birgün

24° PARÇALI BULUTLU

SİYASET 10.07.2020 04:00
author

Yakın tehdit

Ülkemizin farklı bölgelerinde 5 büyüklüğü üzerindeki depremlere giderek daha sık rastlıyoruz. Geçtiğimiz hafta içinde Van, Manisa ve Marmaris’te birbiri ardına yaşanan depremler ciddi can ve mal kaybına yol açmamış olsa da, depremin ülkemiz açısından ne denli yakın bir tehdit ve tehlike oluşturduğunu bize bir kez daha hatırlattı.

Ülkemizi boydan boya kesen faal fay hatları üzerinde yaşıyoruz. Buna rağmen şehirlerimizin büyük bölümü, yüksek depremselliğe sahip coğrafyamızın taşıdığı riskler göz ardı edilerek kurulmuş durumda. Bu coğrafi risklerin yanı sıra yıllar boyunca yaşanan plansız-çarpık kentleşme ve mühendislik hizmeti almayan yapılar, nüfusumuzun neredeyse tamamı için büyük bir tehlike oluşturuyor. Risk altındaki nüfus kitlesi göz önünde bulundurduğunda, güvenliksiz ve sağlıksız yapılaşma, bugün ülkemizin karşı kaşıya olduğu en büyük tehditlerden birisidir.

YAPI GÜVENLİĞİ

Aslında yapı güvenliği sorunu, en eski medeniyetlerden günümüze kadar pek çok toplumun yasalarında ve devlet düzeninde yer edinerek gelişmiştir.

Güvenli ve sağlıklı yapılarda yaşama hakkı en temel insan hakları arasındadır. Vatandaşlarının sağlıklı ve güvenlikli yapılarda barınmasını sağlamak bir devletin asli görevleri arasındadır.

Ülkemizde ise devlet tabiri yerindeyse bu alandan neredeyse çekilmiştir. Yapı sektörü tek amacı daha fazla kar etmek olan, eğitimsiz vasıfsız inşaat müteahhitlerinin insafına bırakılmıştır.

Bu durum ülkemizde, inşaat ve tesisatın tekniği, teknolojisi ve kalite seviyesi kavramlarından yoksun, bütün yapı malzeme ve elemanlarında sadece fiyatların düşüklüğünü arayan, bu yolla toplam maliyeti aşağı çekmeye çalışan ve ürettiği kalitesiz konutları fahiş fiyatlarla satan fırsatçı inşaatçılar türetmiştir.

MESLEKİ DENETİM

Bu kesim toplumun can ve mal güvenliğini tehdit eden kalitesiz üretimleri önünde tek engel olarak oda mesleki denetimlerini görmektedir. Mühendislik-mimarlık hizmetleri asgari ücretlerinin ve oda mesleki denetim harçlarının çok yüksek olduğu, bu maliyetlerden dolayı ürettikleri konutları yüksek fiyatlarla satmak zorunda kaldıkları gibi tamamen asılsız propagandalarla, kamuoyu yaratarak ve bu arada siyasal karar mercilerini de arkalarına alarak mühendislik mimarlık hizmetlerinin denetlenmesi noktasında TMMOB ve bağlı odalarını etkisiz kılmaya çalışmaktadır.

Mesleki denetime karşı çıkış noktaları da gerçeği yansıtmamaktadır. Bugün gelişmiş ülkelerde yapıda mühendisli ve mimarlık hizmetleri maliyeti arsa hariç yapı yaklaşık maliyetinin % 10 ila 12’si iken ülkemizde Odaların belirlediği ücretlerle bile bu rakam % 3-4 civarındadır. Odaların aldığı mesleki denetim ücreti de üyelerden tahsil edilmekte olup bu kesimle hiçbir ilgisi yoktur.

Asıl üzücü nokta, yasalarla kendilerine, projeleri onaylama, inşaata başlatma, inşaatın bitiminde, işletme ve iskan izinleri verme gibi denetleme görev, yetki ve sorumlulukları verilen kuruluşların da gerek siyasal baskılanma, gerek siyasal örtüşmeler, gerekse de yapı sektöründeki büyük vurgunlardan nemalanmaları sonucu bu koroya eşlik etmeleridir.

TMMOB yasasının ısrarla değiştirilmek istenmesinin arkasında da aslında aynı zihniyet yatmaktadır.

TMMOB’nin; bilim ve tekniğe aykırı politikalara ve bu politikalar sonucu üretilen projelere, çevresel tahribatlara, gıda-tarım-hayvancılık-sanayi-enerji-madencilik alanındaki tahribatlara, doğal kaynakların yağmalanarak rant ve çıkar odaklarına sunulmasına karşı halkçı toplumcu duruşu bu çevreleri rahatsız etmektedir.

TMMOB yasasında yapılacak değişikliklerle, bir yandan TMMOB’nin kamusal kimliği, özerk-demokratik yapısı yok edilirken, diğer yandan başta imar ve yapılaşma olmak üzere, TMMOB’a bağlı odaların mesleki denetim yetkileri tümüyle ortadan kaldırılarak, mühendislik, mimarlık ve kent planlama hizmetleri tümüyle denetim dışı tutulmaya çalışılmaktadır.

Oysa yapı kalitesi ve güvenliğinin sağlanması, yer seçiminden başlayarak, planlama, tasarım, yapı üretim, denetim ve bakım süreçlerinin tamamında mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin eksiksiz ve nitelikli bir şekilde uygulanması ve bu durumun ilgili meslek Odaları tarafından denetlenmesiyle doğrudan ilgilidir.

Bunun ortadan kaldırılması halkın can ve mal güvenliğine yönelik en büyük tehditlerden birisidir.

Buna izin vermeyeceğiz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız