Google Play Store
App Store

Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı havzasında planlanan altın-gümüş madeni projesine karşı açılan davada, 13 Şubat’ta sahada keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak. Yaşam savunucuları “Suyumuza sahip çıkıyoruz” diyerek tüm yurttaşları keşif alanına davet etti.

Yaşam savunucularından Atikhisar Barajı için çağrı: Keşif günü 13 Şubat

Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı havzasında, Koza Altın İşletmeleri tarafından yapılmak istenen altın-gümüş madeni projesine karşı açılan dava kapsamında 13 Şubat Cuma günü proje sahasında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak.

Ekoloji örgütleri ve bölge halkı tüm yurttaşları bilirkişi keşfinin yapılacağı alana davet ediyor. Proje sahasının baraja sadece 1.400 metre mesafede olması ve su toplama havzası içinde yer alması en büyük endişe kaynağı. Projenin yapılması durumunda büyük bir ekokırım suçu işlenecek, Çanakkale halkı zehirlenmiş içme suyuna mahrum edileceği vurgulanıyor.

Çanakkale’nin Merkez ilçesinin Serçiler ve Terziler köylerinde Koza Altın AŞ tarafından açılmak istenen Altın-Gümüş Madeni Projesi için 17 Eylül 2025 tarihinde, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ikinci kez “ÇED Olumlu” kararı verildi. Kararın iptal edilmesi için Çanakkale Belediyesi, Çanakkale halkı, bazı dernek ve odalar ile Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından 5 ayrı dava açıldı.

"ORMAN EKOSİSTEMİ YOK EDİLECEK"

Koza Altın İşletmeleri’nin söz konusu projesi için daha önce 2017 yılında verilen ilk ÇED Olumlu kararı, 2020 yılında mahkeme tarafından iptal edilmişti. O dönem mahkeme, "Atikhisar Barajı’nın dibinde bu projenin gerçekleşemeyeceğini" ve "kamu yararı bulunmadığını" hükme bağlamıştı. Ancak şirket, ÇED sürecini yenileyerek projeyi tekrar gündeme getirdi ve 17 Eylül 2025 tarihinde Bakanlıktan yeniden onay aldı.

ÇED Raporu’nun iptal edilmesi talebinde de şu gerekçeler sıralandı:

“-Çanakkale halkının tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın koruma alanında tehlikeli atık üreten madencilik faaliyeti yapılması, hukuka ve insanların temiz suya erişim hakkına aykırıdır.
-On binlerce ağaç kesilecek, 93 hektar orman ortadan kaldırılacak, her türlü bitkisi ve yabanıl hayatıyla bir orman ekosistemi yok edilecektir.
-ÇED alanı içinde kalan 23 hektar tarım alanı ortadan kaldırılarak maden alanı hâline getirilecektir.
-Proje alanında kalan şahıs arazileri kamulaştırılarak köylülerin yaşam alanları ve geçim kaynakları ellerinden alınacak, tarım ve hayvancılık yapılamayacak, köylüler yaşam alanlarını terk etmeye, göçe zorlanacaktır.
-Pasa yığınlarının oksijen ve yağış ile temasa geçmesi nedeniyle asit maden drenajı oluşacak ve ağır metaller açığa çıkacaktır. Ağır metal içeren sızıntılar; yer altı ve yüzey sularını, Değirmen Deresi’ni, Sarıçay’ı ve Çanakkale halkının tek içme su kaynağı olan Atikhisar Barajı’nı kullanılamaz hâle getirecektir.
-Kirlenecek dereler ve Atikhisar Barajı’ndan sulama ile tarım yapılması durumunda, tarım alanları ve üretilen sebze ve meyveler de kirliliğe maruz kalacaktır.
-Projede hiçbir kamu yararı yoktur, yalnızca ruhsat sahibi şirketin kârı gözetilmektedir."