birgün

15° AZ BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 19.09.2021 08:37

Yeşil aklama: Markalar bizi çevre konusunda nasıl kandırıyor?

Birçok firma ve marka, bir yanda “sürdürülebilir” ve “çevre dostu” gibi kelimelerle tüketicinin gözünü boyarken diğer yanda insan ve çevre sağlığına zarar vermeye devam ediyor. Bilinçlenmek adına “yeşil aklama” (greenwashing) kavramına değiniyoruz.

Yeşil aklama: Markalar bizi çevre konusunda nasıl kandırıyor?

BATUHAN SARICAN | @batusrcn

Pandemiden önceydi; Çırağan Sarayı’ndaki bir etkinliğe basın mensubu olarak davet edilmiştim. Türkiye’de de yayın yapan uluslararası bir derginin, yine Türkiye’de de satılan uluslararası bir bulaşık deterjanı markasıyla ortak düzenlediği bir etkinlikti. Çırağan’ın devasa salonundaki tabandan tavana dizilmiş ekranlar ortamın sıcaklığını iyice artırırken birçok davetli, tabaklarını açık büfeden -yiyemeyecekleri miktarlarda- dolduruyor, yarım bırakılmış içecekler orada burada dökülmeyi bekliyordu.

Bilin bakalım bu organizasyonun teması neydi? Doğru bildiniz: Sürdürülebilirlik! Bu etkinlik kapsamında; saniyede kim bilir ne kadar elektrik harcayan devasa ekranlarda “Göllerimiz kurumasın” diye belgesel gösterimi yapılıyor, sırf para kazanmak için etkinliğe gelmiş bazı uzmanlar sürdürülebilirlik üzerine konuşuyordu. Aynı zamanda et veya tişört için kaç bin litre su gerektiği (gizli su) gibi rakamlar lanse edilip bir köşede de su ayak izinizin hesabı yapılıyorken gıda ve doğal kaynaklar, etkinlik boyunca ziyan ediliyordu.

O markayla bir alıp veremediğim yok, katılmaya mecbur kaldığım bir davette gözüme çarpanları yıllar sonra yazma gereği duydum hepsi bu. Bu yazının temel amacı, yazının başlığından da anlaşılacağı üzere bu tip firma ve markaların yaptığı “yeşil aklama” adı verilen kandırmacaya dair gözünüzü açmak, hep birlikte uyanık olmak.

EVİMİZDEKİ TEMİZLEYİCİ ÜRÜNLER NEDEN ZARARLI?

Aslında bu tip markaların gizlisi saklısı yok, yani bu yazıda araştırmacı gazetecilik harikası yaratmış falan değilim. Sadece sıradan bir vatandaş olarak şu veya bu firmanın tüketici ürününü elimize aldığımızda içerik kısmında gördüklerimizin çevre için ne anlama geldiğini anlamaya ve aktarmaya çalışıyorum.

Mesela bu deterjanların içeriğinde bulunan “yüzey aktif madde”, suları kirlettiği gibi suda yaşayan organizmaları da olumsuz etkiliyor.1 Zagreb Üniversitesi’nde yapılan çalışmaya göre yüzey aktif maddeler, kullanımlarının ardından kanalizasyon sistemlerine veya doğrudan yüzey sularına karışıyor, çoğu toprağa ve suya dağılıyor. Sürfaktan olarak bilinen bu içeriklerin çeşitli su organizmaları üzerindeki toksik etkileri de iyi biliniyor. Çoğu yüzey aktif madde, biyolojik olarak kolayca parçalanabiliyor ve fazla miktarda yüzey aktif maddeyle kirlenmiş atık suyun deşarjı da ekosistem üzerinde ciddi etkilere sebep olabiliyor.2

Sorun sadece bu maddeyle de sınırlı değil. Deterjanların içinde diğer temizleme ajanlarından tutun kıvam verici maddelere kadar birçok kimyasal bulunuyor ve bunlar da su toksikliğine neden oluyor. Sözgelimi, içinde “sodyum” geçen birtakım maddeler, biyolojik bozunma riskini de beraberinde getiriyor. Evinizdeki bulaşık deterjanlarını, kaynakçada yer alan üçüncü linkten aratarak içindeki maddelerin hangi riskleri beraberinde getirdiğine bakabilirsiniz.3

HEM ÇEVRE HEM DE İNSAN SAĞLIĞI İÇİN ZARARLI

Virginia Tech Üniversitesi’nde yürütülen bilimsel araştırmalar, bulaşık deterjanlarında da bulunan bir antibakteriyel madde olan triklosanın klorlu musluk suyuyla birlikte kloroform ürettiğini ortaya koyuyor.4 Triklosan, bakteriyel kontaminasyonu azaltmak veya önlemek amacıyla diş macunundan sabunlara birçok tüketici ürününe ekleniyor. FDA, bu maddeyi tiroid hormon seviyelerinde azalma, cilt kanseri ve antibiyotik direnci gibi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriyor.5

Biyokümülatif bir madde olan triklosanın, kanalizasyon arıtma tesislerinde biyolojik olarak bozunup metil-triklosan denen bir varyasyona dönüşerek göllerdeki balıklarda biriktiğine ve zarar verdiğine dair çalışmalar da var.6 Minnesota Üniversitesi’nden bilim insanları da kanalizasyonlardan nehir suyuna karışan triklosanın güneş ışığıyla dioksinlere dönüşebileceğini kanıtlıyor. Bu da besin zincirini, dolayısıyla yaban hayatı ve insan sağlığını etkiliyor.7

Deterjanlar, her tür su yaşamında zehirli etkilere sahip olabiliyor. Washington Eyaleti Ekoloji Departmanı’na göre deterjanlar, balıkları bakteri ve parazitlerden koruyan dış mukus tabakalarını yok ediyor ve ayrıca solungaçlara da ciddi zarar veriyor.8

Endonezya’daki Riau Üniversitesi’ndeki çalışmaya göre ise deterjan konsantrasyonlarının milyonda 15 parçaya yaklaşması, çoğu balık için ölüm anlamına gelmekle beraber 5 ppm kadar düşük deterjan konsantrasyonları bile balık yumurtalarını öldürüyor. Yine aynı çalışmaya göre, deterjanlardaki fosfat, sucul ekosistem için gerekli oksijeni tüketen tatlı su alg patlamalarına yol açabiliyor.9

Evet, kimya veya biyoloji dersinde değiliz ama bulguları incelerken nasıl bir aldatmacanın içinde olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Kim bilir buna benzer kaç örnek var. Bugün birçok alanda pek çok markanın, pazarlama sürecinde “sürdürülebilir” veya “yeşil” gibi kelimeleri kullandığını düşünün.

Gölleri koruduğunu söylerken göl ekosistemlerine zarar veren, ilaç ve gübrelerinin verim artırdığını savunurken toprağı zehirleyen; sprey (aerosol) ürünleriyle havayı kirletmesine karşın temiz hava reklamı yapan veya bir yandan fidan bağışlayıp diğer yandan ormansızlaşma ve biyoçeşitlilik kaybının doğrudan aktörü olan et ve süt ürünü firmaları… Markaların çevreci bir algı yaratma çabalarından şüphe duymak için elimizde o kadar çok örnek var ki saymakla bitmiyor.

YEŞİL AKLAMA NEREDEN GELİYOR?

Yeşil aklama (greenwashing) kavramı, ABD’li doğa korumacı Jay Westerveld’in 1980’lerde ziyaret ettiği Fiji’deki bir otelde yaşadığı olaydan geliyor.10 Otel, misafirlerinden “çevreyi korumak” için havlularını yeniden kullanmalarını istiyor. Westerveld, sürdürülebilirliğe yönelik bariz bir çabanın gösterilmediği otelin faaliyetlerinde karşılaştığı büyük israfı dile getirdiği makalesinde bu kavramı ortaya atıyor; otel havluları yıkamayarak maliyetleri düşürmeye çalışıyor ve bu hileyi “çevre dostu” bir davranış olarak pazarlamaya çalışıyor.

Bugün genellikle büyük şirketlerin, artan ekolojik bilinç ve şeffaflık talebine karşın yeşil aklamanın peşinde koştuğunu görüyoruz. Bir kere “sürdürülebilir” ve “çevre dostu” gibi kelimeleri gördüğümüz zaman hikâyenin bambaşka olabileceğini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Çünkü bu kavramlar, gerçekte ne anlama geldiğine dair bir sorgulama olmaksızın bir pazarlama hilesi olarak kullanılıyor. Çevreye verdikleri tüm zarara karşın zaman içinde çevre bilinci artan tüketiciye “cici” gözükmek istiyorlar. Bunu da kolayca yapıyorlar. Çünkü onlara engel olacak bir otorite veya bilinç düzeyi söz konusu değil.

NE YAPABİLİRİZ?

Öncelikle ne alırsak alalım paket içeriğini incelemeliyiz; deterjanlar özelinde gidersek “çevre dostu” olduğunu uluslararası sertifikalarla kanıtlayan deterjanlar kullanmak, yabani hayatı korumamıza yardımcı olacaktır. Diğer yanda hayatın gerçekleri var; bu tip “temiz ürünler” nispeten pahalı olduğu için kolayca alınamıyor. Bu noktada en azından az kullanmak ve o firmaların çevreci aldatmalarına kanmamak önem taşıyor.

Bunun dışında da satın aldığımız ürünlerin bize gelene kadar hangi süreçlerden geçtiğini ve söz konusu içeriğin doğal kaynakları nasıl tükettiğine dair bir bilincimiz olmalı. Çünkü bilinci düşük tüketiciyi kandırmak çok kolay.

Kapitalizmin “sürdürülebilirlik” kavramını kullanarak sizi kandırmasına izin vermemek için yeşil aklama konusunda bilincinizi artırın sevgili okur. Çünkü biz tüketici olarak bilinçlenip ona göre davrandıkça firmalar da yeşil aklama yapmaktan o kadar çekinecektir. Ancak Türkiye’de bu bilinç düşük düzeyde. Hal böyle olunca da kandırmacanın devam etmesi gayet normal. Buna izin vermemek, sorgulayan bir tüketici olmaktan geçiyor.


1 https://www.health.belgium.be/en/effect-detergents-environment

2 https://www.researchgate.net/publication/42588997_Surfactants_in_the_Environment

3 https://www.ewg.org/guides/cleaners/

4 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17438791/

5 https://www.fda.gov/consumers/consumer-updates/5-things-know-about-triclosan

6 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/14750712/

7 https://www.wwf.eu/?21255/Washing-dishes-can-be-bad-for-your-health

8 https://ecology.wa.gov/Blog/Posts/January-2014/When-soap-and-water-are-not-a-good-thing

9 https://iopscience.iop.org/article/10.1088/1755-1315/97/1/012030/pdf

10 https://kleiderly.com/blogs/kleiderly-magazine/greenwashing-explained

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol