birgün

11° KISA SÜRELİ HAFİF YOĞUNLUKLU YAĞMUR

BİRGÜN PAZAR 21.04.2019 10:03

Yeniden kuracağımız Sudan’da hak ettiğimiz yeri alacağız

HANDE GAZEY Sudan’da 4 aydır süren protestolar, 30 yıllık islamcı diktatörlüğü sona erdirdi. Ömer El Beşir cezaevine giderken, yönetime el koyan orduya karşı da ‘diktatörü de artıklarını da istemiyoruz’ diyen Sudanlılar direnişe devam ediyor. Bir yandan açlık, yoksulluk, hayat pahalılığı bir yandan da islamcı diktatörlüğün baskısı, yasakları ve şiddeti ile kuşatılmış Sudan halkı, direnişleri ile […]

Yeniden kuracağımız Sudan’da hak ettiğimiz yeri alacağız

HANDE GAZEY

Sudan’da 4 aydır süren protestolar, 30 yıllık islamcı diktatörlüğü sona erdirdi. Ömer El Beşir cezaevine giderken, yönetime el koyan orduya karşı da ‘diktatörü de artıklarını da istemiyoruz’ diyen Sudanlılar direnişe devam ediyor.

Bir yandan açlık, yoksulluk, hayat pahalılığı bir yandan da islamcı diktatörlüğün baskısı, yasakları ve şiddeti ile kuşatılmış Sudan halkı, direnişleri ile değişimi başlatırken, şimdi bu değişim dalgasıyla eski rejimin fikirlerinden ve kalıntılarından arındırılmış, özgür, demokratik Sudan’ı kurmak için bir yol açmaya çalışıyor.

4 aydır süren protestolarda en çok dikkati çeken şeylerden biri en önde kadınların yer alması idi; öyle ki kadınların direnişi ‘kadının yeri devrimdir’ sloganıyla da bütünleşerek simgeleşti. Bu simgelerden biri Hartum’da tam da direnişin gerçekleştiği sokaklarda bir duvarda kendisine yer buldu. Kendisi için de bir ilk olan duvar resmini yapan Alaa Satir, Hartum Üniversitesi mimarlık bölümü mezunu genç bir illustratör.

Alaa ile, hala protestolara devam ederken bulduğu kısa vakitte, Sudan’daki isyanı, isyanın en önündeki kadınları ve direnişten aldığı ilhamı konuştuk:

• Öncelikle 4 ay önceye yani Sudan’daki isyanın başlangıcına gidelim. Protestolar nasıl başladı, talepler neydi?

Geçtiğimiz Aralık ayının 19’unda Sudanlı gençlerin liderlik ettiği protestolar başladı. Bu protestolardaki talep 30 yıllık islamcı diktatörlüğün sona ermesi idi. Bu rejim, güney ve batı Sudan’da onlarca yıllık iç savaşa ve soykırıma sebep oldu, bizi her biçimde -hatta 2011’de güney Sudan’ın ayrılmasıyla coğrafi olarak da- bölmek için etnik ve dini farklılıklarımızı kullandı, tüm ülkeyi ekonomik krize ve enflasyona sürükledi. Ekmek, benzin, ATM’den çekeceğimiz nakit para gibi temel ihtiyaçlarımız için oluşan uzun kuyruklar Sudan için çok alışılageldik görüntüler haline geldi.

Fakat gençlerin önderlik ettiği bu barışçıl gösterilere hükümet çok sert ve şiddetli bir karşılık verdi, bu şiddet 70’ten fazla eylemcinin hayatını kaybetmesine sebep oldu.

Şimdi Ömer El Beşir devrildi, biz ise El Beşir’in ve Sudan halkına karşı işlenen suçlardan sorumlu olan bütün politik figürlerin yargılanması ve yeni bir sivil geçiş hükümeti kurulması taleplerimizi sürdürmeye devam ediyoruz.

• Protestolarda en çok dikkat çeken şeylerden biri kadınların katılımının çokluğu hatta daha doğru bir ifadeyle kadınların en önde olmasıydı. Bunun sebepleri üzerine siz ne söylemek istersiniz ve Sudanlı kadınlar için 30 yıllık diktatörlüğe karşı isyanın sürükleyicisi olmanın önemi nedir?

Sudanlı kadınlar tarihimizdeki her devrimin büyük bir parçası olmuşlardır, yani bu seferki bir istisna değil. Kadınlar bu rejimden en büyük zararı görenler oldu. Bizi baskılamak, toplumsal hayattan silmek ve yine toplumsal yaşamda hedef haline getirmek için her yolu kullandılar. Tam da bu yüzden direnişe kadınların öncülük etmesi, yeniden kurmaya çalıştığımız Sudan’da, hak ettiğimiz yeri geri almak için çok önemli.

• Peki kadınlar El Beşir rejiminde neler yaşadılar? Hangi koşullardan direnişin en önüne geçtiler?

El Beşir rejimi kadınları sürekli ezdi, haklarımızı, varlığımızı yok saydı, kadın düşmanı politikalar uyguladı. Kadınlar için ‘kamu düzeni kanunu’ gibi baskı yasalarının cezalarına maruz kalma korkusu yüzünden sokakta yürümek bile çok zordu. Saçlarınızı örtmemek, pantolon giymek gibi sebepler yüzünden tutuklanabilir ve hatta dövülebilirdiniz. Çatışma bölgesindeki kadınlar çok daha ciddi bir şiddetle yüzleşiyordu. Hükümet güçlerinin ve milislerinin tecavüzüne ve cinsel şiddetine maruz kaldılar. Tüm bunlar Darfur’daki ve Nuba dağlarındaki yerlerinden edilmiş insanların yerleştirildiği kamplardaki kadınların ayaklanmaya güçlü bir şekilde katılmasına sebep oldu.

• Direniş sırasında bu hareketi yaratan kadınları selamlayan bir duvar resmi yaptınız. Çokça paylaşıldı ve direnişin sembollerinden biri oldu. Bir direniş hareketinin içerisinde olmak ve aynı zamanda direnişin sanatını yapmak size ne hissettiriyor?

Sudan’da çok uzun zamandır ifade özgürlüğü yok. Şimdi bu ayaklanma ile insanlar korku bariyerlerini sürekli kırıyorlar, seslerini yükseltiyorlar ve düşündüklerini açıkça dile getirmek için gittikçe daha yaratıcı yollar buluyorlar.

Bu benim için büyük bir ilham kaynağı oldu. Sadece neyi resmetliyim sorusuna verdiğim cevabı değil; aynı zamanda bu resmi nasıl ve nerede yapacağım konusundaki seçimmi de etkiledi. Bu benim ilk duvar resmimdi ve sonuncusu da olmayacak. Çünkü bu hareket sokakta başladı ve devrimin sanatı da bize ne için mücadele ettiğimizi hatırlatmak ve neler yaşadığımızı belgelemek için sokaklarda olmayı hak ediyor.

• Sudan halkı için, 30 yıllık diktatörlüğe yeter diyen direnişçiler için bundan sonrası nasıl olacak?

El Beşir’in devrilmesi ilk adım oldu. Umuyorum ki 4 aylık direnişimiz boyunca kazandığımız bilinç, hepimize eski rejimin gerici fikirlerinden, nefretten, etnik ve dini çatışmalardan ve kadın düşmanlığından arındırılmış yeni bir Sudan kurmak için yol açacak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız