birgün

9° PARÇALI AZ BULUTLU

SİYASET 23.11.2020 08:45

Yumurtalı omlet

Yumurtasız omlet ironidir, çünkü yumurta olmayınca ona omlet denmez. Öldürmeyen katil olur mu hiç? Yumurtalı omlet demek de saçmadır. Öldüren katil gibi bir şey…

Peki ne oldu şimdi? Reform filan derken Cumhur İttifakı şeyine ne oluyor?

Çakıcısız MHP olmaz, MHP’siz Cumhur İttifakı olamaz, ittifaksız iktidar da olmaz. Eee? Siyaset yapma tarzı artık en rezil seviyede racon kesmeye tahvil edildi işte.

Zillet zillet derken yine zilyet kavgasına mı girdiler kapılar ardında? Ama biz bu filmi görmüştük cemaat vizyonunda. Katilin kim olduğunu söylemek de spoiler sayılmamalı bu yüzden.

Şahsının Devleti Rejimi’nde, moda deyişle hiçbir şey olmasa da kesinlikle bir şeyler oluyor. Muhtemelen FETÖ ittifakının çatırdadığı günlerde yazdıklarımızın benzerlerini yazacağız yine.

Türkiye’nin/rejimin sahibi kim olacak/ kim kalacak?

Bu, cevabı bilinen bir sorudur. Aslında devletin tapusu sermaye sınıfındaysa, zilyedi de müesses nizamdadır, oligarşidedir. Zilyet ise sahibi kendisi olsun ya da olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimsedir. Şimdiki adıyla Şahsının Devleti Rejimi’dir. Yani? FETÖ hadisesi ardından yine ve yeniden zilyetlik kavgası mı sürmektedir?

Filmin sonunu biliyoruz. Böyle devam ederse yine karşılıklı olarak birbirlerinin üstündeki giysileri parçalayarak çıkaracaklar, cümle mahremlikler yine ortadan kalkacak. Ve artık örtülerinden sıyrılmış bir şey, yani OLİGARŞİ bütün organlarıyla, müstehcenliğiyle çırçıplak karşımıza çıkacak.

Oligarşi nedir ki? Oligarşi, iktidardaki bir avuç zorbadır. Anne bak oligarşi çıplaktır!

“Şahsı” oligarşiyi temsil ettiği için ve temsil ettiği sürece oradadır, çünkü sadece mafyada değil kapitalizmde de bu işin raconu böyledir. Üstelik küresel oligarşinin/emperyalist oligarşinin raconu bilhassa böyledir. Biden ile hemen hizaya gelmekten söz ediyorum, evet.

Yeni Türkiye dedikleri düzenin/düzenbazlığın yine ve yeni sahibi kim olacak dalaşına tanıklık ediyor olacağız, hepsi o kadar. Evet, bir süredir kostaklanmaların fayda etmediği görülünce öncelikle emperyalist oligarşinin kestiği racona göre hizaya gelinmeye başlanmıştır. Damat gözden çıkarılmış, faizleri yükseltecek bir yeni bakan ve yeni merkez bankası başkanına yol açılmış, ABD ve (yakın zamana dek hakaret ettikleri) AB’ye şirinlik muskası biat mesajları gönderilmiştir.

Tabii ki MHP bu gidişattan hiç hazzetmemektedir. Çakıcı figürünün aslında Saraylılara karşı kullanıldığını söyleyen çoktur. Saraylıların FETÖ kazığından sonra, kendi öz kadroları kifayetsiz olduğundan, devleti ve sokakları tarikatlar ve MHP’lilerle doldurmaya mecbur kaldığı biliniyordu. MHP devlette (özellikle emniyette ve askeriyede) ve arka sokaklarda mevcudiyetini hatırlatmıştır. Birçok alanda tokmak Bahçeli’nin elindedir ve şimdiye dek AKP davulunu gümbür gümbür çalmıştır.

Ama mesela son Çakıcı vukuatında Saraylılar Bahçeli ve MHP’nin yanında yer almamışlardır. Elbette bu demek değildir ki Cumhur İttifakı bugünden yarına dağılacaktır. Bakın işte Arınç’ın çıkışına cevaben CB “Son günlerde bizimle asla ilgisi olmayan kimi bireysel açıklamalar ile yeni bir fitne ateşi yakılmaya çalışıldığını görüyoruz” demek zorunda kalmıştır. Çünkü ittifaksız olunca iktidarsız kalacak olan Saraylılar, öncelikle MHP yerine mutlaka yeni bir ortak bulmak zorundadır. Bahçeli erken seçime zorlamazsa tek çareleri iki yıl kadar top çevirmektir. Kim öle kim kala diyebilirler ama pandemi ve bilhassa bundan kaynaklı toplumsal öfke pandemisi de var ve ekonomik krize çare yok.

Hayatta ve ayakta kalmanın bir yolu olarak Avrupa’yı görebilirler. Ama Avrupa demokrasiye, reforma önem veren bir coğrafya olmaktan çıktı. Saraylıların derdi ise zaten bunlar değil; “Doğu Akdeniz, göçmenler filan sizin dediğiniz gibi olsun” demek bile Avrupa için yeterli olabilir.

Reform laflarına ve kadük Arınç çıkışına kanacak bir durum yok yani. Sadece iktidarlarının 19 yıllık başarısızlığını itiraf etmiş oluyorlar. Top çeviriyorlar. Onların kendi kalelerine gol atmalarını beklemekten gayri bir siyasetleri olmayan meclis “muhalefeti” ise şu haliyle gol atmaktan acizdir.

Biliyoruz: Şikeli bir maçın seyircisi olarak kalmak, yumurtalı omlet sofrasında yine aç kalmaktır.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol