birgün

5° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 18.11.2020 09:08

Yasla yüzleşme çizgilerde

Yazar Yekta Kopan'ın baba oğul hikâyesini konu alan "Sarmaşık" adlı öyküsü Çizer Levent Gönenç’in desenleriyle çizgi-roman olarak okurla buluştu. Kopan, babasını kaybettikten sonra yazdığı bu öyküyü “Yasımla yüzleşmemi sağlayan bir yazma sürecinin sonucu” diye anlatırken Gönenç, bu birlikteliği “Tescillenen bir fikir yoldaşlığı” olarak anlamlandırıyor.

Yasla yüzleşme çizgilerde

Işıl ÇALIŞKAN

Kaybolan bir kedi. Onun peşinden giden bir yazar. Esrarengiz Yeşil Ev’in bahçesinde beklenmedik bir karşılaşma. Düş ile gerçeğin, geçmiş ile şimdinin kesiştiği yerde yaşanan, esaslı bir hesaplaşma.

Yekta Kopan’ın ödüllü kitabı “Bir de Baktım Yoksun”un ilk öyküsü “Sarmaşık”, 46 yıllık dostu, Levent Gönenç’in çizgileriyle okurların karşısında.

Haydi, Sarmaşık’ın bir ucundan da biz tutalım. Elbette işin ustalarıyla…


► ‘Bir de Baktım Yoksun’un ilk öyküsü Sarmaşık, artık çizgilerle somutlaştı okurda. Bu bir yazar için ne ifade ediyor?
Yekta Kopan:
Aslında şöyle demek daha doğru geliyor bana. Sarmaşık, artık başka bir sanat formu, yeni bir üretim olarak okurun elinde. Açıkçası bu öyküyü yazarken ya da kitapta yayımlandığında böyle bir buluşmaya yelken açacağını hiç düşünmemiştim. Fikir tümüyle Levent’ten çıktı. İyi ki de çıktı. Yazdıklarımın başka bir sanat formunda, yeniden yaratılması her zaman çok heyecanlandırıyor beni. Hele bu yaratım tutkunu olduğum çizgi-roman alanında olunca ve Levent’le birlikte imza attığımız bir iş olunca daha da heyecan verici.

SARMAŞIK BENİM YASIMLA YÜZLEŞMEMİ SAĞLADI

► Kitapta Sarmaşık’ı sıkça öykülerinize konu ettiğiniz baba oğul çatışmasının bir “uzlaşma süreci” olarak gördüğünüzü söylüyorsunuz. Bu sürecin size yansıması nedir?
Yekta Kopan:
Bu uzlaşma vurgusu, Sarmaşık’ın yazıldığı zamanla ilgili. 2008 yılında babamı kaybettikten sonra yazdığım bir öykü bu. O süreçte, yasımla yüzleşmemi sağlayan bir yazma sürecinin sonucu. Bu süreç, sadece baba-oğul meselesinin siyah-beyaz yönlerini değil, gri alanını da görmemi sağladı. Bu konuya hep bir iktidar alanı mücadelesi olarak bakarken, Sarmaşık’la birlikte konunun bütün uçlarına gitmeye ve eşit mesafede durmaya çalıştım.

► Levent Bey sizin onca öykü arasından Sarmaşık’ı seçme sebebiniz nedir? Sizi neresinden yakaladı bu öykü?
Levent Gönenç:
Yekta’nın her bir öyküsü benim için değerli ancak Sarmaşık’ı apayrı bir yere koyuyurum. Sadece arka planını iyi bildiğim, duygu yükünü bire bir omuzlarımda hissettiğim için değil; bu öyküyü çok samimi bulduğum için. Sarmaşık; bir oğul olarak Yekta’nın nefesinin yetmediği, yüreğinin kaldırmadığı noktada, Yazar Yekta’ya yaslanıp, ondan el alıp, kayıpları ve acılarıyla yüzleşmesinin hikâyesi. Bu sancılı yolculukta samimiyetini hiç kaybetmeyen bir öykü Sarmaşık. İyisi, kötüsüyle, neşeli, hüzünlü yanlarıya, sevgi ve öfke sarmalında “sahici” bir baba oğul hikâyesi.

yasla-yuzlesme-cizgilerde-806277-1.


► Nasıl bir çalışma şekli yürüttünüz?
Yekta Kopan:
Çalışmanın aslan payı Levent’teydi. Ama birlikte karar vermemiz gereken aşamalarda ya mesajlarla ve e-postayla ilerledik. Ya da dostluğumuzun “konuşmandan anlaşma” yeteneğine güvendik.

Levent Gönenç: Aslında Yekta’nın dediği gibi, birçok noktada konuşmadan anlaştık. Zaman zaman Yekta’ya görsel malzeme gönderip fikrini aldım ancak çizim aşamasında beni büyük ölçüde serbest bıraktı.

OYUN HAMURUNU BİÇİMLENDİRMEK GİBİYDİ

► Çizime başlamadan önce kafanızdakiyle sonrası nasıl şekillendi?
Levent Gönenç:
Açık söylemek gerekirse, öyküyü ilk okuduğumda çizgi romanda yer alan tiplerden ve mekânlardan daha farklı tipler ve mekânlar gelmişti gözümün önüne. Ancak öyküyü çizgi-roman yapmaya karar verdikten sonra üzerinde ciddi ciddi düşünmeye başladım; bu öyküyü duygu yoğunluğunu muhafaza ederek nasıl çizgiye aktarabilirim, diye. Kullandığım yöntemlerden biri, karakterleri çizerken karikatür benzeri bir üslup kullanıp mekânları mümkün olduğunca realistik bir üslupla resmetmekti. Karakterler için kullandığım karikatür benzeri üslup baba ile oğulun jest ve mimiklerini inişleriyle ve çıkışlarıyla, abartılı yönleriyle okuyucuya aktarmamı kolaylaştırdı. Aynı bir oyun hamurunu farklı şekillerde biçimlendirmek gibi. Eğer baba oğulu realistik bir üslupla çizseydim bu imkânım olmayacaktı. Buna karşılık mekânları olabildiğince gerçeğe yakın çizerek okuyucunun kendisini hikâyede anlatılan mekânlarda dolaşıyormuş gibi hissetmesini sağlamaya çalıştım. Sonuçta ortaya çıkan, öykünün “resimlemesi”, yani “illüstrasyonu” değil, farklı bir hikâye anlatma formunda yeniden yorumlanması olsun istedim.

SIKINTILI ATMOSFER BENİ SİYAH BEYAZA YÖNELTTİ

► Öyküde bir Yeşil Ev söz konusuyken neden siyah beyaz bir anlatım tercih ettiniz?
Levent Gönenç:
Ben çizgi romanda ve karikatürde rengin eğer hikâye anlatımında bir işlevi varsa kullanılması gerektiğine inanıyorum. Sadece “şık” dursun ya da ilgi çeksin diye renk kullanmak bana çok anlamlı gelmiyor. Sarmaşık’a gelince; siyah-beyaz bir anlatımın hikâyeye çok daha yakıştığını düşünüyorum. Öykünün sıkıntılı atmosferi beni böyle bir tercih yapmaya yöneltti. Bir de tabii, sinematografik açıdan siyah-beyaz anlatımın çok daha vurucu olduğunu düşünmem bu tercihimde etkili oldu.

yasla-yuzlesme-cizgilerde-806278-1.

***

FİKİR YOLDAŞLIĞIMIZI TESCİLLEDİK

► Kırk altı yıllık dostluğun üretime yansımasını kitapta görmek mümkün ancak bir de sizden dinlemek isteriz… Yaşanmışlıkların ve dostluk gibi yüce bir varlığın üretiminize katkısını…
Yekta Kopan:
Açıkçası Sarmaşık’la ilgili söyleşileri cevaplamaya başlayana kadar Levent’le dostluğumuzu otopsi masasına yatırmamıştım. Çünkü Levent kendimi bildim bileli hayatımda, bu dostluğu değerlendirmem, yorumlamam gerekmedi hiç. Levent ve Yekta… Hepsi buydu benim için. Ama böyle soruları cevapladıkça gözümün önünden binlerce görüntü geçiyor. İlkokuldaki meraklı çocuklar, ortaokuldaki sorgulayan afacanlar, lisedeki kaygılı ergenler… Üniversite yıllarında müzikle geçen günlerimiz. Sonra hayat mücadelesi. Bütün bu süreçte yaşanan üzüntüler, sevinçler, aşklar, başarılar, başarısızlıklar, tartışmalar, omuz omuza ilerlenen anlar… Dostluğumuzu romantikleştirmeyeceğim ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim. İlkokul birinci sınıfta aynı sıraya oturduğumuz günden beri, bu yürüyüşün en büyük arzusu birlikte üretebilmekti. Bu yüzden de Sarmaşık, bir kitap olarak varlığından öte bir anlam taşıyor bizim için. Kitabı elime her alışımda duygulanıyorum. Sende de oluyor mu böyle bir his Levent?

Levent Gönenç: Olmaz mı? Gerçek dostluklar herkes için değerlidir. Hepimizin hayatında vazgeçemeyeceği dostları vardır. Ancak bu dostluk ortak bir üretime dönüşüyorsa çok daha fazla anlam kazanır. Örneğin bugün çizgi roman dünyasında biri yazan, biri çizen başarılı ikililer var ancak bu tamamen profesyonel bir birliktelik. Bizimkisi ise, hem biyolojik hem entelektüel olarak birlikte büyümenin, birlikte keşfetmenin, keşfettikçe birlikte heyecan duymanın getirdiği bir ortaklık. Yekta, sen romantize etmekten kaçındın ama hadi ben biraz romantize edeyim dostluğumuzu: Sarmaşık bizim için, yıllar sonra kitap formatında tescillenen bir fikir yoldaşlığı.

► Kitap daha önce hiç çizgi roman basmayan Can Yayınları’ndan çıkardınız. Neden bu şekilde tercih ettiniz?
Yekta Kopan:
Öncelikle Can Yayınları’na çok teşekkür ederiz. Büyük bir yayınevinin çizgi-roman yayıncılığına girmesi, bu alanın Türkiye’deki değerini daha da artıracaktır, daha görünür kılacaktır. Benim açımdan Can Yayınları bir tercih değildi açıkçası, bu yayınevi benim evim gibi zaten. İlk kitabımın çıkışının 20’nci yılındayım. Yani Can Yayınları binasından içeri gireli yirmi yıl olmuş. Bu çizgi-roman fikri ilk oluştuğunda da onlarla paylaştım elbette. Yayınevinin her kademesi büyük bir heyecanla karşıladı bu haberi. Kitabın hazırlanış aşamasında da muhteşem bir çalışma yaptılar. Hem Levent’le bana hem kitabımıza, hem de çizgi-roman konusuna çok inandılar. Ortaya çıkan sonuçtan çok memnunuz. Dileriz çizgi-roman konusunda yeni haberler de gelir Can Yayınları’ndan.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız