Google Play Store
App Store

Yılbaşı için saldırı hazırlığı şüphesiyle IŞİD’lilere düzenlenen operasyonun çatışmaya dönüşmesi AKP’nin büyüttüğü selefi karanlığın geldiği nokta. İktidar, ABD’ye uyumlu yeni bir rejim inşa etmeye çalışırken Diyanet hutbeleriyle, yayılan gerici politikalarla radikal İslamcı gruplar kendine alan buluyor.

Yalova’daki IŞİD operasyonunda yaşananlar selefi karanlığın sonucu: Buzdağının görünen kısmı!
Fotoğraflar: AA

Politika Servisi

IŞİD’e yönelik önceki akşam Yalova’da gerçekleşen operasyon çatışmaya dönüştü. Yılbaşında saldırı hazırlığı içerisinde olduğu söylenen IŞİD’lilere düzenlenen operasyon sonrası çıkan çatışma yaklaşık sekiz saat sürdü. Çatışmada 3 polis hayatını kaybetti, 8 polis ve 1 bekçi yaralandı. 6 IŞİD’linin öldürüldüğü, hepsinin de Türkiye vatandaşı olduğu açıklandı. Olayla ilgili 5 kişi gözaltına alındı.

Çatışma İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından merkeze bağlı Elmalık köyü yolundaki bir eve yönelik düzenlenen operasyonda, IŞİD’lilerin polise ateş açmasıyla başladı.

Sabah saatlerine kadar devam eden çatışmada bölgeye Bursa’dan Özel Hareket polislerinin takviye edildiği öne sürüldü.

GEÇİCİ YAYIN YASAĞI

RTÜK, meydana gelen çatışmayla ilgili olarak geçici yayın yasağı getirildiğini duyurdu. Yalova Valiliği ise bölgede bulunan 5 okulda bugün eğitime ara verildiğini açıkladı. Doğalgaz ve elektriklerin kesildiği çatışma bölgesine sivil vatandaşların ve araçların girmesine izin verilmedi.

Bugünün BirGün'ü

GERİCİ SELEFİ KARANLIĞI BESLEDİLER

Çatışmanın ardından rejimin aktörleri art arda IŞİD ile mücadele vurgulu açıklamalarda bulunsa da yaşananlar iktidarın politikalarının bir yansıması olarak ortaya çıktı.

Tek adam rejimi IŞİD’i besleyen karanlığı tüm politikalarıyla besledi. Toplumun tamamına gericiliği ve muhafazakârlaşmayı dayatan AKP iktidarı, radikal İslamcılığın nemalandığı selefi zihniyetini toplumsal yaşamın her bir hücresine yaymak için çaba harcadı.

Başta eğitim ve sağlık alanında uygulanan gerici politikalar da toplumsal hayatın tamamına yayılmak istendi. Ülke dini referanslarla yeniden dizayn edilmek çabalanırken laikliği ve seküler yaşamı hedef alan politikalar da bu karanlığın büyütülmesinde doğrudan rol oynadı.

SADECE İTHAL BİR TEHLİKE DEĞİL

Tıpkı Yalova’da olduğu gibi ülkenin yakın tarihinde yer alan birçok olay da Türkiye’deki IŞİD tehdidinin yalnızca Suriye’den ithal edilen bir tehlike olmadığını ortaya koyarken rejim, bu politikaları sistematik olarak hayata geçirdi.

Yılbaşı öncesinde saldırı hazırlığında bulunacağı için operasyon yapıldığı belirtilen İŞİD’liler de bu karanlıktan güç aldı.

YILBAŞI KUTLAMALARI HEDEFE KONULDU

Son haftalarda yılbaşı kutlamalarına karşı iktidar tarafından geliştirilen saldırı dili de bunun en somut örneğini ortaya koydu.

Bu politikalar doğrultusunda her yıl olduğu gibi yılbaşını önce Diyanet İşleri Başkanlığı, hedef aldı. 2025 yılının son cuma namazı öncesinde yayımladığı hutbede yılbaşı süsleri bile hedefe konuldu. Hutbede, bu süslemelerin “inanç ve kültürde yeri olmayan semboller” olduğu öne sürüldü.

Yılbaşının hedef gösterilmesi Diyanet’in hutbesiyle de sınırlı kalmadı. Gericiler aracılığı ile kutlamalara karşı geliştirilen saldırı dili okullara kadar girdi. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okul yöneticilerinin yer aldığı WhatsApp gruplarına gönderilen mesajda, okullarda yılbaşı ve Noel temalı etkinliklerin yapılmaması istendi. Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) kampüsünde ise yılbaşına yakın bir zaman diliminde süslenen "Yıldızlı Ağaç", kezzap dökerek kurutuldu. Bu saldırıların yanı sıra gerici tarikat ve cemaatler de yılbaşı kutlamalarını hedef almayı sürdürdü.

Saldırılara ilişkin konuşan CHP (CHP) PM Üyesi Zeliha Aksaz Şahbaz, da Yalova’da ülkenin selefi teröristlerin kampına çevrildiğini söyledi. Şahbaz, "El Kaide’nin Yalova’da kampları bulunduğu ve 11 Eylül Amerika İkiz Kuleler saldırısından, İstanbul’da Sinagog, İngiltere Büyükelçiliği ve HSBC Bank saldırılarında bulunan terör örgütü mensuplarının bu kamplarda eğitildiği yönünde iddialar var. Ülke selefi teröristlerin kamp alanına dönüştü. İktidar anayasal protesto hakkını kullanan muhalif gençlerin peşinde!" dedi.

ÖRGÜTLÜ BİR YAPI VAR

CHP Milletvekili ve CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi İçişleri Politikaları Başkanı Murat Bakan, IŞİD’e yönelik operasyonda yaşananlarla ilgili BirGün’e değerlendirmelerde bulundu. Operasyonun saatlerce süren çatışmaya dönüşmesinin yalnızca bir operasyon haberi olarak okunamayacağının altını çizen Bakan, “Bu tablo, Türkiye’nin IŞİD tehdidini nasıl gördüğü, nasıl izlediği ve nasıl yönettiği sorusunu yeniden ve daha sert biçimde önümüze koyuyor. Bir ev baskını gibi başlayan bir girişim uzun süreli çatışmaya evriliyorsa ortada basit bir saklanma evi değil, daha örgütlü bir yapının lojistik ve silahlanma kapasitesi olan bir ağ organizasyonu olduğunu görmek gerekir” dedi.

CHP’li Bakan, yaşananların, “Böyle yüksek riskli bir operasyonun güvenliği için sahadaki standartlar nedir? Yüksek riskli operasyon protokolü nerede, nasıl uygulanıyor? Neden işlemedi? Kim uygulamadı, kim denetlemedi?” sorularını da gündeme getirdiğini kaydetti.

‘BUZDAĞININ GÖRÜNEN KISMI’

Yalova Elmalık’ta yaşananları, “IŞİD tehdidinin Türkiye’de ulaştığı boyutun sadece görünen kısmı olabilir” olarak nitelendiren Bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu tabloyu büyüten bir başka boyut ise IŞİD-Horasan tehdididir. Avrupa’daki güvenlik değerlendirmeleri, IŞİD-Horasan’ın Avrupa’ya dönük planlamalarında Türkiye’nin hem bir geçiş güzergâhı hem de hedef ülke olarak önem kazandığına dikkat çekiyor. Türkiye, coğrafyası ve hareketlilik hatları nedeniyle bu yapı açısından bir düğüm noktasına dönüşebiliyor. Bu gerçek, meselenin sadece ülke içi güvenlik başlığı olmadığını, Türkiye’nin uluslararası terör ağlarıyla kesişen bir risk haritasında bulunduğunu gösteriyor. Bu nedenle IŞİD-Horasan’ın Türkiye bağlantısı, insan hareketliliği, sahte kimlik-ikamet zincirleri, dijital örgütlenme ve finansman hatları dahil olmak üzere bütün katmanlarıyla ciddiyetle ele alınmalıdır.”

‘İNANÇ’ PARANTEZİ İLE OKUNAMAZ

Türkiye’de üst üste gündeme gelen dosyaların, “Bireysel radikalleşmeden hücre örgütlenmesine uzanan bir çizgide, tehdidin yeni biçimlerle yeniden üretilmeye çalışıldığını” gösterdiğini belirten "gölge bakan" Murat Bakan, şu ifadeleri kullandı:

“Dijital ağlar üzerinden radikalleşen, eyleme sürüklenen vakalar aile düzeyinde radikalleşme örnekleri, çok kısa aralıklarla gündeme gelen operasyonlar ve çatışmalar… Tüm bunlar bir araya geldiğinde, ‘IŞİD bitti’ kolaycılığının güvenliği zayıflattığını, örgütün ise tam da bu rahatlığın içinden kendine alan açabildiğini düşündürüyor.

Burada konuşulması gereken bir başka başlık, istihbarat ve güvenlik bürokrasisi içindeki ideolojik körlüktür. IŞİD ve benzeri selefi yapılar, sadece inanç paranteziyle okunduğunda, nereye evrilebileceği, hangi eylem kapasitesine ulaşabileceği, hangi ağlarla kesişebileceği yeterince görülemez.

Üstelik cemaat ve tarikat yapılanmalarının devlet içinde ve toplumda yıllardır güçlendiği bir zeminde, radikalleşme süreçlerini doğru okumayı zorlaştıran bir atmosfer oluşur. Bu, sadece teknik değil aynı zamanda zihni bir sorundur. Risk analizi, sadece operasyonel kabiliyetle değil, tehdidi doğru tanımlayabilen bir kurumsal akılla yürütülür.

∗∗∗

SALDIRININ ARDINDA KALANLAR

İKİ YIL ÖNCE ÖNERGE VERİLMİŞ

CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı iki yıl önce Meclis’e sunduğu araştırma önergesinde IŞİD’in Türkiye’de “Mekteb-i Furkan” adı altında yeni bir yapılanma oluşturduğunu ileri sürdüğü öğrenildi.  Önergede, örgütün Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Çeçenistan ve Afrika ülkelerinde propaganda ve örgütlenme faaliyeti yürüttüğü; silahlı ve askeri eğitimlerin ise Gürcistan’da gerçekleştirildiği iddia edildi. Önergede, örgütün merkezinin Yalova olduğu bilgisi de yer aldığı belirtildi. “Ahlak ve Sünnet Dergisi” çevresinde toplanan grubun, doğrudan hiyerarşik bağ kurulmasa da IŞİD’le taban oluşturma ve silahlı eğitim için “dirsek temasında” bulunduğu ifade edildi.

POLİS 4 AY ÖNCE AYNI EVİ BASMIŞ

IŞİD evinde son bir yıldır 3 kişilik bir ailenin oturduğu ancak önceki geceki operasyonda evin çok kalabalık olduğu öğrenildi. Aynı eve 4 ay önce ise Yalova polisinin baskın yaptığı İŞİD militanının kırdığı cep telefonlarına el konulduğu belirtildi.

IŞİD BAYRAKLARIYLA KONVOY

Bundan beş ay önce de IŞİD militanlarının, örgütün siyah bayraklarıyla Yalova’da düğün konvoyu görüntüsünde gövde gösterisi yaptıkları sosyal medyaya yansıdı. Bu görüntüleri yayınlayan Ensar Uslu isimli X kullanıcısı, Yalova’ya Bitlis’ten aileleriyle göç eden militanların Suriye iç savaşı sırasında da Ebu Hanzala adıyla tanınan Hasan Bayancuk’un takipçileri olduğunu önde sürdü.

YALOVA’YI TRANSFER NOKTASI OLARAK KULLANIYORLAR

IŞİD üyelerinin Türkiye’yi bir transfer ülkesi olarak kullandığına dair iddialar da gündemde genişçe yer buldu. Daha önceki soruşturma dosyalarına yansıyan bilgilere göre, Yalova hücresinin teknik kapasitesi, "Hicret ve Lojistik Ofisi" işlevi görüyordu. Avrupa’ya geçmek isteyen örgüt üyeleri için Yalova, sahte kimliğin basıldığı, seyahat planının yapıldığı, para akışının ve çıkışın organize edildiği merkez konumundaydı.

‘SUİKASTÇI’ YILLAR ÖNCE YALOVA’DA YAKALANMIŞ

Yalova Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Şubeleri tarafından yürütülen çalışmalarda, örgütün Türkiye’deki üst düzey yöneticilerinden biri ile “suikastçı” olarak tanımlanan bir IŞİD’linin izine ulaşıldı. 20–29 Ocak 2021 tarihleri arasında yapılan eş zamanlı baskınlarda, Yalova merkezli olarak İstanbul, Sakarya, Eskişehir, Mersin ve Şırnak’ı kapsayan geniş bir ağ ortaya çıkarıldı. Operasyon kapsamında, İçişleri Bakanlığı kaynaklarınca “Türkiye Suikastçısı” olarak tanımlanan A.Y. ile hücrenin yerel lideri ve idari sorumlusu A.G. yakalandı. Bu yapı, yıllar önce Yalova’nın örgüt açısından bir “yatakhane” değil, doğrudan bir komuta ve koordinasyon merkezi olarak kullanıldığını ortaya koymuştu.

KONUM VE SAAT PAYLAŞMIŞ

Yalova’da güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda etkisiz hale getirilen IŞİD üyesi Zafer Umutlu’nun aylar öncesinde Bursa’nın İnegöl ilçesinde konum belirterek video paylaştığı ortaya çıktı. Bir başka paylaşımda ise üzerinde terör örgütü IŞİD’in bayrağının olduğu duvar saatini paylaştığı görüldü. Paylaşımda "Ben kinimi diri tutmak için Allah’a dua ediyorum. Vallahi fırsat verdiğinde elimize güç geçtiğinde yeryüzündeki hiç bir kâfire göz yummayacağım" ifadelerini kullandığı görüldü.

BU KARANLIĞI TANIYORUZ

İktidarın İŞİD ile mücadele söylemlerinin ise bir geçerliliği yok. IŞİD’in daha önce ülke sınırları içerisinde gerçekleştirdiği birçok katliamın hesabı da hala ortada duruyor. 2015 yılında 10 Ekim Ankara Garı önünde barış mitingi sırasında 105 kişinin katledildiği IŞİD saldırısı sonrasında oy oranlarını artırdıklarıyla övünen AKP iktidarı daha sonra yaşanan hiçbir katliamı da engelleyemedi. 2016’da Atatürk Havalimanı baskını, aynı yıl İstiklal Caddesi’nde 16 kişinin ölümü, 2017’de yılbaşı gecesinde Reina gece kulübünde 39 kişinin katledilmesi de bu saldırılardan oldu. 28 Ocak 2024’te İstanbul’da Santa Maria Kilisesinin basılıp 1 kişinin öldürülmesinden de de IŞİD’in Horasan Vilayeti kolunun sorumlu olduğu iddia edildi.

PAYLAŞIMLARA SORUŞTURMA

Saldırının ardından RTÜK’ün geçici yayın yasağının yanı sıra sosyal medya paylaşımları da mercek altına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklamada dezenformasyon içeren sosyal medya paylaşımlarına soruşturma başlatıldığını bildirildi.

∗∗∗

SİYASAL İSLAMCI KARANLIĞI DAĞITACAĞIZ

IŞİD’li saldırganlarla yaşanan çatışma sonrası tepkiler de yükseldi. O tepkilerden bazıları şöyle:

SOL Parti: AKP’nin Amerikan güdümlü siyasal İslamcı politikaları, Türkiye’yi bir cihatçı terör üssüne dönüştürdü. Yalova’da terör örgütü IŞID’e yönelik operasyon sırasında ortaya çıkan manzara ülkemizin nasıl bir tehditle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu çete ülkemizin en ücra noktalara kadar nasıl yaygınlaştı; uzun saatlerce çatışabilecek bir mühimmata nasıl sahip olabilmiştir? Bu soruya verilecek en doğru yanıt, ABD’nin Orta Doğu planları doğrultusunda Türkiye’nin adım adım siyasal İslamcı bir rejime dönüştürülmesidir. Cihatçı örgütlerle kurulan açık ya da örtük ittifaklar, ülkeyi bölgesel savaşların lojistik ve ideolojik arka bahçesi haline getirdi. Bu politikaların ülke içindeki karşılığı ise tarikat-cemaatlerin önünün açılması, cihatçı örgütlerin Türkiye’yi geçiş ve barınma alanı olarak kullanması, başta Diyanet olmak üzere kamu eliyle toplumsal yaşamın dinsel kurallarla kuşatılması oldu. Yalova’da yaşananlar Suriye ve Orta Doğu’da etnik ve mezhepsel temelde kurgulanan yeni düzene Türkiye’yi entegre etmenin kaçınılmaz sonucudur. Açık olan bir başka gerçek ise Türkiye’nin siyasal İslamcı iktidar eliyle sürüklendiği bataklıktan derhal çıkmasının tarihsel bir zorunluluk olduğudur. Laik, bağımsız bir Türkiye mücadelesinde birleşerek, ülkemizi kuşatan bu karanlık ablukayı dağıtacağız.

TKP: AKP iktidarının Suriye’de yıllardır izlediği politikalar ve ortağı olduğu gerici dönüşüm bugün karşı karşıya kaldığımız karanlık tablo açısından belirleyicidir. Suriye’de HTŞ denilen cihatçı yapılanma başa geçtiğinden bu yana yaşananlar ortadadır. Ortada Suriye diye bir ülke neredeyse kalmamış durumdadır. ABD ve İngiltere başta emperyalist ülkelerin kuklası haline dönen bir iktidar baştadır. Suriye milletler, dinler ve mezhepler üzerinden yaşanan ayrımcılığın ve bölünmelerin durdurulamadığı, her geçen gün arttığı ve şiddetli çatışmalara evrildiği bir coğrafya haline gelmiştir. AKP’nin temsil ettiği dinci gerici, piyasacı ve işbirlikçi dünya görüşü halkımız için asıl güvenlik tehdididir. AKP’nin ise güvenlikten anladığı halkın bastırılması ve sindirilmesi, her tür muhalefetin yasaklanması ve susturulmasıdır. Bu karanlıktan ve onun yarattığı canavarlardan kurtulmak ancak eşit, laik, bağımsız ve egemen Türkiye’yi savunmakla mümkündür.

TİP: Yalova’da IŞİD militanlarına düzenlenen ve üç polisin hayatını kaybettiği operasyonlar bir kez daha gösteriyor ki cihatçı örgütler, siyasi iktidarın kendilerine dönük eylemsizlik ve cezasızlık tutumundan faydalanarak ülkemizde cirit atıyor. İktidarın Türkiye’de yıllardır eylemlerle, konuşmalarla dile getirdiğimiz cihatçı örgütlerin varlığından, bugünkü kanlı çatışmaya kadar haberi yok muydu? Militanlar, saatlerce çatışacak silah ve mühimmatı nasıl temin ettiler, köylere kadar nasıl örgütlendiler? 10 Ekim’de ve Suruç’ta halkımızı katleden, yılbaşında gece kulüplerine terör saldırısı düzenleyen cihatçılar bu imkân ve rahatlığı kimden buluyor? Bu sorular yine cevapsız bırakılacaktır çünkü aslında cevabı bellidir. Türkiye’de ve Orta Doğu’da cihatçı barbarların varlığına mücadelemizle son vereceğiz.

DEM Parti: IŞİD’e karşı etkili yürütülecek mücadelenin demokrasi, barış ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Acıların tekrar etmemesi için ortak sorumlulukla hareket etmek zorundayız.

EMEP Milletvekili Sevda Karaca: 10 Ekim Katliam faillerinden Ahmet Güneş ve Mustafa Delibaşlar, IŞİD içinde faaliyet yürüttükleri halde MİT tarafından "örgütle ilişkisi yoktur" yazısıyla aklandı. Katliamın sorumlularından İlhami Balı’nın, hakkında arama kararı varken ve dava sürerken, MİT yetkilileri ile görüştüğüne dair resmi belgeler ortaya çıktı. IŞİD’e karşı gerçek mücadele; göstermelik operasyonlarla değil, bu örgütün Türkiye’deki tüm bağlantılarını açığa çıkaran, siyasi sorumluluğu da kapsayan bir yüzleşmeyle mümkün.