltere Milli Takımı dâhil 13 takımda görev almış. Onu farklı kılan, çalıştırdığı hiçbir takımın Premier Lig’den düşmemiş olması. 2011’de Championship’te West Ham’ın başına geldi, sezon sonunda takımı Premier Lig’e çıkardı. Ancak uzun top taktiği, savunmaya dayalı, sertliğin sınırlarını zorlayan futbol felsefesini taraftarlar benimsemeyince Sunderland’in yolunu tuttu, zor zamanlar yaşayan kırmızı beyazlılar o sezon lige tutunmayı başardı. 2016’da Crystal Palace’ın başına geldi, beş aylık serüveninin sonunda Güney Londra takımı ligde kaldı. Sonrasında, 2017-18 sezonunda sıkıntılı zamanlar yaşayan Everton’da çalıştı, takım küme düşmekten kurtuldu. Everton’a geldiği zamanlarda taraftar sitelerinin birinde hakkında şöyle yazmış bir Everton sevdalısı: “Kimsenin istemediği ama herkesin ihtiyacı olan adam şimdi bizde!”

1971’de Bolton Wanderers’da başlayan profesyonel kariyerinde sert bir savunmacıymış, hani top geçer adam geçmez ekolünden. 1980’e kadar 184 maçta forma giymiş. Savunma futbolunu sevmesi de muhtemel bu yüzden, koyu bir Wolverhampton Wanderers taraftarı, çocukluk yıllarında hep takımın formasını giymeyi hayal ettiğini dile getiriyor söyleşilerinde…

Aralık ayının son günlerinde Slaven Bilic ile yolları ayıran West Bromwich Albion yeni teknik direktörü Sam Allardyce ile zorlu Liverpool deplasmanından puan çıkardı, üstelik yüzde 22 topla oynama oranına rağmen. O maçtan üç gün sonra evinde Leeds United karşısında. Kaldığımız köy Eckington 11 bin nüfuslu, Howthorns Stadı’na yaklaşık 50 kilometre mesafede. Yoğun kar yağışı altında, bir saatlik araba yolculuğundan sonra Howthorn Stadındayız. Buza kesmiş Aralık akşamında o eski stat sessiz, malum beter bir virüsün gölgesinde nicedir seyircisiz maçlar. Maç öncesi ayaküstü sohbet ettiğim yerel gazeteci, “Herkesin sevdiği bir hocadan vazgeçip kimsenin istemediği bir hocaya talip olduk” diyor, hafiften hayıflanarak. Ev sahibi takım Leeds United karşısında evinde oynadığı on altı maçın sadece birini kaybetti, üç puan için çıkıyorlar sahaya. Rakip Leeds formda, ligde son üç maçın ikisini kazandılar, üstelik o maçlarda 8 gol bularak…

4-5-1 dizilişinde West Brom, gol umutları Grant, arkasında Diangana, Gallagher, Sawyers, Robinson, Phillips beşlisi. Ligde 15 maçta bir galibiyeti bulunan ev sahibi savunmada ilk bölümde, henüz 9. dakikada Sawyers’ın 20 metreden kendi kalesine golüyle geri düşüyorlar, pozisyonda kaleci Johnstone ve Sawyers arasındaki iletişim eksikliği Allardyce’ı kızdırmıştır muhtemel. 28’de Leeds hücumunda Harrison müsait pozisyonda kaleyi bulamıyor, sol kanat oyuncusu çabukluğuyla göze batanlardan. O pozisyondan üç dakika sonra farkı ikiye çıkarıyorlar, demarke pozisyonda soluyla uzak köşeye roket atıyor Alioski, Bielsa golü ayakta alkışlıyor. 36’da sezonun en güzel gollerinden birini izliyoruz, Bamford, Harrison paslaşmasında rakip savunma arkasına sarkıyor 22 numara, sol üst köşeye bırakıyor topu. 39’da fark dörde çıkıyor, Rodrigo’nun vuruşu savunmaya çarpıp ağlara gidiyor…

Sezonun muhtemel en kolay maçını oynuyor Leeds United, 72’de 5. gol geliyor. Belloli ceza sahasının çaprazından uzak köşeyi görüyor. Son bölümde iştahla saldırıyor Leeds United, 80-85 arasında kullandıkları iki kornerden sonuç alamıyorlar. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca rakip kaleyi 20 kez yokladığı 90 dakikayı 5 golle kazanıyor Leeds United. Velhasıl nicedir bu kadar tek taraflı futbol maçı izlememiş bir futbol dilencisi olarak geçen maçta West Brom’un Liverpool’dan nasıl puan alabildiğine şaşırıyorum. Muhtemel Jurgen Klopp da aynı görüşü paylaşıyordur. Ne diyelim, futbol sürpriz sonuçlarla güzel. Maç sonu basın toplantısında hayli kızgın Allardyce, “Leeds United maça kalecisiz çıksa yine gol bulamazdık!’ cümlesiyle özetliyor durumu. Açık sözlülüğüne şapka çıkarmak gerek…

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol