birgün

6° AÇIK

DÜNYA 29.04.2020 09:21

Yeni sınıf bölünmesi

Yeni sınıf bölünmesi

ROBERT REICH / California Üniversitesi/Kamu Politikası Profesörü
Çeviri: Burak Abatay

Covid-19 salgını Amerika’da derinleşen sınıf ayrımını iyice belirginleştiriyor. Salgınla birlikte dört yeni sınıf ortaya çıkıyor.

Uzaktan çalışanlar: İşgücününü tahmini yüzde 35’i olan profesyonel idari ve teknik çalışanlarını oluşturan bu kesim, diz üstü bilgisayarlarına odaklanan, birçok konferansa kendini Zoom’layan ve krizden önceki aldığı parayı aynen alanlardan oluşuyor. Birçoğu durumlarından sıkılmış veya endişeli. Ancak diğer üç sınıfa kıyasla iyi durumdalar.

Vazgeçilmezler: Hemşirelerin, ev ve çocuk bakıcılarının, tarım işçilerinin, gıda sektöründe çalışanların, kamyon şoförlerinin, toplu taşıma çalışanlarının, depo çalışanlarının, eczane çalışanlarının, sağlık çalışanlarının, polis memurlarının, itfaiyecilerin ve askerlerin oluşturduğu bu grupsa toplumun yüzde 30’una tekabül ediyor.

Çok fazla ‘vazgeçilmez’, koronavirüse karşı yeterli koruyucu ekipmana, ücretli hastalık izni, sağlık sigortası ve çocuk bakım hizmetlerinden (okulların kapatıldığı için özellikle önemli) yoksundur. Ayrıca risk ödemelerini de hak ediyorlar.

Bu sınıf tarafından Instacart, Amazon, Walmart ve Whole Foods gibi işçi sağlığını tehdit eden işletmelerde eylemler düzenleniyor. Ayrıca toplu taşıma işçileri de iş durdurma eylemleri yapıyor.

Trump’ın İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi, özel işverenlerin işçilerine koruyucu ekipman tedarik etmesini zorunlu kılan bir yasal yetkisi vardır. Ama daha çok beklersin!

Ücretsiz izinliler: Onlar, işsizlerden daha da büyük bir grup - Büyük Buhran’da olduğu gibi, oranları yakında yüzde 25’e ulaşabilir. ‘Ücretsiz izinliler’ bazıları ücretsiz izine gönderildi ya da ücretli izinlerini tüketti. Pew Araştırma Merkezi’ne göre, krizde şimdiye kadar yetişkinlerin yüzde 43’ünün kendilerinin ya da aile bireylerinden birilerinin işlerini kaybettiği bildirildi.

Tahminen 9,2 milyon insan patronu tarafından sağlanan sağlık sigortasını kaybetmiştir.

Bu işlerin çoğu perakende, restoran ve otelcilik gibi uzaktan yapılamayan kişisel hizmetlerde. Ancak tüketiciler harcamaları dizginlerken, işten çıkarmalar haber kuruluşlarından, teknoloji şirketlerine ve tüketim malları üreticilerine kadar yayılıyor.

‘Ücretsiz izinlilerin’ çoğunun ailelerini geçindirmek ve kiralarını ödemek için nakit paraya ihtiyacı var. Bu ay Pew tarafından yapılan bir ankete göre, bu kesimin yalnızca yarısından azı üç aylık harcamaları karşılayacak kadar acil durum fonuna sahip olduklarını söylüyor.

Hükümet şimdiye kadar onları hüsrana uğrattı. Geçen hafta Hazine tarafından gönderilen çekler ne yazık ki çok düşük bir ödeme. Bu insanlara anca ilave tazminatlar yardım edebilir. Ama işsizlik ofisleri de bu taleplerle dolup taşmış durumda. Nitekim kimse de kapıdan para alamıyor. Küçük işletmelere verilmesi planlanan krediler de ekseriyetle büyük, iyi bağlantıları olan işletmelere gitti.

Çarşamba günü, Cumhuriyet Senatosu çoğunluk lideri Mitch McConnell, eyaletlere ve yerel yönetimlere daha fazla federal yardıma karşı olduğunu ve bunun yerine eyaletlerin iflas ettiğini bildirmeleri gerektiğini söyledi. Bu da işsizlik sigortası, ilaç yardımı ve ödenmemiş diğer her şey için daha az para anlamına geliyor.

Ortaya çıkan çaresizlik, henüz güvende bile olmadan “ekonomiyi yeniden açma” taleplerini de daha belirgin hale getiriyor. Kişinin sağlığını riske atmak ve masaya yemek koymak arasında bir seçim yapılırsa, birçoğu ikincisini seçecektir.

Unutulmuşlar: Bu grup, sosyal mesafenin neredeyse imkansız olduğu herkesi içerir; çünkü çoğu, Amerikalıların görmediği yerlere tıka basa doldurulmuşlardır: Hapishaneler, belgesiz göçmenler için hapishaneler, göçmen çiftçiler için kamplar, Kızılderili yerleşimleri, evsiz barınakları ve bakımevleri.

New Yorkluların çoğu evlerinde ikamet ederken sağlık durumları çok da iyi olmayan 17 binden fazla kadın ve erkek 100 kadar barınakta uyuyor.

Tüm bu yerler de koronavirüs için öyle elverişli yerler ki... Bu insanlar yeterli tıbbi bakım, yeterli sosyal mesafe, virüs testi ve izolasyon ile güvenli alanlara ihtiyaç duyuyorlar. Ama çok azı bunlardan herhangi birine sahip olabiliyor.

Vazgeçilmezler, ücretsiz izinliler ve unutulmuşların orantısız bir biçimde yoksul, siyah ve Latin kökenli olması sizi asla şaşırtmasın. Ne yazık ki bu insanlar orantısız bir biçimde de enfekte olurlar.

ÖLENLER HEP YOKSULLAR

Associated Press tarafından hazırlanan ve mevcut durumun yerel verilerle analiz edildiği bir haberde, anket yapılan kişilerin toplum nüfusun yüzde 14’ünü temsil etmesine karşılık, Covid-19’dan ölenlerin yüzde 33’üne yakınının Afrikalı Amerikan olduğu ortaya çıktı.

Navaho Kızılderilileri (Arizona, New Mexico ve Güneydoğu Utah bölgelerinde yaşayan Kızılderili kabileleri) ise 13 eyaletten daha fazla insanı kaybetti.

Navajo Nation, koronavirüse 13 eyaletten daha fazla insanı kaybetti. Amerika Birleşik Devletleri’nde bilinen en büyük 10 enfeksiyon kaynağından dördü cezaevlerinde oldu.

ENDİŞEYE DEVAM EDİLMELİ ÇÜNKÜ...

Bu üç grup, salgın krizinden kurtulmak için ihtiyaç duydukları hiçbir şeye sahip değil. Niye mi? Çünkü Washington veya eyalet başkentlerinde taleplerini iletecek lobileri ve siyasi eylem komiteleri yok.

Evet, aramızdaki ‘uzaktan çalışanlar’ endişelenmeli. Sadece Covid-19’un yarattığı sınıf ayrımının haksızlığı nedeniyle de değil üstelik. Vazgeçilmezler yeterince korunmuyorsa; ücretsiz izinliler güvenli olarak tanımlanacak bir zamandan önce işlerine geri dönmeye zorlanırlarsa; ‘Unutulmuşlar’ unutulmaya devam edilirse kimse güvende olamaz. Covid-19 gelecek yıllarda olmasa bile aylarca hastalık ve ölümü yaymaya devam edecek.

Kaynak: Guardian

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız