Google Play Store
App Store

Marmara Denizi’nde olan ve İstanbul’u da sarsan deprem sonrası gözler kentteki binalarda. Konu rant olunca konuşan iktidar kenti hâlâ depreme hazırlamadı. Yoksul halk ise güvensiz binalarda yaşamaya mahkûm.

Yoksul riskli binaya mahkûm
İlayda Kaya
İlayda Kaya
ilaydakaya@birgun.net

Deprem ülkesi Türkiye'de saatte 4, günde 100 deprem meydana geliyor. Önceki gün Marmaraereğlisi açıklarında yaşanan 5’lik depremde İstanbul’da en az 3 bina hasar gördü.

Hasar tespiti çalışmaları devam ederken gözler bir kez daha megakent İstanbul’un yapı stokuna çevrildi. Ne var ki görünen tablo, 6 Şubat depremi sonrasında dahi güvenli barınma hakkına ilişkin kalıcı adımlar atılmadığını gösterdi.

DÖNÜŞÜMÜ KİM YAPACAK?

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, yaşanan depremin ardından kendi konum ve sorumluluğunu unutarak bir açıklama yaptı. Kurum ‘kentsel dönüşüm’ çağrısı yaparak "Endişelenmeden, korkmadan depremle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımızı hızlandırmalıyız" dedi.

3 İSİM HÂLÂ HAPİSTE

Öte yandan iktidar, depreme karşı sorumluluk alan yerel yönetimleri desteklemediği gibi çoğu zaman da çalışmalarını engelledi. İstanbul'u depreme dirençli hale getirmekle görevli 3 isim; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Deprem ve Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Tayfun Kahraman ile İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Gürkan Akgün hapiste.

İNCELENEN HER İKİ BİNADAN BİRİ RİSKLİ

Tüm baskılara rağmen İBB’nin kentteki binaların yapı stokuna ilişkin incelemeleri ve kentsel dönüşüm çalışmaları devam ediyor. İBB’nin son verilerine göre, riskli binaların yıkımı ve yenilenmesi süreci kapsamında 16 binden fazla bağımsız birim yıkıldı ve 11 bin birim yeniden inşa edildi.

Öte yandan İBB, Ekrem İmamoğlu’nun başkan seçildiği 2019’dan bu yana “hızlı tarama yöntemi” ile binaların dayanıklılığına yönelik yapılan çalışmalarda da 124 bin bina ziyaret etti ve 37 bini aşkın binada tarama yaptı. Belediyeye yapılan başvuruların ardından inceleme yapılan her 2 binadan birinin riskli olduğu kayıtlara geçti. İBB’nin çalışmalarında şu bilgiler ön plana çıktı:

* 16 bin riskli bağımsız birim yıkıldı
* 11 bin 684 bağımsız birim yeniden yapıldı 
* 50 bin binanın ilk etapta yenilenmesi hedefleniyor 
* Yüzde 65: Yenileme sürecinde İBB’nin karşıladığı yapım maliyeti
* Yüzde 50: İncelenen binalar arasında D ve E sınıfı olanların oranı

KOLON KESİLİYOR
İstanbul’da Esenler, Şişli, Fatih, Beyoğlu, Kadıköy ve Üsküdar gibi otopark yoğunluğu yüksek ilçelerde, bazı binalarda kolon kesme ve taşıyıcı sisteme izinsiz müdahaleler sözkonusu. Bu şekilde araç park alanı yapılıyor. Sonuç olarak, bu müdahaleler özellikle Esenler’de büyük site blokları, Şişli ve Kadıköy’de ticari binalar, Beyoğlu, Fatih ve Üsküdar’daki tarihi yapılar üzerinde yapısal çatlaklar, deformasyonlar ve olası çökme risklerini artırıyor.

SÜREÇ BELİRSİZLİKLERLE DOLU

Rant odaklı projeleriyle dikkat çeken iktidar, kentsel dönüşüm bahanesiyle kârına kâr katma derdinde. Uzmanların özellikle İstanbul özelinde söylediği ‘depreme dirençli kentler’ uyarısına karşı iktidar yıllardır kapsamlı bir adım atmadı. Hayata geçirdiği projeler ise eksiklikleri ve yavaş ilerlemesiyle gündemde. Bunlardan biri de TOKİ ve Çevre Bakanlığı işbirliğiyle yürütülen “Yarısı Bizden” kampanyası.

İstanbul’daki riskli binaları depreme dayanıklı hâle getirip güvenli konutlar oluşturmak amacıyla yürütüldüğü ifade edilen proje kapsamında son verilere göre yaklaşık 73 bin konut dönüştürüldü. Öte yandan kent genelinde 248 bin civarında konut ve işyerinin dönüşümüne devam edildiği de ifade edildi. Ancak İstanbullular projeyi geç kalınmış bir proje olarak nitelendirdi.

Çevre Bakanlığı’nın diğer projesi ise TOKİ konutları. Dar gelirli yurttaşların nitelikli konut ihtiyacını karşılamak için kurulan ve sık sık iktidar tarafından seçim malzemesi haline getirilen TOKİ binaları da mağduriyetler, davalar ve plan iptalleri ile anılıyor. Teslim edilen konutlardaki çürükler ve eksiklikler yurttaşın tüm başvurularına rağmen tamamlanmıyor. Yeni dikilen konutlardaki eksik malzemeyle yapıldığına yönelik paylaşılan fotoğraflar da tedirgin ediyor. Çevre Bakanlığı’nın İstanbul’daki TOKİ binalarına ilişkin Nisan 2025 verileri şöyle:

• İstanbul’a sözü verilen 
sosyal konut: 125 bin 428

• Tamamlanan konut sayısı: 80 bin 818

• Devam eden: 44 bin 610

KANAL DEĞİL TALAN!

İstanbul’da talan projelerinin başında Küçükçekmece, Avcılar, Başakşehir ve Arnavutköy ilçelerinden geçen Kanal İstanbul geliyor. Erdoğan’ın “Hayalim ve inadına yapacağız” dediği ormanları ve tarım arazilerini de yağmalayan Kanal İstanbul projesine uzmanlar karşı çıksa da iktidar kanadı bildiğini okuyor. Projenin geçtiği ilçeler deprem uzmanları tarafından en riskli ilçeler olarak ifade ediliyor. Öte yandan bu ilçelerde sık sık hiçbir dış etken olmaksızın binalar kendiliğinden yıkılıyor.

NE PLANLARI VAR NE DE BÜTÇELERİ

Uzmanlar ve mühendisler, asıl sorunun deprem değil, yapısal güvensizlik ve ekonomik zorluklar olduğuna dikkat çekti. Megakentte sağlam bir binada oturmanın aylık maliyetinin 60 bin lirayı bulduğunu belirten uzmanlar “Geçim sıkıntısı çözülmeden Türkiye’de deprem sorunu çözülemez” diyerek yetkilileri göreve çağırdı.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nusret Suna da BirGün’e yaptığı açıklamada İstanbul’un yapı stokuna dikkat çekti.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nusret Suna

Suna şöyle konuştu:

“1999 depreminden sonra 30 sene içinde büyük bir deprem beklenildiği söylendi. O dönem, mühendisler olarak yaptığımız çalışmalarda İstanbul ve Marmara’daki yapı stokunun yarısının depreme dirençsiz olduğunu tespit ettik. Geçen 25 sene içinde tespit edilip yenilenmesi ve güçlenmesi gerekiyordu. 2011 senesinde çıkan Kentsel Dönüşüm Yasası ile bazı adımlar atıldı ancak bu yetersiz kaldı. Dönemin Çevre Bakanı ‘Bu bir kentsel dönüşüm değil, rantsal dönüşüm’ diyerek sürecin yanlış yönetildiğini ifade etmişti. 2018 senesinde imar barışı konuşuldu. Bu bir imar affıydı ve depreme dirençsiz, iskansız, ruhsatsız yapılar yapı stokunun içine dâhil edildi. İstanbul’daki yapı stoku riskli. Bir an önce incelenip, yıkılma ihtimali yüksek binaların kamu eliyle boşaltılması gerekiyor. Yıkılması gereken yıkılıp, güçlendirilmesi gereken güçlendirilmeli. Yetkililer, ‘500 bin konut yapacağız’ diyor. Bunların hepsi afaki. Bir plan ve bütçe dâhilinde çalışmalar yapılmalı. 3-5 senede depreme güvenli hale getirilmez. 25 sene önce yapılan uyarının ardından çalışılsaydı bugün depreme hazırdık.”

Suna, yurttaşın ekonomik zorluklarla mücadele ettiğine de işaret ederek şöyle devam etti:

“Bugünkü ekonomik ortamda kiralar yüksek. Yurttaş, sağlıklı, güvenlikli bir eve geçmek istediği zaman yüksek kiralarla karşı karşıya kalıyor. Yurttaşların çoğu düşük gelirleri nedeniyle güvensiz binalarda oturmaya devam ediyor. Aslında devlet, yurttaşın Anayasal hakkı olan can güvenliğini ve sağlıklı yerlerde yaşam hakkını sağlaması gerekiyor. Sosyal konutların yapılmasına ağırlık verilmeli. TOKİ’nin eskiden amacı; toplu konut idaresiydi. Şimdi baktığımız zaman her şeyi yapan, lüks konut dahi yapan, gelir paylaşımlı ihalelere çıkan bir kuruma dönüştü. Dar gelirlinin ihtiyacını karşılayacak bir sistem kurulamadı.”

BİTMEDEN YENİSİ GELDİ

Bu projeler tüm belirsizliğiyle devam ederken geçen hafta Çevre Bakanlığı ile TOKİ, 500 bin daha sosyal konut projesi sözü verildi. Proje kapsamında İstanbul’da ilk kez kiralık sosyal konut üretimi yapılacağı belirtildi. Ancak detaylar paylaşılmadı.

İstanbul’da 1999 depreminden sonra belirlenen 470 adet Deprem Toplanma Alanı’nın büyük bir bölümü imara açıldı. AVM, konut ve ofis projelerine dönüştürüldü.562 adet “Birinci Derece Acil Ulaşım Yolu”nun da birçoğu araç parkı haline geldi.12 yılda İstanbul’da bulunan ve 2000 öncesi yapılmış 800 bin binanın sadece 84 bini dönüştürüldü.7 ve üzeri depremde 500 noktada doğalgaz kutusu patlayabilir.Megakentin binalarının yüzde 25’i deprem sonrasında kullanılamaz hâle gelebilir.

SORUMLULUĞUNU UNUTTU

Türkiye’nin yaşadığı en yıkıcı deprem sırasında imar faaliyetlerinden sorumlu olan en yetkili isim Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’du. 6 Şubat depremlerinden etkileneceği bilinen illere yönelik Kurum döneminde yapı stokunu iyileştirmeyi hedefleyen bir çalışma yapılmadı. Depremin ardından ödüllendirilir gibi yeniden göreve getirilen Kurum, ne de başta İstanbul olmak üzere diğer kentlerde gerekli adımları atmadı. Son olarak önceki gün yaşanan depremin ardından Kurum, sorumluluğunu unutarak skandal bir açıklamaya daha imza attı.