birgün

17° PARÇALI BULUTLU

RÖPORTAJ 09.03.2019 03:30

Yargı buraya yumruk havaya!

Peşin peşin şunu söyleyeyim: Gözlerime yazık inanın. 657 sayfa. Oku oku bitmiyor. Üstelik insan okuduğundan da pek bir şey anlamıyor. Gezi iddianamesinden söz ediyorum. Hani şu, müşteki, mağdur listesinde Erdoğan’ın bulunduğu… Devamında da -o sıradaki hükümetin değerli isimlerinden- Muammer Güler, Egemen Bağış, Zafer Çağlayan’ın yer aldığı iddianame. Tıpkı OdaTV, Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk ve elbette […]

Peşin peşin şunu söyleyeyim: Gözlerime yazık inanın. 657 sayfa. Oku oku bitmiyor. Üstelik insan okuduğundan da pek bir şey anlamıyor.

Gezi iddianamesinden söz ediyorum. Hani şu, müşteki, mağdur listesinde Erdoğan’ın bulunduğu… Devamında da -o sıradaki hükümetin değerli isimlerinden- Muammer Güler, Egemen Bağış, Zafer Çağlayan’ın yer aldığı iddianame.

Tıpkı OdaTV, Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk ve elbette son dönemdeki Sözcü ve Cumhuriyet davalarının iddianameleri gibi tarihe geçecek bir metin!

Sayın Savcı, GİRİŞ bölümünde, yani tüm iddiaların özetinin sunulduğu kısımda Gezi’nin amacını ERDOĞAN’I YIPRATMAK olarak takdim ediyor. Ama sonra bu iddia ERDOĞAN’A DARBE’ye dönüşüp müebbet hapis cezasının temeli atılıyor.

Çelişkiler, bu bir çelişkiyse tabii, bununla sınırlı değil.

Darbe yapmaya kalkışmakla suçlanan sanıklar ŞİDDETSİZ MÜCADELE yöntemlerini uygulamakla itham ediliyor.

İnanmayacaksınız ama gerçekten iddianame bunu söylüyor. Şiddetsiz mücadele yöntemleri birer birer anlatılırken, şöyle şahane bir örnek de veriliyor: Mehmet Ali Alabora ve (Gezi’nin provası dedikleri) Mi Minör oyunu ile (bakınız burası çok önemli!) BAĞLANTILI KİŞİLERİN ÇOĞU OLAYLAR SIRASINDA BİR SÜRE EVDEN ÇIKMAMIŞLARDI.

Nesini nasıl yazmalı ki! Her tarafı ayrı şenlikli! Hadi, “off the record” yani “kayıt dışı” sözcüğünü anlamadıkları için telefon deşifresine (göze ve kulağa da hayli tehlikeli gelen bir ifadeyle) OPTARİKA denmesine “sehven” deyip geçelim. Ama iddianamenin bütünü incilerle dolu!

En güldüren ‘inci’, Türkiye’deki arı çeşitliliği ve popülasyonu haritasının ‘Türkiye’yi bölen harita’ diye sunulması. Üzerindeki yazıyı Google’a sorsalar anında öğrenecekler hâlbuki.

‘Gezi’nin en vahşi eylemi’ diye anlatmalara doyamadıkları Kabataş vakasından tek cümle yok. Gençlere alınacak 100 sandviç ise, müthiş delil diye koca koca harflerle yazılmış.

Geçmişteki iddianameler gibi, bunda da bolca telefon dinleme kayıtları var. Hani Cumhuriyet davasında Güray Öz, pideciye telefon etmekle suçlanmıştı ya… Bunda da o kadar VAHİM kayıtlar var.

Ancak, iddianamenin çok büyük bölümü açık kaynaklardan edinilmiş bilgi tweet, tv yayını, rapor, köşe yazısına ayrılmış. 6 yıl önce orta yerde söylenmiş, yazılmış ne varsa ‘suç delili’ oluvermiş.

Arada öyle ‘iddialara’ rastlıyorsunuz ki, bir an ne okuduğunuzu unutuveriyorsunuz. Örneğin, memurlara (polis ve jandarma için bu ifade kullanılıyor) kaba el kol hareketi yapmak, alay etmek veya tam aksine onlara çiçek vermek de suç listesinde. İnanmıyorsanız sayfa: 48.

Tabii memura çiçek vermek… Avrupa Parlamentosu milletvekili ile kamuya açık bir yerde (bildiğiniz kafede) yemek yemek… Gezi’deki gençler için sandviç veya gaz maskesi temin etmeyi düşünmek… Evden çıkmamak veya tam aksine çıkmak… Darbe kalkışması iddiasının altını dolduramıyor.

İşte, müthiş teşhis, tespit, keşif vs. silsilesi orada devreye giriyor. İddianamenin siyasi boyutu ilmek ilmek örülüyor. Nasıl mı? Eylemciler ‘Erdoğan istifa’ diye bağırmış. Daha ne olsun! Üstelik de, Gezi’nin arkasındaki (turuncu devrimlerin abisi) OTPOR ve türevlerinin simgesi ‘sıkılmış yumruk’ ile.

Hadi Sayın Savcı ve 1 numaralı mağdur yumruğun tarihçesine vakıf değil… Faşistlerin, nasyonal sosyalistlerin kollarına karşı yumrukların sıkıldığını bilmiyorlar diyelim. 1 numaralı mağdur, (her nedense) o pek sevdiği CHAVEZ’in yumruk havada pozunu da mı görmemiş!

İşin ucunda, kimisi tutuklu onca insanın müebbet hapisle yargılanması olmasa… İnsan hayatından bu kadar pervasızca yıllar çalınmasa… Benim gençliğimde şahane örneklerini izlediğim absürt tiyatro metni zannedebilirsiniz.

Evet absürd. Ne yazık ki oyun değil!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız