Google Play Store
App Store

HIV/AIDS dünyada ve ülkede giderek artıyor. HIV ile yaşayan bireyler damgalanma korkusu, yanlış bilgi, HIV’in tabu olarak görülmesi gibi sorunlar yaşıyor. 19 yaşında HIV tanısı alan Kaan “Hayat mükemmel olmayabilir ama sesimizi duyurdukça önyargılar azalacak” derken Kerem ise “Yalnız değilsiniz” diyor.

Yalnız değilsiniz
Sibel Bahçetepe
Sibel Bahçetepe
sibelbahcetepe@birgun.net

Dünya genelinde her yıl yüz binlerce yeni HIV/AIDS vakası bildiriliyor. Bilimsel ilerlemeler sayesinde HIV artık kontrol altına alınabilen kronik bir sağlık durumu olarak görülse de, test, korunma ve tedaviye erişimin sınırlı olduğu bölgelerde risk devam ediyor. HIV/AIDS ile yaşayan kişiler sosyal damgalama, ayrımcılık ve erişim sorunları ciddi zorluklar yaşıyor.

1 Aralık Dünya AIDS Günü öncesi HIV ile yaşayan bireyler, yaşadıklarını BirGün’e anlattı.

‘İSTİFA ET’ DEDİLER

28 yaşındaki Kaan, HIV ile 19 yaşında tanıştığını söyledi. ilk olarak gribal enfeksiyon benzeri semptomlar yaşadığını anlatan Kaan “Bir hafta mide bulantısı, yüksek ateş yaşadım ve kilo kaybım oldu. Hastaneye gittiğimde antibiyotik verip gönderdiler ve bir hafta sonra belirtiler yok oldu. İki ay sonra bir arkadaşımın önerisiyle frengi testi yaptırdım ve HIV pozitif olduğumu öğrendim’’ dedi. Tanı sonrası ailesinin desteğini gördüğünü ve tedaviye erişimde sorun yaşamadığını ancak iş hayatında ciddi ayrımcılıklarla karşılaştığını söyleyen Kaan, şöyle devam etti:

"İş hayatımda her zaman sakladım ta ki pandemide sokağa çıkma yasağı gelene kadar. İş yerime söylemek zorunda kaldım ve istifa etmemi istediler. ‘İstifa etmiyorum isterseniz kendiniz çıkartıp ötekileştirme için bana tazminat ödeyebilirsiniz’ dedim. Kovmadılar ama terfimi de vermediler kısaca mobbing yaptılar. Bir iş görüşmesinde askerlik muafiyetimi söylediğimde sebebini sordular. Durumumu anlattım ve işe alımım iptal edildi. Bunun gibi bir kaç olay daha yaşadım. En güzeli de beni seven ve destekleyen ailem var. HIV pozitif bireylere şunu söylemek istiyorum: ‘Hayat mükemmel olmayabilir ama sesimizi duyurdukça önyargılar azalacak.”

HAYALET GİBİYDİM

HIV tanısını 7 yıl önce, rahim ağzı kanseri taraması sırasında aldığını anlatan 33 yaşındaki psikolog E. ise ‘‘İlaca başlayana kadarki süreçte durumum kötüleşti. Çok kilo verdim, kusma ve ishal gibi belirtilerle birlikte saçlarım da dökülmeye başladı. İlk aylarda hayalet gibi dolaşıyordum’’ dedi. Başta HIV hakkında toplumdaki önyargılar nedeniyle ölüm korkusu ve dışlanma kaygısı yaşadığını söyleyen E. şöyle devam etti: ‘‘HIV konusunda o kadar önyargı var ki! Ben de sadece çevreden duyduğum bilgilerle bu enfeksiyonu tanıyordum ve bu nedenle ölmekten ya da kimsenin bana yaklaşamayacağından çok korkmuştum. Sonra Pozitif-iz Derneğiyle tanıştım ve HIV konusunda müthiş tecrübeler edindim. Hayatımı geçireceğim insanla tanıştım ve HIV tanımı hiç gündemine bile almayarak benim tamamen normal hissettiğim günlere geri dönmeme çok yardımcı oldu. Sonra bir de çocuğumuz oldu. Önyargılar bizim kim olduğumuzu göstermiyor ve göstermeyecek. Yeni tanı alan kişilere olabildiğince derneklerden ve kendi deneyimlerini paylaşan kişilerden destek almalarını öneririm.’’

İLK AN ŞOK OLDUM

Kerem de şunları anlattı: ‘‘Bir risk durumu sonrası test yaptırmaya karar verdim. Sonuç pozitif çıktı. Herhangi bir özel belirti yaşamamıştım. Bu da HIV’in çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini bana çok net gösterdi. İlk duyduğum an şok yaşadım. Aklıma bir sürü soru geldi, korkum. Araştırmaya başladım. Kısa süre içinde doğru bilgiye ulaştıkça rahatladım. HIV’in günümüzde tedavi edilebilen, kontrol altında tutulabilen bir durum olduğunu öğrendim. Hemen doktora gittim. İlaca başladım. Tedaviye erişimde başlangıçta bilgi eksikliği nedeniyle bazı zorluklar yaşadım. HIV ile yaşayan bireyler en büyük zorlukları sosyal alanda yaşıyor. Damgalanma korkusu nedeniyle bu bilgiyi çok az kişiyle paylaştım. İş hayatında ayrımcılığa uğrama endişesi, özel ilişkilerde reddedilme korkusu her zaman var. Bunlar ciddi bir psikolojik yük oluşturuyor. HIV pozitif bireylere şunu söylemek isterim. ‘Yalnız değilsiniz.’ HIV bir son değil. Doğru bilgi ve düzenli tedaviyle sağlıklı, uzun ve kaliteli yaşam mümkün."

∗∗∗

TEDAVİYE ERİŞİMDE SIKINTILAR VAR

Pozitif-iz Derneği Kurucu Üyesi Çiğdem Şimşek, HIV/AIDS’te Türkiye’de yıllar içinde keskin bir artışın görüldüğünü, bu artışın sosyal, yapısal ve bilgilendirme eksikliklerinden kaynaklandığını anlattı. Son yıllarda yabancı uyruklu bireyler arasındaki vakalarda da belirgin bir yükseliş görüldüğünü anımsatan Şimşek, şunları söyledi: ‘‘Düzenli ve yaygın test hizmetlerinin yetersizliği, insanların HIV hakkında yanlış ya da eksik bilgiye sahip olması, damgalanma korkusu nedeniyle test yaptırmaktan kaçınması en önemli nedenler arasında. Korunma yöntemlerine erişimdeki zorluklar, cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitimlerinin yetersizliği ve HIV’in hâlâ bir ‘tabu’ olarak görülmesi de artışta etkili. Tıbbi olarak tedaviye erişimi olan kişi, sağlıklı ve doğal yaşam süresini yaşıyor. Ancak asıl sorun sosyal alanda yaşanıyor. Damgalama, ayrımcılık, iş hayatında, sağlık hizmetlerinde ve özel yaşamda dışlanma en sık karşılaşılan zorluklardan. Birçok kişi tanısını gizlemek zorunda hissediyor. Bu da kimi kişilerde ciddi sosyal yük yaratıyor. Özellikle yabancı uyruklu bireyler için dil engeli, sosyal güvencesizlik, sağlık sistemine erişimde yaşanan sorunlar yükü daha artırıyor. HIV’den korunmada en temel ve etkili yöntem korunmalı cinsel ilişki. Bunun yanı sıra düzenli HIV testinin yaptırılması önemli. HIV’den korunma konusunda etkili biyomedikal yöntemler de mevcut. Bunlardan biri olan Temas Öncesi Profilaksi (TÖP), HIV negatif bireylerde virüsün bulaşmasını engelleyebilen son derece etkili bir yöntem. Ancak TÖP sosyal güvence kapsamında değil. TÖP’ün sosyal güvence altına alınması mücadelede kritik bir ihtiyaç."

∗∗∗

ÖNLEYİCİ POLİTİKALAR YETERSİZ

Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 1985 yılından 15 Ağustos 2025 tarihine dek 54 bin 46 kişinin HIV tanısı aldığını söyleyen Şimşek ‘‘Bunlar buzdağının görünen sadece küçük bir parçası. Türkiye’de HIV ile yaşayan kişi sayısının gerçekte mevcut sayının yaklaşık 7–8 kat daha fazla olabileceği tahmin ediliyor. Yapılan bir çalışmada 2040 yılında vaka sayısının 400 bin olabileceği ve bunun sadece 150 binine tanı konabileceğini ortaya koydu. HIV konusu hâlâ yeterince ciddiye alınmıyor ve önleyici politikalar istenilen düzeyde etkili değil. Bu nedenle daha güçlü bir ulusal stratejiye, daha yaygın test olanaklarına ve ayrımcılıkla mücadeleye her zamankinden fazla ihtiyaç var’’ dedi.

Çiğdem Şimşek 
Pozitif-İz Derneği Kurucu Üyesi

∗∗∗

40 MİLYONU AŞKIN HIV İLE YAŞAYAN BİREY

• BM HIV/AIDS Ortak Programı’nın raporuna göre, dünyada 40 milyon 800 bin kişi HIV ile enfekte.

• 2024’te yaklaşık 1 milyon 300 bin yeni vaka kaydedildi.

• 15–24 yaş aralığındaki genç kadınlar arasında her gün 570 yeni HIV vakasına rastlanıyor.

• BM raporunda halihazırda HIV ile enfekte 9 milyon 200 bin kişinin etkili tedavilere erişim imkânı olmadığını gösterdi.

• BM 2030’a kadar 3 milyondan fazla yeni HIV vakasının ortaya çıkabileceği uyarısını yaptı.

• Sağlık İstatistik Yıllığı 2024 Bülteni’ne göre 2023 yılında 62 yerli, 10 yabancı toplam 72 vaka varken, 2024’te 115 yerli, 18 yabancı olmak üzere toplam vaka sayısı 133’e çıktı.