birgün

17° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 14.05.2019 10:25

Yavuz, Dıranas’la şiirin bahçesinde

KARDELEN TATAR Caz dünyasının önemli isimlerinden Başak Yavuz son çalışması ‘Muhip Bey’ ile bu kez şiir dünyasında sesleniyor bize. Yavuz, edebiyatımızın en güçlü şairlerinden Ahmet Muhip Dıranas’ın ‘Ağrı’ ve ‘Esmer’ şiirlerini besteledi ve yorumladı. Caz müziğinin ardından farklı bir kulvarda karşımıza çıkan Başak Yavuz ‘Muhip Bey’ ile derin bir hüznü güzelliğini bozmadan aktarmış. • Fahriye […]

Yavuz, Dıranas’la şiirin bahçesinde

KARDELEN TATAR

Caz dünyasının önemli isimlerinden Başak Yavuz son çalışması ‘Muhip Bey’ ile bu kez şiir dünyasında sesleniyor bize. Yavuz, edebiyatımızın en güçlü şairlerinden Ahmet Muhip Dıranas’ın ‘Ağrı’ ve ‘Esmer’ şiirlerini besteledi ve yorumladı. Caz müziğinin ardından farklı bir kulvarda karşımıza çıkan Başak Yavuz ‘Muhip Bey’ ile derin bir hüznü güzelliğini bozmadan aktarmış.

• Fahriye Abla şiiri ile tanınan Ahmet Muhip Dıranas ile yollarınız nasıl kesişti?

Evet, önemli şairlerimizden Ahmet Muhip Dıranas’ı ‘Fahriye Abla’ şiiri ile tanıdık. Yine Olvido şiiri de kitlelerin bildiği şiirlerinden. Benim Dıranas’la ile yolum 2015 yılında kesişti. İkinci albümüm ‘a little red bug’a not düşen Ömer Türkoğlu, Dıranas’tan şu alıntıyı yapmıştı: “Yeniden yarattı seni gizli bir el!” Bundan yaklaşık 1 sene önce ise bir kış gecesi Dıranas beni bekliyordu. Şiir kitabını aldım ve piyanonun başına oturup ‘Esmer’i besteledim. Ertesi gün ‘Ağrı’yı okuyup göz yaşları içinde besteledim.

• Dıranas’ı bestelemek nasıldı?

Dıranas’ın çok heybetli bir şiiri var. ‘Ağrı’ şiirinde ise insanlıktan bahsediyor. Tüm insanlık tarihinin varoluşsal sancısını bir şiirde anlatmış. Cendere, köpüren sular, sonsuzluk, bitmeyen susuzluk, soframıza konan doyulmaz bir yemek, bunlar onun seçtiği kelimeler. Öyle iyi anlamış ki insanlığın ağrısını, Ağrı Dağı gibi bir ağrı o. Hem de memleketin en büyük dağı, nice efsanelere konu olmuş, nice acılara sahne olmuş bir dağ! İşte bu duygular gecemi gündüzüme karıştırdı, hala etkisinden kurtulamadım. Bence aynı sebepten, dinleyenler de üst üste defalarca dinlediklerini ifade ediyorlar. Bir duyuşta, bir okuyuşta hazmedilecek bir durum değil; koca insanlığın, insanlık tarihinin ağrısı aynı ağrı.

• Dıranas sizin bestelerinize nasıl şiirler yazardı sizce?

Bunu düşünmek beni gülümsetti. Benim doğduğum yıl ölmüş Dıranas. Bırakın benim bir besteme şiir yazmasını, kendisiyle tanışmayı çok isterdim. Öyle güzel konuşuyor ki tıpkı şiirlerindeki gibi heybetli bir konuşması var. Herkesin farklı bir şarkı yazma süreci vardır ama ben söze beste yaparım, söz önceliklidir, hele ki Ahmet Muhip Dıranas’tan bahsediyorsak, onun şiirinin kendi içinde bir müziği zaten var. Ne mutlu ki ben o müziği duydum. Çünkü öbür türlüsünü düşünmeyi asla istemem, hayal etsenize böyle büyük bir şiire pranga takan bir beste, öyle bir besteyi ne yazmak ne de duymak isterim! Ama sorunuzu şöyle cevaplayayım, şiirde biçime bu kadar önem veren bir şair, hele ki doğru kelimeyi aramak uğruna aç kaldığını bile unutuyorsa, eminim benim bestelerim için muhteşem şiirler yazardı.

• Sizi hep caz belki biraz da blues ile tanıyoruz. Bu müzikal değişimi nasıl anlatırsınız?

Sanıyorum “Muhip Bey” isimli çalışmamda müzikal öğeleri daha sade bir biçimde kullanmam dikkatinizi çekmiş. Aslında müziğe bakış açımla ilgili bir değişim olmadı. Kendimi şöyle ifade etmeye çalışayım; şarkı odaklı bir müziğim var. Şu ana kadar gerek kendi albümlerimde gerek başka müzikal oluşumların bir parçası olarak otuza yakın şarkım yayımlandı. Bu şarkıların her birinde aynı dengeyi gözettim: şarkı sözü, melodi, armoni ve düzenlemenin dengesi.

“Şarkı”dan bahsediyorsak eğer, bu öğelerin hepsini öne çıkarmak doğru olmaz. Aynı kapıdan dört kişi geçemez, birinin diğerine yol vermesi gerekir. Ahmet Muhip Dıranas’ın şiirlerini bestelemek gibi bir işe kalkışınca, insan haliyle Dıranas’ın şiirine öncelik veriyor. Hatta şöyle desem daha doğru olur, Dıranas’ın şiirinin zaten kendi müziği var. Benim şansım ve başarım onun şiirindeki müziği duyabilmek ve aktarabilmek oldu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız