birgün

25° AZ BULUTLU

ÇALIŞMA YAŞAMI 06.01.2017 09:31

‘Yaşamak için direneceğiz, başka hiçbir çaremiz yok!’

Aralık ayında en az 141, 2016 yılında ise en az 1970 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İSİG Meclisi’nden yapılan açıklamada, “Yaşamak için direnmek ve örgütlenmek zorundayız, başka çaremiz yok” denildi

‘Yaşamak için direneceğiz, başka hiçbir çaremiz yok!’

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, aralık ayı iş cinayetleri raporunu dün açıkladı. Buna göre, aralık ayında en az 141, 2016 yılının tamamında ise en az 1970 işçi ve emekçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

2013 yılında en az 1235, 2014’te en az 1886, 2015’te en az 1730 işçi hayatını kaybetmişti. 2016 yılında bu sayının 1970’e yükselmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin ciddi bir alarm verdiğini ortaya koydu. İSİG Meclisi, “Bu yıl 1970 işçinin aramızdan ayrılması sorunun çözümünün yasa vb. ile değil, işçi örgütlenmelerinin önünün açılması ile olacağını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

En çok ölüm inşaat ve tarımda

Rapora göre 2016 yılında meydana gelen iş cinayetlerinin dörtte üçü, altı işkolunda gerçekleşti. İnşaat işkolunda 442 işçi can verirken; tarımda 389, taşımacılıkta 265, ticaret-büroda 124, belediye-genel işlerde 109, metal işkolunda ise 96 iş cinayeti yaşandı.

İş cinayetlerinin ana nedenleri trafik/servis kazası, ezilme/göçük ve yüksekten düşmeler olurken; kalp krizi/beyin kanaması, silahlı saldırılar ve intiharlarda da artış yaşanması dikkat çekti.

98’i kadın, 56’sı çocuk

2016 yılında yaşamını yitiren işçilerin 98’i (yüzde 5) kadın, 56’sı çocuk, 96’sı göçmen işçiydi. En çok iş cinayeti İstanbul (262 işçi), Kocaeli (89 işçi) ve Bursa’da (81 işçi) yaşandı.

Aralık ayında 141 ölüm

Aralık ayında ise en çok iş cinayeti inşaat, taşımacılık, tarım, belediye ve metal işkollarında gerçekleşti. İş cinayetlerinin nedenlerine bakıldığında ise trafik/servis kazaları, yüksekten düşmeler, ezilme/göçükler öne çıktı. Aralık ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin 1’i çocuk, 5’i kadın, 5’i de göçmen işçiydi. İş cinayetleri en çok İstanbul, Bursa, Adana ve Antalya’da meydana geldi.

Raporda, “Çağrımızdır: İşçi sınıfı hareketinin bütün düzeylerdeki bileşenleri bu verili koşulların bilinciyle geri çekilmemeli ve işçi haklarını savunmaya söylemsel ve eylemsel düzeyde devam etmelidir. Yoksa işçiler için koşullar daha da kötüleşecektir. Yaşamak için direnmek ve örgütlenmek zorundayız, başka çaremiz yok” denildi.

*****

OHAL iş cinayetlerini yüzde 9 artırdı

İSİG Meclisi’nin raporunda, OHAL ilanı ile birlikte zaten kötü olan İSİG koşullarının daha da kötüleştiğine de dikkat çekildi. Raporda şu değerlendirmelere yer verildi: “İşçilerin örgütlenmesi zaten Türkiye’de birçok şekilde engellenmeye çalışılırken, bu durum OHAL ile birlikte iyice keyfileşti. Yani devletin tepesinin ifade ettiği ‘Halka ve işçilere OHAL yok’ söylemi sadece sözde kaldı. OHAL ilanı ile beraber iş cinayetleri yüzde 9 artış gösterdi. İşte bu yüzden 3 kez uzatılan OHAL kaldırılsın diyoruz.”

yasamak-icin-direnecegiz-baska-hicbir-caremiz-yok-230279-1.

*****

'Cadı avı bizleri yıldırmayacak!'

Kamu emekçileri üzerindeki baskılar tüm hızıyla devam ediyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı çalışan, KESK ve TMMOB üyesi 41 kamu emekçisi açığa alındı. TMMOB ve KESK, açığa alınan üyeleri işlerine geri dönene kadar mücadele edeceklerini açıkladı.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) açığa alınan üyeleriyle ilgili ortak basın açıklaması yaptı. TMMOB’de düzenlenen toplantıda açıklamayı okuyan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, açığa alınmaların devam ettiğini belirterek, 22 Aralık’ta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Tarım İl Müdürlüklerine gönderdiği yazıyla, 41 TMMOB ve KESK üye ve yöneticisinin açığa alındığını duyurdu.

Koramaz, açığa alınan 41 kişinin ‘Tarım ve Ormancılık’ işkolunda örgütlü olan KESK’e bağlı Tarım Orkam-Sen ve TMMOB’ye bağlı Ziraat Mühendisleri Odası’nın yöneticileri, işyeri temsilcileri olduğunu söyledi. Kamu emekçilerinin “FETÖ/PDY soruşturması kapsamında” açığa alındığı belirten Koramaz, “Mesleklerinde 20 yılı aşkın deneyimleri bulunan ve mesleklerini icra ederken demokratik sendikal mücadele yürüten arkadaşlarımız hiçbir hukuk normu tanınmadan, hiçbir soruşturma geçirmeden işlerinden uzaklaştırıldılar. Yöneticilerimiz ve üyelerimiz ile terör bağı kurulamayacağını en az bizim kadar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri de bilmektedir. Yöneticilerimiz ve üyelerimiz kimsenin emir eri, kapı kulu olmamıştır” dedi.

‘Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz’

OHAL kapsamında çıkarılan KHK’ler ile kamu emekçileri üzerinde baskı kurularak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na açıkça müdahale edildiğini vurgulayan Koramaz, bu uygulamaların kamu emekçilerine korku salarak iş güvencesini ortadan kaldırmayı, emekçilerin örgütlenmesine engel olmayı amaçladığını belirtti. Koramaz, mesleki ve demokratik sendikal faaliyetlerinden de örgütlü mücadeleden de asla vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen de açığa almaların, hükümetin ve yandaş kuruluşların kamu emekçileri üzerindeki ortak faaliyetleri olduğuna işaret ederek, açığa alınanlar işine geri dönene kadar mücadelelerine devam edeceklerini duyurdu.

*****

Kamu emekçilerinden eylem: Boyun eğmeyiz!

KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) üyesi kamu emekçileri, İçişleri Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK), aralarında BES üye ve yöneticilerinin de olduğu 42 kişinin açığa alınmasını protesto etti. İstanbul SGK İl Müdürlüğü önünde dün eylem yapan emekçiler, yaptıkları açıklamada, “Hiçbir gerekçe göstermeksizin yöneticilerimize, üyelerimize ve çalışanlara yönelik açığa almaları kınıyor, bu hukuksuzluğa alet olanlardan er ya da geç hesap soracağımızın kamuoyu nezdinde bilinmesini istiyoruz. Sendikamız bu saldırılar karşısında asla boyun eğmeyecektir” dedi. Açıklamada, bu açığa almaların AKP ve yandaş sendika Memur Sen’in işbirliğiyle gerçekleştirildiği de vurgulandı.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız