Yeni yılda seyahat planları nasıl olmalı?
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL
Yoga seyahatleri, gurme yolculukları, festival turizmi de insanların tatile bir partnerle çıkmaktan çok tatil sırasında bir partner edinme alışkanlığını giderek artırdı. 2020’nin en gözde ve en kaçınılması gereken turist destinasyonlarını derledik

Geride bıraktığımız 2019 seyahat açısından yine bir önceki yılın rekorlarının kırıldığı bir yıl oldu. Uçak seferleri ve yolcularının sayısı arttı, havalimanları kapasitesini artırdı, yeni havalimanları açıldı, sefer haritası genişledi, seferler arttı ve fiyatlar aynı kaldı. Böyle olunca da insanlar fırsat buldukça bavullarını doldurdular. Yıl istatistikleri henüz tamamlanmış değil, yeri geldiğinde paylaşacağız. Ancak kabul edelim, yine dünya “küreyi turlayan”larla doldu. Öyle ki geçtiğimiz yıl yapılan iş seyahatlerinin yüzde 60’ı dahi, birkaç gün uzatılarak kişisel tatile dönüştürüldü. Tabii seyahatlerin tarzı ve kriterleri de değişiyor. Alfa nesli, yani 2010 sonrası doğanlar çoktan Z kuşağının yanında yerini almaya başladı bile. Büyük seyahat şirketlerinin verilerine göre 2010 sonrası doğan nesil, tatil kararlarını geçtiğimiz 10 yıla göre daha çok etkilemeye başladı. Tüm dünyanın ciddi anlamda hissettiği küresel ısınma ve ekolojik denge problemleri de artık tatil kararlarında etkili. Global yolcuların yüzde 73’ü, tatillerinin en az 1 gecesinde çevre veya doğa dostu tesislerde kalmaya özen gösterdiler 2019’da. Yani farkındalığın bu sektöre de yansıdığını görüyoruz. 2018 yılının başında bu köşede öngördüğümüz gelişmelerden birisi son 2 yılda kendisini iyice hissettirmeye başladı. Solo seyahat. Yalnız seyahat edenlerin sayısı giderek artıyor. Buna kendi başına seyahat etme özgürlüğünü iyice kazanan Z kuşağını da eklediğinizde 2020’ler çiftlerden çok tek tabanca takılanları görmemizi beraberinde getirebilir. Öyle ki Dublin havalimanına 2019 yılında inen turistlerin yüzde 57’si yalnız seyahat ediyordu, havalimanında bu insanların birbirleriyle çabuk sosyalleşebilmesi için bazı projeler hayata geçiriliyor.

Kosta Rika: Kosta Rika, son yıllarda turist sayısını giderek artırmakla kalmadı, bunu yaparken aynı zamanda doğal dengeyi korumak için büyük adımlar attılar. Zaman zaman bu dengeyi korumak için bazı parkları, anıtları, yağmur ormanlarının çeşitli kısımlarını kapatmak konusunda tereddüt etmediler. Orta Amerika’da yerel halkın ormanları yok ederek tarım alanları açma çılgınlığına net olarak karşı koyuyorlar ve ülkede devasa bir ağaçlandırma projesi var, günde 5 bin ağacın dikildiği gönüllü projeleri halen sürüyor. Orta Amerika’nın doğal güzellikleri, çeşitlilikte sınırları zorlayan flora ve faunası ile yükselen yıldızı, bunu ekolojik dengeyi de koruyarak yapmayı başardı.

Kırgızistan: Doğal güzellikler, insana rastlamadığınız yürüyüş rotaları (Türkiye’nin 4’te 1’i büyüklükteki ülkede 6 milyon insan yaşıyor), yerel kültürle etkileşim için Moğolistan veya Patagonya’ya kadar gitmenize gerek yok. Artık İstanbul’dan 5 buçuk saat süren direkt uçuşla Bişkek’e ulaşmak mümkün. Aklınızı başınızdan alacak manzaralarla dolu yürüyüş rotaları, yurtlarda konaklama imkanı ve ciğerlerinize dolduracağınız temiz hava. Kasım-mart arasındaki çetin kış şartlarından uzak durduğunuz sürece sorun yok.

Transilvanya: Yıllar boyu Bükreş’e her gidişimde insanlar başkentin sizi depresif yapan havasının ülkenin kırsal kesimiyle hiçbir alakası olmadığını söyleyip durdular. Transilvanya sonunda hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Artık akıllara sadece Dracula ve kabuslara konu olan benzer hikayeler ile gelmiyor. Saksonya mimarisini yansıtan evleri, “tam bir natürmort klasiği” dedirtecek orman ve dağ manzaraları ile hemen yanı başımızdaki bu güzellik dikkati hak ediyor. Bükreş’ten karayolu ile 3 saatte ulaşmak mümkün.

yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675249-1.

Matera: İşte yedinci sanatın “buraya gitmeliyim” dedirttiği şehirlerin son halkası. Bond serisinin son filmi “No Time to Die” gösterime girdiğinde, sokaklarında müthiş bir araba kovalama sahnesi göreceğimiz bu Güney İtalya şehri, aynı zamanda Ben-Hur ve Passion of the Christ filmlerinin de çekildiği yerlerdendi. Kapadonya’nın peri bacaları ve mağaralar içine kurulmuş otellerini seviyorsanız, bu prehistorik karakterli şehirde müthiş bir konaklama deneyimi yaşayabilirsiniz. Matera, direkt uçuş olan Bari’ye sadece 1 saat uzaklıkta.

Liberya: Afrika’da kalabalıklardan uzak ve doğal dengesi bozulmaya yüz tutmamış bir ülke bulmak zorlaşmaya başladı. Zanzibar, Kenya, Uganda gibi ülkeler turist akınının olumsuz etkilerini tecrübe ediyorlar. Liberya, Afrika’nın ikinci en büyük yağmur ormanı rezervine sahip ve Norveç’in maddi desteği sonucu hayata geçirdikleri proje ile 2020’de ülke çapında ağaç kesilmesini yasakladılar ve bunu yapan ilk Afrika ülkesi oldular. Ülkedeki bu ekolojik gelişmeleri ve doğal yaşamı yakından görmenin tam zamanı. Üstelik Batı Afrika’nın bakir plajlarının en iyilerini burada görmek mümkün. Şiddet olayları da büyük ölçüde geride kaldı.

yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675247-1.

Barselona: Barcelona halkı turistlerden bıkmış durumda. Şehrin girişine bir tek “turistleri istemiyoruz” yazmadıkları kaldı diyebiliriz. Kalabalıklar, uçup giden kiralar, restoranlardaki sıralar, Camp Nou’da ellerinde telefonlarla Messi’yi izlemeye gelenler derken, geçtiğimiz yıl yerel halk sokağa döküldü ve turist kalabalıklarına karşı gereken önlemlerin alınmasını istedi. Kısacası bir süre Katalunya’nın incisini pas geçmekte yarar var.

Venedik: Turist kalabalıklarının mahvolmaya doğru götürdüğü bir başka şehir. Belediye çoktan şehre büyük yolcu gemilerinin girişini yasaklama planı yapıyordu, ama gelen haberler bunun tam anlamıyla gerçekleşmediği yönünde. San Marco Meydanı yakınında bir tabak makarna için 20 avro ödeyecek duruma gelindi. Kanallardan yükselen koku artık rahatsız edici boyutlara ulaştı. Romantik gondol gezilerinizi ortam düzelene kadar ertelemekte fayda var.

Dublin: Türkiye’de anlam veremediğim bir “İrlanda sempatizanlığı” ve “Dublin sevdası” mevcut. Dünyanın genelinde de çeşitli seviyelerde var olan bu “kafası güzel şehir” imajı Dublin’in merkezini bir turist tuzağına dönüştürmüş durumda. Temple Bar caddesi ikinci sınıf Guinness’e 7,5 avro sayılıp gençlerin sokaklarda kendini kaybettiği bir mekan haline geldi yıllar içinde. Mutlaka İrlanda görmek istiyorsanız yine birası ile ünlü Kilkenny ve 2020 Kültür Başkenti Galway’i tercih edebilirsiniz.

yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675248-1.

Amsterdam: Amsterdam da turist kalabalıklarından kurtulmak için sayısız tedbir aldı son yıllarda. Ancak yine de “uyuşturucu serbestmiş” bilgisi ve Red Light Caddesi’ni görmek isteyen turist kalabalıkları şehre akın akın gelmeye devam ediyor. Sokaklarda kendisini kaybedip kanallara düşen turistler, yine arşa değen kiralar ve bazı müzelerdeki abartı kalabalıklar işin tadını kaçırmış durumda. İşin daha ilginci Hollanda’nın yüzölçümü göz önüne alındığında Amsterdam etrafında görülmeye değer birçok güzellik varken insanların ülkeyi başkentten ibaret zannetmesi.

Doğal denge: Tayland’da fillere binmek, Komodo Adası’ndaki ejderleri ziyaret, maymun tapınakları, büyük hayvanat bahçeleri, Caretta Caretta gezileri…Hayvanlar Alemi, insanların “ziyaret” ismi altındaki turistik tacizlerinden bıkmış durumda. 2020’de yaşadığınız gezegen için bir şeyler yapın ve hayvanların sizi eğlendirmek için kullanıldığı aktivitelerden vazgeçin. Atların adeta bir soykırıma maruz bırakıldığı Büyükada’daki fayton gezisinden çok farkı olmayan bu gelenekler tarihe gömülmeli artık.