birgün

15° AÇIK

Ya Konya'da bir terslik var ya bende!

Şu aralar bir andıç furyası yaşıyoruz; Genelkurmay da Başbakanlık da medyayı kendilerinden yana olanlar ve olmayanlar diye kategorize ediyorlar ya hani, işte bu furyada bir gazetemiz Yeşilay'ın 2007 raporunu da "andıç" olarak değerlendirdi.

ARŞİV 14.03.2007 18:23
Abone Ol google-news

Şu aralar bir andıç furyası yaşıyoruz; Genelkurmay da Başbakanlık da medyayı kendilerinden yana olanlar ve olmayanlar diye kategorize ediyorlar ya hani, işte bu furyada bir gazetemiz Yeşilay'ın 2007 raporunu da "andıç" olarak değerlendirdi.

87 sayfalık "2007 Yeşilay Raporu", 2006 yılında medyada yer alan her türlü kötü alışkanlıkla ilgili bilgilerden istifade edilerek hazırlanmış ve cemiyetin internet sitesinde yararlanmanızı bekliyor.

Bilimselliği ayrı bir tartışma konusu olacak raporda önemli bulgular var. Yeşilay denilince benim aklıma memleketin dağına taşına ve de cami duvarlarına yazılan peygamber efendimizin sözü geliyor: "İçki bütün kötülüklerin anasıdır."

Rapora şöyle bir göz atınca, bu sözün ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha idrak ediyor insan. Aklınıza ne kadar kötülük geliyorsa; çocuk pornosundan kapkaça, şiddetten depresyona, işsizlikten israfa ve yoksulluğa kadar, son birkaç yılda bunların hepsinde bir artış olmuş. Bunlardaki artışla alkol tüketimi arasında da bir doğrudan ilişki var, raporda açıkça söylenmese de arif olan anlıyor.

Tablolarla da gösterilmiş: 2003 yılında 479 bin 478 litre bira, 15 bin 802 litre şarap ve 31 bin 392 litre rakı tüketirken; yıllar içinde sürekli artırarak, 2006'da bira tüketimimizi 1 milyon 18 bin 977 litreye, şarap tüketimimizi 26 bin 988 litreye, rakı tüketimimizi de 56 bin 490 litreye çıkarmışız.

Bilimsel yöntem ve düşünceden yanaysanız, bu ilişki konusunda söyleyecek fazla sözünüz olmuyor. Öyle ya, koca rapor açıkça gösteriyor ki, bil cümle kötülük artarken içki tüketimi de artmış memlekette. Yani aralarında bir doğru ilişki var.

Gazetenin rapora "Yeşilay Andıcı" deme nedeni bu değil, tabii. Raporun içinde; nerede, nasıl, hangi bilimsel yöntemle yapıldığını pek anlayamadığım bir "Üniversitede İçki Sorunu" araştırması var ki, işte o, daha önemli bir iş yapıp, sadece kötülüklerle değil ideolojilerle alkol arasında da bir doğrudan ilişki saptıyor. Bir de, mesleklerle.

Araştırma en çok alkol kullananlar listesinin başına yüzde 17.6 ile Güzel Sanatlar Fakültesi'ni, ikinciliğe ise yüzde 13.1 ile İletişim Fakültesi'ni koyuyor. En sonda ise, İlahiyat Fakültesi var, doğallıkla! Anlayacağınız, sanatçı ve gazeteci milleti çok içer denmekte, ve bu tesbit genel gözleme de uygun aslında. Sizi bilmem ama, ben, buradan, kötülükten uzak durmak için bu mesleklerden uzak durun sonucunu çıkarıyorum.

Tablonun "Siyasi görüşe göre alkol kullanımı" bölümü ki rapora andıç dedirten de bu, aynen şöyle: Sosyalist (% 10.9), Sosyal demokrat (% 8.8), Liberal (% 6.8), Milliyetçi (% 4.4), Muhafazakâr (% 2). Sigara kullanımında da sıralama değişmiyor. E, tabii, burdan çıkan sonuç da net: Kötülükten uzak durmak istiyorsan soldan uzak dur.

Bilimin kestiği parmak acımaz, böyleyse böyle, ne yapalım. Ne yapalım da, başka bilimsel veriler de var ve işte onlar benim kafamı karıştırıyor. Araştırma ve seçim sonuçları gösteriyor ki, alkol tüketiminin tartışmasız arttığı şu son yıllarda, ona paralel olarak milliyetçilik ve muhafazakârlık da artıyor. Sosyalistlik, maalesef, tepetaklak.

Bir de Konya var. National Geographic Türkiye'nin bir sayısında, şöyle yazar: "Tutuculuğuyla bilinse de Türkiye'de kişi başına alkol tüketiminde en üst sıraları kimseye kaptırmadığı, bıyık altından gülümseyerek söylenir." Başka gazete kupürleri de var önümde: "Mutaassıplığı ile bilinen Konya, İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana'dan sonra alkol tüketiminde 5. sırayı aldı. Konya'da içki tüketiminde ilk sıra 'milli içki' rakının oldu. Geçen yılın ilk 8 ayında 570 bin litre içki içilen Konya'da, bu yılın aynı döneminde 700 bin litre alkol tüketildi" diyen.

Konyalılar, "bunlar medyanın uydurması, bizde kolonya üretildiği için alkol tüketimi yüksek çıkıyor" diyorlar ve belki de halkıdırlar. Ama ben kendimi de biliyorum. Bende sigara sıfır, içki de sıfıra yakındır. Hal böyle iken, kendimi sosyalist sayıyorum. Kısacası, bir teslik var da; ya Konya'da, ya bende, ya da raporunda Yeşilay'ın.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun