birgün

10° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 19.09.2021 08:51
author

Yardımcı ders kitabı 101 | Hayat laiktir!

Hayat laiktir, tabiat laiktir, insan laiktir ve laiklik sadece kitapta, Anayasada yazıldığı gibi değildir, daha ileridir. Laikliği getirip din, vicdan, inanç özgürlüğüne sıkıştırdılar, evet hem öyledir ama aynı zamanda da inanmama özgürlüğüdür. Yaşama, dünyaya istediği yerden istediği gibi bakma özgürlüğüdür.

Yardımcı ders kitabı 101 | Hayat laiktir!

LAİKLİK DERSİ

DERSİMİZ: Laiklik

KONUMUZ: Yaşam, doğa, yeryüzü

Baştan söylemeli, laiklik, bütün derslerin anası, atası, evveli, başlangıcıdır. Lamı cimi var mı bunun, yok! O olmazsa yaşam, özgürlük, eşitlik, sevgi, yurttaşlık, hak hukuk, adalet de yok demektir. Onun olduğu her yerde her zaman bunlar var mı, bazen var bazen yok, ama laiklik yoksa bunların hiçbiri yok, hiçbir yerde yok ve hiçbir zaman yok! O nedenle ‘eğitim şart’ denildiği gibi ‘laiklik şart!’ diyor, bunun ilk dersimiz olduğunu biliyor, hiç unutmuyor, bu ders seçmeli olsun diyenlereyse asla yüz vermiyoruz!

Ne seçmece ne seçkin ne de zorunlu, laiklik gönüllü bir ders. İnsana, hayvana, doğaya, başkalarına, çocuklara, başka dinlere, dillere, mezheplere, halklara, kültürlere, ezcümle yaşama, iyiliğe, dostluğa gönül verenlerin içine doğduğu bir ders. Yani hayat dersi, çünkü hayat laiktir!

Laiklik, Aydınlanmanın ürünü, hem de ne aydınlanma, göz aydınlığı, gönül aydınlığı, barıştan yana, cinsiyetçi ve türcü olmayan insanların bakış görüş aydınlığı. Laiklik kaldırılsın diyen, onunla uğraşan, varmış gibi zararlarından, kötülüklerinden söz edenlere bir bakın, hepsinin da kafası birbirinden karanlık, örümcekli tipler değil mi? Aydınlık olsalar, açık görüşlü olsalar, en başta Tanrının laiklikten sevineceğini, yeryüzünde istediği düzenin kurulmasından mutluluk duyacağını düşünürler ve şu soruları sorarlardı: Tanrının eşit yarattığı kulları yeryüzünde kadın erkekten aşağıdır diye ikinci sınıf insan sayanlar, aslında Tanrıya karşı en büyük suçu işleyip günaha girmiyorlar mı? Din adına kadınları eve hapseden, onların sokağa çıkmasına, okula gitmesine izin vermeyen, kız ve erkek çocukları birbirlerinden ayıran, gafil diyeceğim onlara, hatta yaratıklar gerçekte Tanrıya karşı çıkmış olmuyorlar mı? Böyle bir gaddarlık, canavarlık olabilir mi? Hem kim Tanrının adına iş görebilir? Kim kadınları erkekten aşağı sayabilir?

Hayat laiktir, tabiat laiktir, insan laiktir ve laiklik sadece kitapta, Anayasada yazıldığı gibi değildir, daha ileridir. Laikliği kendi isteklerine göre, getirip din, vicdan, inanç özgürlüğüne sıkıştırdılar, evet hem öyledir ama aynı zamanda da inanmama özgürlüğüdür. Yaşama, dünyaya istediği yerden istediği gibi bakma özgürlüğüdür.

İnsan için vazgeçilmez değerlerin başında özgürlük gelir, varoluştur, varlık yokluk sorunudur, Edip Cansever’in demesiyle “İnsan yaşıyorken özgürdür” ve özgürlüğün ilk koşulu da insanın laik olması, laik bir düzende yaşamasıdır.

Laikliğe karşı çıkmak varoluşa, yaşama karşı çıkmaktır, akışa, başka canlılara, doğaya, kadınlara saygı göstermemektir, dünyayı erkek gözüyle görmek, her şeye eril bakmak, eril bir dil kurmaktır. Dünya ancak erkek egemen bakıştan, erkek iktidarı ve ideolojisinden büyük ölçüde arındığı zaman yeryüzü olur, yoksa gidişat Cahiliye diye beğenmedikleri dönemden de kötü olur. 21. yüzyılda Taliban diye bir yönetimin kurulacağını ve bunun emperyalizmin yenilgisi diye alkışlanırken, Türkiye’den Avrupa’ya nerdeyse tüm dünyanın bu rejimle ilişki kurmak için yarışacağını aklınız alır mıydı?

Laiklik akılcılıktır, rasyonalitedir, her şeyi bilime bağlamaktır, inanca yer vermemek, Tanrıya karşı olmak, kafa tutmaktır diyenlere gelince, hiç merak etmesinler, özgür insan daha çok sever, daha kadir kıymet bilir, gönül verir, değer verir, varlığımızı varlığına armağan edeceğimiz insanların kadınlar olduğunun da farkındadır. Laik olmak Tanrıdan korkmak değil, tersine onun yeryüzündeki sureti olduğumuzu bilmek, onu sevmek, saymak, bazen de kızmak, tartışmaktır. Tanrı Baba diyorlar ya insan da en çok babasıyla tartışır, ondan kopmak, bağımsız olmak ister, ama bu onu sevmesine de engel değildir.

Galiba dünyada ve Türkiye’de laikliğe en çok erkeklerin karşı çıkması boşuna değil, sözü, gücü, iktidarı kaptıracaklarından korkuyorlar, çünkü sizden benden daha iyi biliyorlar ki, laiklik de dişidir, doğa da, özgürlük de! “Ekmek kadar temiz, su gibi aziz” olandır laiklik!

yardimci-ders-kitabi-101-hayat-laiktir-923055-1.

ANA DÜŞÜNCE: Laiklik doğamızdır.

YARDIMCI KİTAP: Cumhuriyet ve Laiklik, ÇYDD Yayınları


GÜZ DERSİ

DERSİMİZ: Güz

KONUMUZ: Gazel, büyüme, sakinlik

Güz deyince hemen öyle kaşlarınız aşağıya inmesin, gözleriniz gölgelenmesin, dudaklarınız küsmesin. Güz demişler, üz değil! Bardağın yarısı güz en azından, eh diğer yarısı da üzüm, bundan güzel ne olabilir? Güzün sevinci üzümdür, üzüm de hem göz sevincimiz hem iç serinliğimizdir, meyvelerin Şiraz’ı gibi gelir bana. Al eline bir salkım üzüm karasından beyazından yeşilinden, onların ışıltısından senin de gözlerin parlar, gönlün ışıldar. Hele bir de güz hakkında üzümle bir konuşma tuttur, şiir, yazı o konuşmanın yanında hiç kalır!

Güz deyince Sonyaz gelsin aklınıza, tıpkı bahar deyince ilkyazın geldiği gibi. İkisi de içlerinde yazı taşıyor, biriyle başlıyor biriyle kapanıyor, öyleyse mevsim güz, sevinci yaz diyelim, güzel güzel güz yazalım.

Güz de bir başlangıç, kışın soğuğuna, karına karşı bir hazırlık, bir tür doluluk hali. Yalnızca kışa karşı mı, belki kendimize karşı da bir hazırlık olabilir güz. Niye olmasın? Eve dönüş gibi bir şeydir kendine dönmek de. Gezginlik, sokak, nerde sabah güzeldir güzel olmasına ya bir de onun orda akşamı vardır, işte o da güzdür, güzeldir, insanı yalnızca kendi içine, kendi evine dönmeye değil, yüzünü dünyaya, başkalarına dönmeye de davettir. Evsizler, göçmenler, yoldakiler, yoksullar, sokak insanları, sokak hayvanları nerede kışlayacaklar, nasıl kışlayacaklar, onların güzünü karakışa, yüzünü kara günlere çevirmemek için elimden ne gelir diye düşünmektir. İnce düşünce budur, ince sözcükler yazmak değil yalnızca!

Güz, ince düşüncenin evi, ince fikrin avlusudur. Gazel bir hatırlatmadır, uyarıdır. Yapraklar nasıl düşüyorsa dalından, sararıp soluyorsa, ayaklar altında dağılıyorsa, rüzgârla yurdundan, ağacından uzaklara savruluyorsa, şairin ‘büyük insanlık’ dediği ve yok hükmünde sayılanlar da gazel gibi giderler, vuslat bir başka bahar olamadan! Öyleyse güz bir olanaktır, dinlenme, derlenme, derinleşme, dertleşme ve direnme olanağı. Olanaksa yalnızlığa karşı bir direniş olmalı, insanlar, hayvanlar birbirlerinin iyiliğinde toplanmalı, belki bunun da adı güz toplanması olmalı.

Gazel inceldiği yerden kopuyor, insan inceldiği yerden toplanmalı. Bunu kim mi buyurdu? Doğa böyle buyurdu, ister Doğanın Diyalektiği diyelim, ister yaşamın akışı, mevsimler niye var sorusunun olası bir yanıtı, tüm canlılara zaman tanımak olmalı. Güzün bir ara, mola olması, insanın hafif düşünceye dalması, karamsar değil ama sakin ve dingin olması ve yine Usta’nın “Dünyayı telaşsız rahat seyredebiliyorum artık” dediği dizeye gelmesi de güzün gizli hazinelerinden biridir. Güz insanı dize getirmez, kendine getirir.

İnsanın da içine bir gazel düşer gibi olur, durur, sanki birini arar, bir yer, bir şey arar gibi bakınır, neyse o çok uzakta değildir, anlar çağrıldığını ve neşeyle gelir, zira hiç kimse çocukluğundan fazla uzaklaşmış sayılmaz. Onu gözden yitireceğim kaygısıyla fazla büyümek, onunla arayı açmak istemeyiz hiçbirimiz. Birbirimize gülümseriz, “sen bu çocuğu bir yerden hatırlıyorsun” der miyiz, belki deriz. Demesek de ne gam biz onu unutsak da o bizi hatırlar, Hulki Aktunç’un güzelim öykü kitabının adı gelir, Güz Her Şeyi Bilir, belki onun “Güz hep eskidir” deyişi de güzün sessizliği, içedönüklüğü, bilgeliğinden gelir.

Yaz gibi geçer, yine gelir demeyelim, güz geçmemiştir, hiçbir yere gitmemiştir, burada bu gazel ormanından geçerken yaş alan çocukları beklemiştir. Onların güzden geçen, içinde güz geçen konuşmalarını duymuştur. Ve hayatın da, diğer mevsimlerin de, çocukluğun da okulu olmuştur: Güz Okulu.

O okula gitmeden ne çocuk ne büyük olur insan. Güzden güzel okul da bulamaz ama!

yardimci-ders-kitabi-101-hayat-laiktir-923056-1.

ANA DÜŞÜNCE: Yaprak gazel olmayı göze alır, büyümek isteyen çocuklar güzü!

YARDIMCI KİTAP: Güz Her Şeyi Bilir, Hulki Aktunç, YKY

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol