Yaşasın yerli milli olmak
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

İlerde iktidarın yönetim yılları tarih olurken ‘büyük başarıları’ arasında sayılacak pek çok şey var. İktidar siyasette hem eylemi hem söylemi değiştirdi.

Bunların başında da ‘Yerli ve Milli’ tanımlaması yer alıyor. Her konuda yapılan işlerin yerli ve milli olmasına özen gösteriliyor.

Teorisi de önemli bu işlerin… Önce teori olacak ki, siyasi yapılanma da ete kemiğe bürünsün. Bizim memlekette biraz tersi oldu. Önce iş yapıldı, sonra bunun adı konuldu: Yerli ve milli!..

Çok hızlı geliştiği için teori üretilmesi zahmetli aşamalardan geçmek zorunda kaldı. Her işimizde yaşandığı gibi önce ateş edildi, sonra da nişan alınmadığı ortaya çıktı:

Olsun, ‘sıkkıntı’ yok!..

***

Yerli ve milli olmak, başlı başına bir yerli ve milli bir teorinin tarihsel zeminine basmakla mümkündür. Yalnız bastığınız yere çok dikkat etmek gerekiyor. Eğer bastığınız yere dikkat etmezseniz ayağınız kayar, kıç üstü oturabilirsiniz. Allah korusun bir yerinize bazı şeyler batabilir. Bunların yerli ve milli olmama ihtimali de yüksektir.

“Yerli ve milli olmak için kendi halkına ve değerlerine yabancılaşmamak lazımdır. Milletin istikbali ve istiklali için her daim fedakârlık yapmak elzemdir. Kişisel çıkarları, milletin çıkarlarının önüne koymadan ülke ve millet çıkarlarıyla buluşabilme becerisi, bilinci ve de duyarlılığı gösterebilmek şarttır.”

Ne güzel yazılmış bir metin. İnsanın akıl, fikir sağlığı yerinde olacak ki okusun da anlasın.

“Yerli ve milli olmanın bir başka şartı da dışarının uzantısı, başka güçlerin çıkarlarının taşeronu, piyonu, mızrak ucu olmamaktır.”
İktidarın yanı başında durup, akıl satanların kaleme aldıkları bu olağanüstü metinlerin 2019 yılının yaz mevsimi itibarıyla bazı ‘talihsizlik bataklığına’ saplanma riskleri bulunuyor.

Yukarıda sıralanan özellikler ile iktidarın kalkınma hamleleri arasında yüz seksen derecelik açı farkları bulunması dışında bir sakıncası da yok.

***

Mesela Kazdağları’nda siyanürlü altın madeni çıkarılması operasyonunda yerli ve milli pozisyonu insanların kafalarını höt edebiliyor.

O bölgede yaşayan yerli halk, Kazdağları’nın kazılmasını istemiyor. Doğanın katledilmesine itiraz ediyor. Kazdağları’nın altını üstüne getiren Alamos Gold Kanada merkezli çok uluslu bir şirket.

Kanada’dan gelip nasıl ‘milli’ ünvanlı şirket olunacak? Şirket yöneticilerinin ‘yerli’ haline getirilmesi de başlı başına bir mesele.
Benzerleri de var. Adapazarı Vagon Fabrikası’nın, Kore firmasına satılmış olması yanında aynı şehirde bulunan Tank Palet Fabrikası’nın da Katar devletine devredilmesi, yerli ve milli teorisinin içine edebilecek gelişmeler olarak tarihe geçiyor.

Akkuyu Nükleer Santralı inşasında yine yerli halk ile Rus firma arasında seçim yapmak zorunda kalan iktidar gönül penceresinin kanatlarını yabancı firmaya açtı.

Sinop Nükleer Santralı’nda da Japon firması ile iktidarın halvet olma düzeyi her türlü takdirin üzerindedir.

Yerli ve Milli teorisi iktidarın en önemli ve iz bırakan siyasi mirası olarak tarihe geçecek. Kaz Dağlarında Kanadalılar, Sinop’ta Japonlar, Akkuyu’da Ruslar, Adapazarı’nda Koreliler, Sakarya’da Katarlılar ile yerli ve milli olabilmenin haklı gururu tek başına iktidara aittir.

Kimse bu ‘dehşetli başarıdan’ pay kapmaya kalkmasın.

Yaşasın iktidar, yarasın yerli ve milli olmak!