‘YÖK özerkliğe darbedir’

Haber Merkezi
12 Eylül askeri darbecilerinin kurduğu, AKP’nin ise “kaldıracağız” vaadiyle iktidara geldiği Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 43’üncü yılını doldurdu. Üniversiteleri baskı altına alınması için aracı olarak kullanılan YÖK’e karşı tepkilerse sürüyor. Eğitim Sen tarafından yapılan açıklamada YÖK’ün özgür bilim ve düşüncenin, iş güvencesi ve akademik özgürlüklerin, özerkliğin ortadan kaldırılmasının aracı olduğuna dikkat çekildi. Yapılan açıklamada, üniversitelerin özerkliğine yapılan bir darbe olarak durduğu ifade edildi.
Açıklamada, “YÖK’ün 2016’da ‘Akademik Teşvik İkramiyesi’ düzenlemesi nitelik ölçümleri, performansa dayalı kriterler, bilgi üretimi, çalışma ve istihdam koşullarında dönüşüme sebep oldu. Araştırma görevlilerinin esnek ve güvencesiz istihdam biçimi olan 33/a ve 50/d sorunu bir denetim mekanizması olarak kullanılmaktayken, OHAL ve KHK rejimi üniversitelerin köklü dönüşümüyle devam eden süreci hızlandırdı” denildi.
SORUNLAR ÇIĞ GİBİ
OHAL sürecinde 32 Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) çıkarılarak 5 bin 904 akademisyen ve 1408 idari personelin üniversiteden ihraç edildiği anımsatılan açıklamada, “29 Ekim 2016’da 676 sayılı KHK ile rektörlük seçimleri kaldırılarak rektörleri atama yetkisi doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verildi. Rektörler artık üniversite bileşenlerine, akademik ve bilimsel özgürlüğe ya da kamuya karşı bir sorumluluk taşımıyor. Yükseköğretim Kanunu’nun verdiği aşırı yetkilerle donatılan rektörler disiplin soruşturmaları, 13/b-4 maddesiyle görev yeri değişikliği adı altında sürgün, norm fazlası bırakma yoluyla tasfiye, mobbing, kayırmacılık, kadrolaşma pratikleriyle bir taraftan iktidarın ihtiyaç duyduğu itaat kültürünü hayata geçirirken, diğer taraftan yükseköğretim kurumlarının içini boşaltmaktadır” ifadeleri yer aldı.
Eğitim Sen’in yaptığı açıklamada, üniversitelerde yaşanan sorunlara ilişkin tespit ve önerilerin bir kısmı şu şekilde:
• Üniversiteler, atanan rektörler tarafından değil, seçilen kurullar eliyle yönetilmelidir.
• Kadro sorunları bekletilmeden çözülmelidir.
• Kamuda tasarruf tedbirleri ile zaten yetersiz olan üniversite bütçelerinde daha fazla kesintiye gidilmektedir.
• YÖK kapatılmalı ve üniversiteler arasında koordinasyonu sağlayacak, demokratik, katılımcı ve çoğulcu modeller hayata geçirilmelidir.


