birgün

29° AÇIK

EĞİTİM 02.08.2020 07:45

YKS neyi ölçüyor?

Uygulandığı andan itibaren tartışılan YKS’yi değerlendiren uzmanlar sınavda başarılı olan öğrencilerin üniversitede başarılı olamadığını belirtti. Uzmanlar ayrıca sınavdaki matematik ağırlığına da dikkat çekti.

YKS neyi ölçüyor?

Mustafa Kömüş

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 3 yıldır uygulanıyor. İlk günden itibaren başlayan sınavla ilgili tartışmalar ise bitmek bilmiyor. Girdikleri bölümle ilgili soruları eksi netle cevaplayanlar, matematiğin sınavdaki ağırlığı gibi birçok konu sınavın tartışılmasına neden oluyor.

Bunun yanında sadece YKS’de olmasa da üniversiteye giriş sınavında başarılı olan gençler ilk senelerinde okulda aynı başarıyı yakalayamıyor. Eğitim uzmanları Erhan Erkut ve Onur Soğuk YKS’nin öğrenci seçme konusunda yetersiz bir sınav olduğunu ifade etti.

Eğitim kalitesinden ödün verildi

MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Erkut öncelikle bu yıl gerçekleşen sınavla ilgili örnekler verdi: “İki farklı konu var. İlki, bu yılki sınavda üst puanlarda sıkışma oldu. Dolayısıyla geçen seneki puanlar bu sene aynı yere girmeyi sağlamayabilir. Çünkü çok daha fazla sayıda 470’in üstünde puan aldı. Böyle bir sınavda yukarıda çok fazla sıkışma olmaması gerekiyor. Sınavın biraz daha zor olması lazım ki tepedeki sıkışma azalsın. İkincisi ise sınavdaki sıralamayla üniversite birinci sınıf notları arasındaki ilişki çok zayıf. Yüzde 10’un altında bir korelasyon var. 3 farklı üniversitede yaptığım araştırmada da gördüm bunu. Sınavın sıralaması, üniversite birinci sınıf not ortalamasına aynı şekilde yansımıyor. Sınavda çok başarılı olanlar üniversitede başarılı olamazken sınavda çok da yüksek not almayan gençler oldukça başarılı olabiliyorlar. O zaman bu sınavın neyi ölçtüğü tartışmalı hale geliyor. Üniversite için gereken bilgi ve becerileri değil, lisede nakledilen bilgiyi ölçüyor.”

Üniversite kontenjanlarıyla sınav bağlantısı kuran Erkut şöyle devam etti: “Kontenjanlar çok şişik. 3,8 milyon örgün eğitimde öğrencimiz var diye seviniyoruz. 487 bin kontenjan tanımlandı bu sene. Bu kadar çok puanı düzgün öğrenci yok ülkede. Ortalamalar da bunu gösteriyor. Çünkü 0, 1 çeken çok sayıda öğrenci var. Kuyruk çok uzun. Bunun sebebi de lise eğitiminde standartların olmaması. Herkes liseyi bitiriyor. Okullaşmayı artıracağız diye ne yapacağımızı şaşırdık ve kesinlikle eğitimin kalitesinden ödün verdik. Bu kadar çok üniversite yaparsan ortaya da böyle sonuçlar çıkıyor. YÖK’ün bunu görüp önelem alması gerekirken bu yıl kontenjanları yine artırdılar. Geçen sene yüzde 10 azalması çok doğruydu ve her sene bu uygulanmalıydı. Popülist hedeflerle konulmuş kontenjanlar bunlar. İşsizliği öteleme projesi bu. Öğrencilere hayal satıyorsun. Ondan sonra da 4 netle mühendisliğe giriyor öğrenci. 70 bin öğrenci giriyor her sene mühendisliğe. Türkiye’nin bu kadar mühendise ihtiyacı yok. Her alanda bu böyle. İlahiyata bakıyorsun kontenjan 19 bin. Bu kadar ilahiyat mezunuyla ne yapacağımızı bilmiyorum.”

Eski sistem arızalıydı ama daha iyiydi

Rehberlik Uzmanı Onur Soğuk ise YKS öncesindeki sistemin daha iyi olduğunu şu sözlerle ifade etti:

yks-neyi-olcuyor-763423-1.

“Önceki sistemde eşit ağırlık, sayısal ve sözelin kendine has puan türleri vardı. Soru sayıları da bir hayli fazlaydı. Edebiyattan 56, coğrafyada 24, matematikte 80, fen bilimlerinde 90 soru vardı. Ayrıca sorular müfredatın tamamını kapsıyordu. Ayrıca puan hesaplamada matematiğin ağırlığı bir hayli fazla. Matematikte başarılı olan öğrenciye kapılar açılıyor. Dil dahil tüm puan türleri için geçerli bu. Geçen sene dilde 80’de 80 yapan öğrenci istediği yeri kazanamadı örneğin. Şöyle durumlarla da karşılaşıyoruz: Üniversitede matematik ya da mühendislik okuyan bir öğrenci sınava giriyor. Sınav da matematik endeksli olduğu için hukuk bölümünü kazanıyor. Eski sistemin kendine göre arızaları vardı ama daha iyiydi. Yine de derslerin alanlara katkısı olacak şekilde bir sistem olması lazım. Mesela eşit ağırlıkta Türkçenin neredeyse hiç etkisi yok. Keza sayısalda da öyle. Orada matematiğin hegemonyası var.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız