birgün

13° AÇIK

GÜNCEL 17.10.2015 09:22

Yırca’da zeytin dallarını, Ankara’da bizi kırdılar

Ankara Katliamı’ndan yaralı kurtulan Yeltekin: Umutlu olmak zorundayız. Fabrikalardaki direnişleri göreceğiz, işçi çadırlarında sabahlayacağız. Yırca ’da zeytin dallarını, Ankara’da bizi kırdılar. Aynı zihniyetin katliamları…

Yırca’da zeytin dallarını, Ankara’da bizi kırdılar

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Ankara Tren Garı önündeki saldırıda yaralanan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Damla Yeltekin’in hastanedeki yatağından sol yumruğunu kaldırarak çektirdiği fotoğraf, sosyal medyaya “Umudun fotoğrafı” olarak düştü. Arkadaşlarını kaybeden, bundan sonra omuriliğindeki bilye ile yaşamını sürdürecek olan Damla Yeltekin BirGün’e konuştu. 18 Mart Üniversitesi’nde Sanat Tarihi okuyan Yeltekin, miting için EMEP’li arkadaşlarıyla Ankara’ya geldiklerini şöyle anlatıyor: “Mitinge gelirken bir arkadaşımız rüyasında patlama olacağını görmüş. İlk kez yolda gelirken otobüslerimiz durdurulmadı. Hiçbir arama yapılmadı. Şaşırmış ve biraz da endişelenmiştik. Yine de bu, bizi yolumuzdan alıkoymadı. Yolculuğumuzu yaptık ve tren garına geldik. Alanda kahvaltı yapmak için 15 simit aldık, yoldaşlarımızla aramızda bölüştük. Sonra patlama oldu.”

DEVRİMCİ BİLYE
Patlamanın şokuyla kendisinin yaralandığını anlamamış ilk önce, koşmaya devam etmiş Damla. Oğlunu dershaneye bırakmak üzere yola çıkan bir kişinin bulunduğu taksiye bindirilerek bir şekilde Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne yetiştirilmiş. “Normal şartlarda ben yoğun bakımdayken yasak olsa da engelleri aşıp yanıma gelecek yoldaşım yanıma gelmedi. Onu yitirdiğimizi de orada anladım” diyen Yeltekin şöyle devam ediyor: “Patlamadan sonra etrafa yayılan bilyeler yüzünden yaralanmıştım. Ayağıma giren bilyeler direkt delip geçmiş ancak bir bilye omuriliğime saplanmış. Ben ona ‘devrimci bilye’ diyorum. Vücudumu terk etmemiş. Devrimci kalmış.”

‘DİRENİŞLERİ GÖRECEĞİZ’
Çanakkale’den birlikte geldiği 17 yoldaşından birinin öldüğünü, dördünün de yaralandığını söyleyen Damla Yeltekin, “Onların anılarını mücadelemizde yaşatmalıyız. Daha önce yaptığım birçok şeyi yeniden keşfediyorum. Suyun tadını, çiçeklerin kokusunu, mücadelemizin büyüklüğünü... Şimdi üzülme, yas tutma vakti değil. Henüz yaşanacak çok şey var. Fabrikalardaki direnişleri göreceğiz, işçi çadırlarında sabahlayacağız, grev halaylarını göreceğiz. Mücadeleye devam” diyor.

AYNI ZİHNİYETİN ÜRÜNÜ
Yaşanan katliamın resmi olarak ülke tarihinin en büyük katliamı olmasına karşın, her gün buna benzer birçok katliamla yüz yüze olduklarının altını çizen Yeltekin, Soma maden faciasında yaşananların, Yırca’da zeytin ağaçlarını kıranların, Suruç’ta gençleri katledenlerin, fabrikalarda işçileri ölüme sürükleyen çalışma koşullarına zemin hazırlayanların; Ankara’daki katliama sebebiyet verenlerle aynı zihniyetten olduğunu söyledi.

Yeltekin, sözlerini, “Belki bu katliama da zamanaşımı verecekler. Belki iki kişinin üzerine kalacak; ama biz bunun sorumlularını biliyoruz. Yırca’da zeytin dallarını kırdılar, Ankara’da bizi kırdılar. Şimdi birleşmenin yolunu aramalıyız. Nasıl birleşebiliriz? Bu katliama sebebiyet verenler, karanlıklar, kötüler. Bizler ise halkız. Halk çocuklarıyız. Kadınlar, işçiler, zeytin ağaçları, LGBTİ’ler. Nasıl birleşebiliriz onu düşünmeliyiz. Bu gökkuşağı nasıl bütünleşebilir, bunu sorgulamalıyız” şeklinde sonlandırdı.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız