birgün

18° AÇIK

DÜNYA 18.03.2021 04:00
author

Yeşiller’in iktidar yürüyüşü

Bu yıl altı eyaletin yanı sıra genel seçimlerin de yapılacağı Almanya’da Yeşiller’in yükselişi devam ediyor. Sosyal demokratların Frankfurt’ta yaşadığı hezimet çarpıcı. Yeşiller’in SPD ve Sol Parti’yle Frankfurt yönetimi için koalisyona gitmesi halinde krizden farklı bir sonuç da çıkabilir. Seçim sonuçları buna izin veriyor

Almanya’da pazar günü gerçekleştirilen iki eyalet seçiminde de asıl kaybeden Merkel liderliğindeki merkezi hükümeti oluşturan koalisyonun büyük ortağı Hıristiyan Demokrat kanat oldu. Covid-19 salgını nedeniyle alınan önlemlerin yarattığı sıkıntılar ve aşı tedariki sürecinde alınan hatalı kararların sorumlusu olarak görüldükleri için bu seçimlerden zaten büyük bir başarı beklemiyorlardı. Ancak son haftalarda birbiri ardına patlayan yolsuzlukların baş aktörleri de Hıristiyan Demokrat partilerin (CDU-CSU) saflarından çıkınca, iki önemli eyaletteki konumlarını koruma şansları da kalmadı. Baden Württemberg’de yüzde 3, Rheinland Pfalz’da da yüzde 4 oranında oy kaybederek, ciddi bir krize girdiler.

Bir diğer seçim de hem ekonomik, hem de siyasal ağırlığı itibarıyla diğerleri gibi önemli bir konumu olan Hessen eyaletindeki yerel yönetimlerin yenilenmesi için yapıldı. Yeşiller’in oy patlaması, diğer iki eyalette olduğu gibi buradaki seçimlerin de en önemli sonucu. Bir diğer önemli sonuç da sosyal demokratların bu eyaletin en büyük kenti Frankfurt’ta yaşadığı hezimet.

Son yıllarda giderek güç kaybetseler de her dönem bu kentteki en önemli iki siyasi güçten biri olan SPD’nin yaşadığı ağır hezimetin sorumlusu olarak 2012’den bu yana kenti yöneten Büyükşehir Belediye Başkanı Peter Feldmann gösteriliyor. Peter Feldmann ve eşi Zübeyde Feldmann’ın bir dönem profesyonel olarak çalıştıkları sosyal yardım kuruluşu ‘AWO (Arbeiterwohlfahrt / İşçilerin Refahı) ile ilgili yolsuzluk suçlamaları, Hessen’de geçtiğilmiz hafta, seçiminden birkaç gün önce Frankfurt Savcılığı tarafından bir ‘adli soruşturma’ açılmasıyla yeniden manşetlere taşınarak, tekrar gündeme gelmişti.

Aslında AWO’nun Frankfurt ve çevresindeki faaliyetleriyle ilgili yolsuzluk iddiaları yeni değil. Yaklaşık 1,5 yıl önce ortaya çıkan bu skandal nedeniyle AWO’nun çeşitli yöneticileri ve personeli görevinden alınmış, haklarında soruşturma açılmış, bu arada Feldmann’larla ilgili çeşitli suçlamalar da gündeme gelmişti. Peter Feldmann’ın bu kurumda yönetici olarak çalıştığı dönemde yetki ve olanaklarını siyasi çalışmaları için kullandığı, başkan seçildikten sonra da eşinin haketmediği halde yeni kurulan Türkçe-Almanca iki dilli çocuk yuvasının müdürlüğüne getirilmesi, bu görevde geçen yaklaşık bir yılda hakkettiğinden daha fazla maaş alması için nüfuz istismarında bulunduğu ileri sürülüyordu.

yesiller-in-iktidar-yuruyusu-853768-1.

Suçlamaları reddeden Feldmann çifti, fazla ödenen maaş farklarını da iade ettilerse de bazı siyasiler, medya işin peşini bırakmadı. Feldmann’ın bu süreçte tüm banka hesaplarını açarak şeffaflaşması da bir işe yaramadı. Suçlamalar zaman zaman merkez sağ eğilimli medyada geniş yer bulurken, Feldmann’ın bu iddialara ilişkin bir an önce idari ve adli soruşturma açılması çağrıları da karşılıksız kalıyordu. Sonunda soruşturma açıldı. Tabii zamanlaması çok ilginçti. Tam da seçimlerden birkaç gün öncesine getirilmişti ve böylece eski suçlamalar yeniden yerel medyanın gündemine geldi. Bunun bir tesadüf olmadığı çok aşikardı ama savcılık bu iddiayı tabii ki hemen reddetti. Söz konusu soruşturma haberi SPD’nin hezimetine neden oldu. Belediye başkanları altı yılda bir doğrudan seçildiği için Feldmann’ın görevde daha üç yılı var. Ancak seçimden önce istifasını isteyenlerin sesi şimdi daha da yükseldi. Üstelik partisinin önde gelen isimlerinin de ona sırt çevirmeye başladığına dair işaretler var. Belediye başkanlığında kalmaya devam etse bile işi çok zor olacak.

Frankfurt’taki siyasi hezimet ve adli soruşturmanın ne gibi sonuçlar doğuracağı belli değil. Ancak Feldmann’ın siyasi geçmişi ve diğer özellikleri, ona yönelik suçlamaların ve düşmanlığın ardında başka şeylerin de yatıyor olabileceğini gösteriyor. Feldmann Frankfurt’ta uzun yıllar Hıristiyan demokratların elinde olan belediye başkanlığını 2012 ve 2018’deki seçimlerde, güçlü rakiplerine rağmen kazanmış, buradaki hakimiyetlerine son vermişti. Bu seçimlerin ilkinde dönemin Hessen Eyalet İçişleri Bakanı’nı hezimete uğratmış, ikincisinde ise oyların yüzde 70’inden fazlasını alarak büyük başarı kazanmıştı.

Aynı zamanda 1933’ten bu yana seçilen ilk Yahudi belediye başkanı olan Feldmann, siyasi kariyerinin başından itibaren Frankfurt’ta ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı mücadelenin en önünde yer aldı, göçmenlerin haklarını içtenlikle savundu.

EŞİNİ ATAYINCA

Bu arada Türkiye kökenli bir anaokulu öğretmeniyle evlenerek (2016), kendi ifadesiyle ‘Türklerin eniştesi’ de oldu. Her fırsatta göçmenlerin anadil eğitiminin önemini vurguluyor, kendi kızlarının da Türkçe öğrendiğini, onlardan öğrendiği Türkçe sözcükler eşliğinde anlatıyor, “Türkçe okullarda yabancı dil olarak öğretilsin!” kampanyasını destekliyordu. Almanya’nın Türkçe-Almanca iki dilli ilk anaokullarından birinin Frankfurt’ta kurulmasına önayak olmuştu. Eşi de bu anaokulunun ilk müdürüydü. Öte yandan Eskişehir’in Frankfurt’la kardeş şehir olması için büyük çaba göstermiş, iki kent arasındaki insani, sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik ve sportif ilişkileri gelişimine hizmet eden çok sayıda etkinliğin gerçekleşmesini sağlamıştı.

Almanya’da çok kültürlü yaşamı içselleştiren ilk kent olan Frankfurt’a yakışan bir belediye başkanıydı. Ona ve eşine yönelik suçlamaların boyutu, AWO skandalı içinde çok küçük bir yer tutuyor. Tabii ki görevi ve siyasi konumu nedeniyle isminin öne çıkması doğal ama sonuçta hem onun hem de partisinin ödediği bedel bir hayli ağır olacak.

Yeşiller’in SPD ve Sol Parti’yle Frankfurt yönetimi için koalisyona gitmesi halinde krizden farklı bir sonuç da çıkabilir. Seçim sonuçları buna izin veriyor. Birçok yerde olduğu gibi burada da belirleyici güç artık Yeşiller. Bu arada Frankfurt’taki yerel seçime ilişkin geçici değerlendirmeler, AKP taraftarlarınca kurulmuş olan BIG’in (Yenilik ve Adalet Birliği Partisi) de toplam 93 kişilik İl Genel Meclisi’nde bir temsilcilik kazandığını gösteriyor. Avrupa Birliği yanlılarınca üç yıl önce kurulan Volt partisi de sürpriz başarı göstererek Meclis’e 3 temsilci soktu.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol