birgün

4° PARÇALI AZ BULUTLU

SİYASET 29.11.2021 06:03

Yoksulluğa karşı isyan büyüyor

Ekonomik kriz derinleşirken sokağın isyanı büyüyor. Ülkenin dört bir yanında ‘Geçinemiyoruz’ diyen yurttaşlar hükümeti istifaya çağırıyor. Halktan korkan hükümet çareyi baskı politikalarını artırmakta arıyor.

Yoksulluğa karşı isyan büyüyor

Sercan Meriç

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘düşük faiz, yüksek kur’ yaklaşımıyla şekillenen ekonomi politikaları, yurttaşın cebindeki parayı her geçen gün eritiyor. 1 Eylül’de dolar kuru 8 TL civarındayken, bugünlerde 12 TL’yi aştı. Akaryakıt, gıda, tekstil, sanayi, enerji, haberleşme gibi neredeyse tüm alanlarda üst üste fahiş zamlar yapıldı. Enflasyonu yüzde 20 olarak açıklayan iktidar, son olarak vergi ve harçlara ise 2022 yılı itibarıyla yüzde 36’yı aşan zam geleceğini açıkladı. İktidara yakın sermayedarlar aldıkları ihaleler ile zenginliğine zenginlik katarken halk, bir kez daha yoksulluğa mahkum edildi. Ucuz ekmek için uzun kuyruklar oluştu. Hükümete öfke duyan binlerce yurttaş “Geçinemiyoruz” diyerek sokaklara döküldü ve hükümete istifa çağrısında bulundu.

DALGA GEÇİYORLAR

Ekonominin yanı sıra, adalet, yargı, eğitim, sağlık gibi alanlarda da yönetim zafiyeti gösteren iktidarın yöneticileri, halkla adeta dalga geçmeye başladı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, her fırsatta “Kriz olmadığını” savunurken, AKP Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, akaryakıt istasyonlarında oluşan kuyruklar hakkında "Zamlarla ilgili kuyruk yok, Kuyruk nereden kaynaklanıyor biliyor musun? Araç sayısı fazla, ondan kaynaklı” dedi.

HALK SOKAKLARDA

Yoksullaşmaya karşı sokağın isyanı artarken SOL Parti’nin 7 Kasım’da Trabzon’da gerçekleştirdiği ve binlerce kişinin katıldığı miting, halkın tepkisinin büyüklüğünü ortaya koydu. Saray rejiminin dayattığı yoksulluğu kabul etmeyeceğini haykıran kitleler, “İnsanlar aç, insanlar yoksul, mutsuz, umutsuz. Bu memleket, halk bunu hak etmiyor, bunu değiştireceğiz. İnanın bu memleket böyle kalmayacak, karanlıkta kalmayacak. Bu sefalete mahkum kalmayacak” mesajını verdi. SOL Parti’nin daha sonra İzmir ve İstanbul’daki mitinglerinde de binlerce kişi artan yoksulluğa, yaşatılan ekonomik krize ve adaletsizliğe karşı mücadele edeceklerini haykırdı.

İstanbul, Ankara, İzmir, Antep, Eskişehir, Manisa, Elazığ, Samsun, Antalya, Diyarbakır gibi yurdun birçok yerinde “Geçinemiyoruz” diyerek sokağa çıkan halk, hükümeti istifaya çağırarak, "Yoksulluğa, açlığa, işsizliğe ve borç yüküne hayır diyoruz. Artık yeter" dedi.

Daha önce “Sokağa çıkmak AKP’nin işine yarar” şeklindeki yaklaşımı terk etme eğiliminde olan Millet İttifakı da tabandan doğan tepkiye kayıtsız kalamadı. İYİ Parti lideri Meral Akşener de Denizli’de bir miting düzenledi. Burada açıklama yapan Akşener, yaşanan derin ekonomik krize değinerek, “Türkiye’de bugün analar tencereyi kaynatamıyor” açıklamasını yaptı. Edinilen bilgiye göre İYİ Parti, çeşitli illerde mitingler düzenlemeye devam edecek.

MEYDANLAR ISINIYOR

Ana muhalefet partisi CHP de bu süreçte sokağa inme kararı aldı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, artan yoksulluk karşısında sadece seçimi beklemeyeceklerini ve harekete geçeceklerini ifade ederek “Haydi alanlara” dedi ve 4 Aralık’ta Mersin’de halkla buluşacağını duyurdu.

Yaşanan ekonomik ve siyasal krize karşı miting düzenleme kararı alan partilerden birisi de HDP oldu. HDP, dün Mersin’de “Demokrasiye çağrı” mitingi düzenledi. Mitingde artan yoksulluğa ve ekonomik krize değinilerek, erken seçim çağrısı yapıldı.

Sokağa çıkan kesimlerden birisi de hekimler oldu. İstanbul’dan Ankara’ya “Beyaz Yürüyüş” başlatan Türk Tabipler Birliği, hekimlerin de gün geçtikçe yoksullaştığını, geçimlerini sağlayamadıklarını açıkladı.

MGK SOPASI

Milyonlarca yurttaş hükümete karşı sesini yükseltirken, Saray rejimi tüm bu toplumsal itiraza karşı dikkat çeken bir hamle yaptı. Erdoğan başkanlığında, 25 Kasım’da toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) ardından yapılan açıklamada dikkat çeken maddelerden birisi ekonomiyle ilgiliydi: “Türkiye’nin inşa ettiği sağlam altyapı üzerinde, hedeflerine uygun şekilde yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomi politikalarını hayata geçirme sürecinde karşılaştığı ve karşılaşabileceği sınamalar ile tehditler değerlendirilmiş, cumhuriyetimizin 100. yılına her alanda olduğu gibi iktisadi olarak da güçlü şekilde ulaşma kararlılığı teyit edilmiştir.”

TEHDİTLER BAŞLADI

MGK’nin bu açıklaması iktidar eliyle yaratılan ekonomik krize karşı sokağa çıkan ve isyanı büyüten yurttaşlara dair önümüzdeki dönemde baskıların artacağı şeklinde yorumlandı. MGK’nin açıklamasının yanı sıra Erdoğan’ın talimatıyla döviz piyasasında manipülasyon yapılıp yapılmadığına dair Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) inceleme başlattığını açıklaması da göze çarptı. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, dün DDK’nin incelemesinin yanı sıra döviz kurunun artışıyla ilgili başka incelemelerin de yapılabileceğini açıkladı.

Sokağa çıkan yurttaşlara yönelik bir tehdit de Cumhur İttifakı’nın üyesi Büyük Birlik Partisi’nin lideri Mustafa Destici’den geldi. Destici, muhalefetin ekonominin düzelmesinden korktuğu için erken seçim talep ettiğini savunarak, “Bunun için sokağı hareketlendiriyorlar. Bunun için Türkiye’yi bu yollarla seçime götürmeye çalışıyorlar. Sokağı tahrik etmeyin” dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Mersin mitingine yaptığı çağrıyı hedef alan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den de CHP’ye “Ensenizdeyiz” şeklinde üstü kapalı bir tehdit geldi.

***

Önemli olan dipten gelen dalga

Sosyolog Prof. Dr. Sibel Kalaycıoğlu, eylemlerin henüz çok yeni olduğunu belirterek, “Gerisi gelecek mi, gelmeyecek mi beklemek lazım. İnsanlar birden bire artan fiyatlar ve düşen gelirler sonrasında sıkıntı yaşıyorlar. Bu eylemlere asıl eziyet çeken, yoksul kesim katılacak mı, buna bakmak lazım. Önemli olan dipten gelen dalgadır. Esnaf, işçi, çiftçi aynı durumda. Herkesin farklı farklı eziyet çektiği ve etkilendiği durumlar var” dedi.
MGK sonrası yapılan açıklamayı da değerlendiren Kalaycıoğlu, şöyle dedi: “O da beklenen bir şey. Bu tip hareketlerin düzeni bozacağı, tehdit olacağı, insanları huzurunu kaçıracağı söylenir. Hiçbir iktidar aleyhinde oluşacak birtakım şeyleri istemez. O yüzden ‘İnsanların huzurunu kaçırmayın’ der, ‘Ekmek bulamıyorsanız yarım domates yiyin, eti az yiyin’ der. Her şeyin güllük gülistanlık olacağını göstermek istiyor olabilirler. Ama her şey güllük gülistanlık değil.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol