Yalın ayak ses filozofu: Nils Frahm

08.09.2019 09:24 BİRGÜN PAZAR
Nils Frahms, albümlerin tekrar hayatımıza gireceği görüşünde. Bütünsel anlatım, Nils Frahm’ın tüm diskografisine yayılmış durumda. Onunla ayaküstü sohbet edemezsiniz. Evinize davet etmelisiniz…


Taner Turna

Kapı çaldı, bir postacı. Elinde birkaç adet zarf ve kocaman bir paket var. Baba önce paketi, sonra zarfları aldı. Sağ tarafında, hemen arkada meraklı bir çocuk. Gözü ayda bir ya da iki kez gelen pakette. Çocukken zarflar önemsizdir. Neredeyse boyunuz kadar paketler ise her zaman büyük heyecandır. Bu sefer ne çıkacaktı içinden? Arvo Pärt ya da Ralph Towner plağı mı? Yoksa Keith Jarrett plağı mı? O zamanlarda eve gelen tüm bu plaklar, ilk heyecanlı gözlere ardından da meraklı kulaklara hitap ediyordu. Trompet ile uyanan, yaylılar ile günü anlamlandıran ve piyano sakinliği ile güneşi uğurlayan müzik dolu bir ev. O evden çıkan sanatçı, bugünlerde ürettikleriyle tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Hikâyedeki baba Klaus Frahm, oğlu ise Nils Frahm. Hamburg’da yaşayan Klaus Frahm, bir fotoğrafçı. Kendi kendine çalmayı öğrendiği gitar ve piyano ile de aynı zamanda bir müzisyen. 80’li yıllarda ECM plak şirketinde grafik tasarımcı olarak çalışan Barbara Wojirsch ile olan arkadaşlığı, çektiği fotoğrafları müzikle buluşturuyor. Pat Metheny başta olmak üzere birçok albüm kapağında fotoğrafı kullanılan Klaus Frahm, bu sayede ECM etiketli tüm albümlerin promosyon olarak adresine postalanmasına neden oluyor. Eve doluşan tüm bu zamansız kayıtlar, Nils Frahm’ı beş yaşında ’garip küçük şeyler’ besteleyen klasik eğitimli bir piyaniste dönüştürdü. Aynı dönemde battaniye altında teyp ile yaptığı denemeler ise kusursuz kayıt alma tutkusunu ortaya çıkardı. Karşınızda zamandan kaçmayı başarmış bir sanatçı var. Daha yakından tanımak isteyenleri içeriye davet ediyorum.

Nils Frahm’ı bir zaman tünelinde başlangıçtan bugüne taşımak istemiyorum. Gününüzün her anına eşlik edebilen birisi, hayatından bazı sözcükleri ve kavramları çıkarmışsa sizin de buna saygı duymanız gerekir. “Her zaman yeni şeyler arayacağım, zirvede olmak asla rahatlatıcı değil. Yalnız kaldığınız bir alanda kendinizi daha iyisini yapmaya zorlayamazsınız. Bunun yerine tamamıyla tatmin olmamayı kabul ediyorum.” Evet, Nils’in hayatında ’en’ler yok. ’Bitti’ kelimesi ise çoktan kasabayı terk etmiş: “İnsanlara denemeyi bıraktıran şey nedir? Müzik için ’bitti’ kelimesini kullanmak pek çok açıdan üzücü. Müzik yaparken asla sonlandığını düşünmüyorum. Müzik canlıdır, bu yüzden de hep değişime açıktır.” Evin salonundan ayrılıp ana karakterimizin yatak odasına girmeden önce onun gözünden babasına da bakmakta fayda var. Bir röportajında zanaatkârlıktan çok etkilendiğini söyleyen Nils’in “Babam eski bir analog kamerayla fotoğraf çekerdi. Bir yerde durur, kafasında görüntü oluşması için iki dakika beklerdi. Sonra vizöre bakmadan ve fotoğrafın netliğini kontrol etmeden çekimini yapardı. Çünkü her şeyin istediği gibi olduğunu bilirdi” sözlerinde parmaklarından çıkan müzikte babasının zanaatkârlık izlerine rastlamak mümkün.

Kurtarılmış bölge: Funkhaus

Nils Frahm için her zaman stüdyoların ayrı bir yeri var. Çocukluk döneminde evlerin çatı katlarına ve mahzenlerine yerleşen tutkular, zaman geçtikçe şehrin endüstriyel tarafına kaymaya başladı. Nihayetinde Berlin’de Spree Nehri yakınlarına 1950’lerde yayın merkezi olarak inşa edilmiş, geçirdiği dönüşüm sonrası müzik stüdyolarına ve performans alanlarına ev sahipliği yapan Funkhaus’ta kalıcı yerini buldu. Yıllar içinde ufak modifiyelerle özgünleştirdiği piyanosu Funkhaus’a giriş anahtarı oldu. Bir gün Funkhaus’un sahibinden telefon aldı. Karşı taraf sadece “Dünyada eşi benzeri olmayan bir piyanon var ve onun Funkhaus’ta olması gerekiyor” dedi. Çok geçmeden Nils Frahm da babasının yanından ayrılırken hediye ettiği Juno synthsizer’ı ve pek çok enstrümanı ile temelli stüdyosuna yerleşti. Başka bir deyişle etrafının farklı alanlarda çalışan ilham verici sanatçılarla çevrili olduğu kurtarılmış bölgesine…

Analog dipli dünya

Nils Frahm, her ne kadar dijital bir dünyada yaşasak da analog canlılar olduğumuzu unutmayan sanatçılardan. Nils, “Analog ekipmanların tamamında eşsiz bir olgu var. Bu da beni kusursuz ve kusurlu arasındaki gri bölgeye sokuyor. Bazen, aletlerimin içinde bir parça kırılır ve farklı bir ses çıkmaya başlar. Bu size göre bozuk, bana göre ise yeni bir sestir ve keşiftir. Böyle tesadüflerin hayranıyım” sözleriyle organik bağlantıların ne kadar önemli olduğunu vurgularken aynı zamanda Matthew Herbert’in her şeyi kendi eliyle yaratma manifestosundan ilham aldığının altını çiziyor. Onun için tek bir piyanonun içine eklenen her katman ve manuel olarak uygulanan her efekt, zihninde çalmaya başlayan müziğe bir adım daha yaklaşmak demek. “En büyük zorluk, sanatınızla nasıl yaşlanacağınız” diyen birisinin her bir üretimine nasıl baktığını siz düşünün.

Gelecek albümlerde saklı

Bir röportajında Nils’e gelecek 10 ya da 20 yılda müzik tüketimi üzerine ne düşündüğü soruluyor. O da verilere ya da okuduğu makalelere dayanarak değil de hep yaptığı gibi hisleri üzerinden “Albümlerin tekrardan değer göreceğini düşünüyorum. Bana kalırsa harika bir format. Belli bir derinlikte müzik deneyimi yaşamak için zaman ayırmanız gerekiyor. Bir dakika içinde müzikal bir yolculuk yapamazsınız. Bu yüzden bir kompozisyona sahip albüm yapmak hem zor hem de önemli” cevabını veriyor. Bütünsel anlatım, Nils Frahm’ın tüm diskografisine yayılmış durumda. Onunla ayaküstü sohbet edemezsiniz. Evinize davet etmelisiniz…

Pembe bir yalan

“Sanatçı olarak müziğiniz üzerine çok uzun süre çalışırsanız ondan nefret etmeye başlarsınız.” Bu sözler Nils Frahm’a ait. Yıllar içinde verdiği yüzlerce konserin ardından yaşadığı his, tam olarak buydu. Etrafındaki herkese çok büyük bir albüm yapmak için zamana ihtiyacı olduğunu söyleyerek sessizce onu tüketen düzenin dışına çıktı. Bu pembe yalan ona iki yıl kazandırdı. Daha önemlisi, kimsenin onu tanımadığı zamanlardaki gibi müzik yapmasına olanak sağladı. Bu aranın ardında 2018 başında “All Melody” albümü ile geri döndü. Peşinden “Encores” adını verdiği EP serisine başladı. Şimdiye kadar iki tanesi yayımlandı. Bohçası hâlâ dolu. Yüklerini attı ve rengârenk balonuyla yükselmeye başladı. Bu yılın başında bir açıklama yaptı ve “Umarım bu alanlardaki yokluğum dünyadaki varlığımı artıracaktır. Beni her zaman bulacağınız yer orası olacak,” sözlerinin ardından Facebook ve Instagram hesaplarını kapattı. Yük?

Düş sahnesi
Nils Frahm, hayallerini bir albümün içine sığdırsa da gerçekte olmak istediği tek yer sahne. Stüdyo düzenini canlı performanslarına da taşıyan Nils, aradaki farkı “Boş bir odadansa insanlarla dolu bir konser alanında olmak, yaptığım müziğin özüne odaklanmamı sağlıyor. Aksi halde bir şarkıyı üç saat boyunca çalabilirim” sözleriyle açıklıyor. “Performansım sırasında psikolog gibi davranmam gerekiyor. Önce insanları müziğim için açmalıyım ki sonra içlerinde yer bulabileyim. Dinleyicilerin duygularını değiştirmeyi, zihinlerindeki kalıpları yıkmayı seviyorum.” Bu cümleler tekrarı olmayan anlar için her ayrıntıyı düşünen bir sanatçıya ait. Farklı değil mi? Kesinlikle öyle.

Gelelim sebebi ziyaretime. Nils Frahm, 19 Eylül’de yani doğum gününden ve “Encores 3” isimli yeni EP’sinden bir gün önce Neu! Step festivali kapsamında Zorlu PSM sahnesine konuk olacak. 2.5 saat boyunca “Nils Frahm” müziği eşliğinde yolculuğa çıkmak isteyenler için yer ve tarih belli!