birgün

7° KAPALI

ARŞİV 02.04.2009 12:07

Yazıcıoğlu örgüt parasıyla silah almış, kirli silahların izini silmiş ve saklamış

Helikopter kazası sonucu ölen Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, medyada “demokrasi kahramanı” gibi...

ÇAYAN ETHEM

Helikopter kazası sonucu ölen Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, medyada “demokrasi kahramanı” gibi gösterilmesine rağmen, geçmişi tam aksini gösteriyor. Yazıcıoğlu hakkındaki bugüne kadar çeşitli iddialar ortaya atıldı: Birinci iddia: 12 Eylül öncesinde devrimci, yurtsever kişilere yönelik saldırılar için organize edilmiş olan gençlik örgütlenmelerine para sağlamış olmak, silah temin etmek.
BBP Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu yerel seçim çalışmaları için gittiği Kahramanmaraş’tan 25 Mart’ta Yozgat’a geri dönerken bindiği helikopterin düşmesi sonucu yanında bulunan 5 kişi ile birlikte ölmüştü.
Bu kazada Yazıcıoğlu’nun ölmesinin ardından çeşitli gazete ve televizyonlardaki haberler BBP Başkanı Yazıcıoğlu’nun geçmişini aklamaya yönelik bir işlev taşıdı. Yazıcıoğlu, İslamcı ve liberal medya organlarında “demokrasi kahramanı” gibi gösterildi. Ancak BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun geçmişi hiç de böyle değildi.

40 NUMARALI SANIK MUHSİN
12 Eylül 1980 darbesi öncesindeki faşist örgütlenmeler içerisinde önemli bir yer tutan Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili iddialar mahkeme tutanaklarına bile geçmişti.
12 Eylül darbesinden sonra açılan ve toplam 587 sanıklı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) davasında Alparslan Türkeş dahil 220 sanık hakkında idam istendi. Bu davanın 40 numaralı sanığı ise geçtiğimiz günlerde helikopter kazasında ölen BBP başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’ydu.
Yazıcıoğlu’na yönelik iddialar örnek olarak “örgütün parasal kaynağını sağlamak”, “paralar ile silah almak”, “aranan kişileri saklamak”, kapatılan ülkücü derneklerin faaliyetlerini yasadışı organize etmek”, “ülkücüler ile MHP arasındaki faaliyetleri koordine etmek” gösterildi.

MHP'DEN 40 BİN TL ALIP KULLANMIŞ
Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra gizlenen geçmişine ilişkin 12 Eylül döneminde açılan davanın iddianamesinin 768. sayfasında şunlar yazılıydı:
“1975 yılında Ülkü Ocakları Derneği ikinci başkanı. 1977 yılında ÜGD’nin genel başkanı ve Nisan 1979 yılında da ÜGD’nin genel başkanı olarak görev yapmıştır. Türkmen Onur’un başkanlık yaptığı ve gençlik örgütlerini yönlendiren Ankara komitesinde yer almıştır. Örgütün parasal kaynağını sağlamış, bunlarla silah edinmiş. 12 Eylül 1980 harekatından sonra sanık Atilla Ergür, Hasan Çağlayan ve Sahir Solmaz’la birlikte silahların bir kısmını baristik izleri aletle yok ederek, toprağa gömmek suretiyle saklamıştır. Örgüt adına silahla eylemlere girişen ve kaçak durumunda bulunan militanlara parasal yardımda bulunmuş, bunların saklanmasında zorunlu hallerde tesliminde söz sahibi bulunmuştur. ÜGD’nin kapatılmasında Ülkü Yolu Derneği’nin Genel Merkezi’nin Nevşehir’de bulunmasına rağmen illegal faaliyetlerine Ankara Bahçelievler 3. Cadde 56 Numarada devam ettirilmesini kararlaştıranlar arasındadır. MHP’nin muhasibi Mehmet doğan’dan illegal çalışmalarda kullanılmak üzere 40.000 TL aldığı saptanmıştır.
Eğitimci gruba dahil olan sanık, atandığı bölgenin ülkücü kuruluşların ve MHP arasındaki koordineyi sağlamış, burada seminerler vermiş, ve bölge hakkındaki istihbarat bilgilerini merkeze göndermiştir.”

YAZICIOĞLU İDDALARI YALANLAMIŞTI
Muhsin Yazıcıoğlu, 1978’de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı iken Bahçelievler ve Maraş katliamı yaşandı. Ayrıca son yıllarda Yazıcıoğlu’nun başını ağrıtan en önemli olay, Hrant Dink cinayetini azmettirdiği gerekçesiyle hala yargılanan Erhan Tuncel ile aynı karede yer alması oldu. Yazıcıoğlu bu olaylarla ilgisi olduğu suçlamalarını yalanladı.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız