Google Play Store
App Store

ABD’nin deniz ambargosu Tahran’ın Hürmüz’ü yeniden kapatmasına yol açtı. İsrail ise Lübnan’da Gazze’ye benzer ‘sarı hat’ ilan ederek ateşkesi deldi. Gazeteci Bassam, ‘‘İran halkı, Suriye’den ders çıkarmış’’ dedi.

Yeni sahne Lübnan
Ateşkes kararına rağmen bazı Lübnanlılar sokakta yaşamayı sürdürüyor.

Umut Can FIRTINA 

ABD'nin vazgeçmediği deniz ambargosu Hürmüz'ü yeniden kapattırdı. Önceki gün ateşkes görüşmeleri sürerken trafiğe açılan Hürmüz Boğazı, ABD’nin deniz ablukası sona ermeyince dün yeniden kapandı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın tam kontrol altına alındığını duyurdu. Açıklamada, boğazdaki geçiş serbestisinin askıya alındığı ve eski sıkı denetim uygulamasına geri dönüldüğü belirtildi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, "Uyardık, dikkat etmediniz. Hürmüz Boğazı’nın eski haline dönüşünün keyfini çıkarın" paylaşımı yaptı.

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, Hürmüz Boğazı’na ilişkin, “Hürmüz Boğazı’nın yönetimi İran’a aittir. Ya müzakere masasında ya da sahada hakkımızı sağlamlaştırırız” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump da dün yaptığı açıklamada İran'la görüşmeler bağlamında "çoğu konunun müzakere edildiğini ve bu konularda mutabık kalındığını" belirterek zenginleştirilmiş uranyumun ABD'ye getirileceğini savundu. Hürmüz Boğazı konusunda NATO'ya da eleştirilerde bulunan Trump, kendisini aradıklarını ve yardım teklif ettiklerini söyledi. Trump, "Onlara 2 ay önce yardımlarını kabul edeceğimi ancak artık istemediğimi söyledim. Çünkü onlara ihtiyacımız olduğunda hiçbir işe yaramadılar" ifadelerini kullandı.

TRUMP: LÜBNAN'I BÜYÜK YAPACAĞIZ

İsrail ile Lübnan arasındaki geçici ateşkesi "benzeri görülmemiş" olarak nitelendiren Trump, şöyle devam etti: "Lübnan'ı yeniden büyük yapacağız. Onlar uzun süredir kötü şartlarda yaşayan iyi insanlar. Umarım Hizbullah ile ilgili durum bir an önce düzelir." Öte yandan Trump, söz konusu ateşkesin, İran'la yapılan görüşmelerle hiçbir bağlantısı olmadığını kaydetti.

İSRAİL YİNE 'SARI HAT'LA VURDU

İsrail ile Lübnan arasında varılan geçici ateşkes kararının ardından Lübnanlıların Güney'deki evlerine dönüşü devam etti. Ateşkesi "sarı hat" bahanesiyle ihlal eden İsrail ise saldırılarına devam etti.

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği alanlarda Gazze Şeridi'nde olduğu gibi "sarı hat" oluşturduğunu açıkladı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkese rağmen oluşturulan "sarı hat" çevresinde saldırılara devam edildiği belirtildi. Gazze'dekine benzer şekilde Lübnan'ın güneyinde de işgal ettiği bölgeleri kapalı askeri alanlara dönüştüren İsrail ordusu, duyurulan "sarı hattın" güneyindeki 55 köyü işgal altında tutuyor. İsrail, sürgün emirleriyle boşalttığı söz konusu köy ve beldeleri ateşkese rağmen yıkmaya devam edeceğini ve sivillerin geri dönüşüne izin vermeyeceğini vurguluyor. Öte yandan bazı Hizbullah mensuplarının Lübnan'da yeni oluşturulan "sarı hat"a yaklaştığını öne süren İsrail ordusu, geçici ateşkese rağmen bazı bölgelere hava ve kara saldırıları düzenlediğini açıklamıştı.

***

HİZBULLAH SİLAH BIRAKMAYACAK İRAN MÜTTEFİKİNİN ARKASINDA

Abir BASSAM – Gazeteci 

Ateşkes Lübnan hükümeti ile İsrail "Savaş Ordusu" arasında değil, bir bütün olarak Lübnan ile İsrail arasında olmalı. Şunu göz önünde bulundurun; Kasım 2024'ün sonundan itibaren sözde bir ateşkesin olduğu 15 aylık bir süreç vardı. Sonrasında Amerikalılar tarafından İsraillilere "izin süresi" verildi ve bir ay boyunca Güney Lübnan'ı bombalamaya, evleri yıkmaya devam ettiler. İsrail ordusu 2024'te Güney Lübnan'a girmeyi başaramamıştı. Ancak Lübnan "otoritesi" halkı buna mecbur bıraktı.

İRAN-ABD PAZARLIĞI

Birçok Lübnan partisi arasında –ki biz onlara vatansever partiler diyoruz– İsrail'in yaptıklarına ve mevcut otoritenin tutumuna karşı büyük bir huzursuzluk var. Bu otorite İsraillilerle olmasa bile Amerikalılarla çok yakın işbirliği içinde. Lübnan'ın ve İsrail'in Washington Büyükelçileri arasındaki görüşme çok şey anlatıyor. Bu otorite 15 ay boyunca tek bir şeyi hedefledi: İsrail ile doğrudan müzakerelere girmek. Bu durum toplumun %80'ini oluşturan vatanseverler tarafından reddediliyor.

Lübnan makamları savaşı durdurmadı; aslında ateşkese yol açan şey İran ile Amerikalılar arasındaki müzakerelerdi. Bu çok açık. Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusuna gelirsek; Hizbullah üzerinde çok baskı var ama bu savaştan ve son 15 aydaki deneyimden sonra silahsızlanmayı kabul edeceğini hiç sanmıyorum. Otorite, Hizbullah'ı Litani Nehri'nin kuzeyinde silahsızlandıracaklarını söylediğinde, direniş buna sert bir şekilde karşı çıktı, "bunun asla gerçekleşmeyeceğini" söylediler. İsrail'in Güney Lübnan'da kalma ısrarı ve Washington'da öne sürdüğü talepler ortada. İsrail, Güney Lübnan'da 6 ila 8 kilometrelik bir hareket özgürlüğü, bir tampon bölge istiyor. Litani Nehri'nden Zehrani bölgesine kadar Lübnan ordusunun Hizbullah'ı silahsızlandırmasını istiyorlar.

Hizbullah'ın siyasetçileri ise mevcut hükümette kalacaklarını çünkü arkalarından bıçaklanmak istemediklerini söylüyorlar. Lübnan'da yürüyüşler ve protestolar göreceğiz; iki gün önce otorite bir yürüyüşü engelledi ama barış görüşmeleri devam ederse bu hareketlilik artacaktır.

GÜNEY LÜBNAN ENGEL

İsrail'in Nil'den Fırat'a "Büyük İsrail" hayalini gerçekleştirme çabası ve bölgede genişleme arzusu hakkında 2020'den beri yazıyorum. Ayrıca "Davut Geçidi" dedikleri, Suriye'deki Süveyda'dan Irak sınırındaki El-Tanf'a kadar olan bölgeyi kontrol etmek istiyorlar. Orada Amerikalıların 2012'den beri üsleri var. Hindistan'dan Suriye üzerinden Avrupa'ya uzanan ticaret koridorunu kontrol edip Çin'in “Kuşak ve Yol” projesiyle rekabet etmek istiyorlar. Bu hedefin önündeki engel Güney Lübnan'dır. Sadece coğrafi bir bölge olarak değil. Oradaki insanların direnişi İsrail ve Amerikan hayallerini şimdiye kadar boşa çıkardı.

Trump, Güney Lübnan'da serbest bir ekonomik bölge hayal ediyor ve orayı tıpkı Gazze gibi dümdüz bir alan haline getirmek istiyor. Gazze örneğini Güney Lübnan'da uygulamak istiyorlar.

DERSLER ÇIKARILDI

İran, sadece Lübnan'daki direnişi değil; Filistin'i, Irak'taki Haşdi Şabi'yi ve Yemen'i de destekliyor. Ancak bu güçler temel olarak birer "direniş gücü" oldukları için varlar. İsrail ve Amerikan işgaline, Suudi Arabistan'ın Yemen işgaline karşı duruyorlar.

İran, Suriye'deki deneyiminden ders çıkardı. Şam'ın düşmesi İran'ın kollarının kesilmesi demekti. İran aynı deneyimi tekrar yaşamak istemiyor. Bölgedeki müttefiklerin ne kadar önemli olduğunu biliyorlar ve onları korumak için daha fazla çalışacaklar. Suudiler, Emirlikler, Türkler; hepsi Amerikalıların müttefiki. Ve koalisyonlarından bir santim bile sapamıyorlar. Herkesin müttefikleri var; İran'ın neden olmasın? İran'ın etrafı Türkiye, Azerbaycan ve Körfez ülkelerindeki Amerikan üsleriyle çevrili. Bu yüzden Amerikalıların Hizbullah'ı silahsızlandırma konusunda İran ile bir anlaşmaya varabileceğini hiç sanmıyorum.

Suriye, Libya ve Somali'de olanlardan ders çıkarılmalı. Halk yanında durmadığında devlet zayıflar ve kaos oluşur. Maalesef Suriye halkı başkalarının yaşadıklarından ders çıkaramadı ve kendileri birer ibret vesilesi oldular. İran halkı ise bunlardan ders çıkarmış gözüküyor.