Google Play Store
App Store

Metin Kaybaki’nin yönetmenliğini yaptığı ‘Kaybolan Düğüm’ adlı belgesel, el emeğinin seri üretim karşısında nasıl görünmezleştiğini yorgan ustası Savaş Yavuz’un hikâyesi üzerinden ortaya koyuyor.

Yorgancılığın hafızası kayıp düğümde saklı
Savaş Yavuz

Tuğçe ÇELİK

Bu yıl 36’ncı kez düzenlenen Ankara Film Festivali kapsamındaki özel ‘Ankara Filmleri’ seçkisiyle seyirciyle buluşan ‘Kaybolan Düğüm’ adlı belgesel yok olmanın eşiğindeki bir zanaatın izini sürüyor. Yüzyıllardır Anadolu ev yaşamının ana unsurunu oluşturan yün ve pamuk yorgan geleneği, “Kaybolan Düğüm” belgeselinde hem bir hafıza mekânı hem de kaybolma eşiğindeki bir zanaat olarak görünürlük kazanıyor.

Metin Kaybaki’nin yönettiği film, Ankara’nın Çankaya semtinde 45 yıldır ‘Nil Yorgan’ adlı atölyesini ayakta tutmaya çalışan yorgancı Savaş Yavuz’un hikâyesi üzerinden modern tüketim alışkanlıklarının el işçiliğini nasıl gölgede bıraktığını, çırak yetişmemesini ve kültürel aktarımın kopuşunu ele alıyor.

Belgesel, çırçır makinesinden desen işlemeye, elde dikimden astar hazırlığına kadar tüm yapım aşamalarını yakın planda izleyiciye aktararak petrokimya temelli hızlı üretim ürünlerinin yaygın kullanımını da sorguluyor. Bu nedenle “Kaybolan Düğüm”, nostaljik bir kayıt değil; kültürel mirasın sessiz kaybına dair somut bir tanıklık, el emeğinin yerini alan seri üretim kültürüne dair bir uyarı niteliği taşıyor.

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu ve Bursa UNESCO Derneği iş birliğinde ekim ayında düzenlenen 1. Ulusal Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda ‘Prof. Dr. M. Muhtar Kutlu Özel Ödülü’ne lâyık görülen yapımın yönetmeni Kaybaki ile konuştuk.

ZANAAT YOK OLUYOR

Yorgancılığın ‘Somut Olmayan Kültürel Miras’ kategorisine girdiğini ve kaybolma tehlikesi taşıdığını vurgulayan Kaybaki, “Kendim de yün yorgan kullandığımdan aklıma yorgancılık üzerine bir belgesel fikri geldi. Yaptığım araştırmalar sonucunda yorgancılığın da ‘Somut Olmayan Kültürel Miras’ kategorisine girdiğini öğrendim ve yorgancım Savaş Yavuz’la iletişime geçtim, çekimlere başladık. Belgesel adını zanaatta kullanılan kaybedilen düğümden alıyor. Bu isimle zanaatın kaybedilmeye yüz tutmasına dikkat çekmek istedim” dedi.

“Yorgancılığın kaybolmaya yüz tutmasının temel sebebinin değişen kent kültürü olduğunu söyleyebiliriz” diyen Kaybaki, bu durumu şöyle açıklıyor: “Anadolu, insanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biri. Tarım ve hayvancılığın ilk hayata geçtiği bölgeler arasında yer alır. Anadolu insanının hem toprakla hem de hayvanlarla kurduğu ilişki kadim bir ilişki. Çocuklara kullanılan ‘kuzum’ ve ‘koçum’ gibi hitaplarda bile bu birlikteliğin izini görürsünüz. Köylerde uzun süre hayvanlarla aynı yerde uyunduğuna, bazı yerlerde bunun hâlâ sürdüğüne tanık olabilirsiniz. Bunun sebeplerinden biri hayvanların nefesiyle ortamın ısınması. Geçmişten bugüne hayvanlarla kurduğumuz bu yakınlık sonucunda hayvanların yünlerinden de yararlanmaya başlamışız. Yünlerden kıyafet, yorgan ve döşek gibi eşyalar üretmişiz.”

Metin Kaybaki

KONFOR ARAYIŞI ARTTI

Kaybaki son olarak şunları aktarıyor: “Bu geleneklerin kentlere taşınmasında gecekondu semtleri bir misyon üstleniyor. Kente göçle birlikte bu semtlerde köy hayatındaki bazı alışkanlıkların devam ettiğini görebilirsiniz. Ancak kentsel dönüşümler, kır ile kent arası geçiş formu olan gecekondu kültürünü de yok ediyor. Çocukluğu ve gençliği gecekondu semtinde geçmiş biri olarak yaz ve bahar temizliği dönemlerinde yün yorgan ve döşeklerin yıkandığını, tokmaklandığını, kuruyan yünlerin açılıp yeniden hazırlandığını hatırlıyorum. Yorganları mahallede yorgan yapabilen teyzeler hazırlardı. Çeyizlerin ana parçalarından biri de yün yorgan ve döşeklerdi. Gecekondular, kentteki köy hayatının bir devamı niteliğinde ama aynı zamanda kentliliği de barındıran ara bir form. Apartmanlara geçişle birçok şeyi geride bıraktık. Bunun sebebi hem kentlileşmeyi hem de modernliği yanlış anlamamızla ilgili. Konfor arayışımız arttıkça meşakkatli işleri terk ediyoruz. Yün ve pamuk yorganlar da bundan nasibini alıyor.”

***

KİMYASAL TEHLİKESİ

Evlerde yaygın kullanıma sahip olan petrokimya ürünlerinin tehlikesini vurgulayan Kaybaki, “Son derece sağlıksız olan petrokimya ürünü elyaf yorganı kolaylıkla makinede yıkayıp tekrar kullanabilirsiniz ama aynı işlemi yün yorgan için yapamazsınız. Yünü yıkandıktan sonra yorgancıya götürmeniz gerekir. Yılda bir kere yapılması yeterlidir. Burada yeniden hazırlanma için bir maliyet doğuyor ama sağlık açısından değerlendirildiğinde bu çok küçük bir maliyet. Yorgancılık değişen kültürden en olumsuz etkilenen zanaatlardan. Sağlıklı bir uyku, gündelik hayatın yoğun temposu içinde oldukça önemli. Yün ve pamuk yorganlar sağlıklı uykuyu destekleyen en temel unsurlardan. Herkesi hem sağlık hem de yorgancılık zanaatını yaşatmak için yün ve pamuk yorgan kullanmaya davet ediyorum” diyor.