birgün

22° AÇIK

EKONOMİ 02.02.2020 10:02

Yüzlerce milyon dolar sadece burs ve birkaç yurt için mi? Paravan olan sadece Kızılay değil!

Kızılay Başkanı Kerem Kınık, Başkentgaz-Ensar ilişkisinde kurumun paravan olduğunu skandal sözlerle doğruladı ve tüm dikkatleri üzerine çekti. Ancak bu parayla Ensar’ın ne yaptığı skandalın karanlıkta kalan kısmını oluşturuyor

Yüzlerce milyon dolar sadece burs ve birkaç yurt için mi? Paravan olan sadece Kızılay değil!

Ozan GÜNDOĞDU

Başkentgaz’ın Ensar Vakfı’na 8 milyon dolar gönderirken Kızılay’ı paravan yapması tartışmaları ilk etapta tüm gözleri Kızılay’a çevirdi. Çünkü Kızılay’a gönderilen bağışların tamamının vergi matrahından düşülebilmesi skandalı vergi kaçakçılığı zeminine oturttu. Bu duruma Kızılay Başkanı Kerem Kınık da çanak tuttu. Zira skandalın patlak verdiği 29 Ocak akşamı Kerem Kınık alelacele Habertürk’te Veyis Ateş’in programına katılmış ve buzdağının görünen kısmını bir bir itiraf etmişti. Vergi meselesinde ise kendi sorup kendi cevap veren Kınık, Kızılay’ın paravan olarak kullanılmasına ise “vergi kaçırmak ayrı, vergiden kaçınmak ayrı” gibi uzun süre unutulmayacak ifadeler kullandı.

Hal böyle olunca kamuoyunun ilgisi Kerem Kınık’a ve Kızılay’a çevrildi. Ancak Başkentgaz’ın Ensar Vakfı’na neden 8 milyon dolar göndermek istediği yeterince gündeme düşmedi. Yüzlerce milyon doları bulan paralarla aslında ne yapıldığı belirsizliğini koruyor.

SORU 1: Başkentgaz Ensar’a neden para gönderiyor?

Başkentgaz Ankara’nın doğalgaz dağıtımını üstlenen bir tekel. 2013 yılında Torunlar Grubu tarafından kamunun elinden satın alındı. Ancak Başkentgaz özelleştirmesi o yıllarda tam bir yılan hikayesine dönüşmüştü. Torunlar, Başkentgaz’ı almadan önce 2 adet ihale daha yapılıyor, bu ihalelerden ilki, Mart 2008’de Ankara Büyükşehir Belediyesi himayesinde yapılıyor ve ihaleyi Global Yatırım-Energaz Ortak Girişimi kazanıyor. Ancak satış bedeli olan 1,6 milyar dolar denkleşmeyince satış iptal oluyor. Melih Gökçek Başkentgaz’ı satamayınca devreye Özelleştirme İdaresi Başkanlığı giriyor ve bu kez şirketin yüzde 80’i için ihaleye çıkılıyor. İhaleyi Karamehmet-Kazancı ortaklığı MMEKA firması kazanıyor. Bu ihalede yüzde 80’ine verilen fiyat 1 milyar 211 milyon dolar. Başka bir deyişle Başkentgaz’ın değeri 2010’daki ihalede 1 milyar 514 milyon dolar oluyor. Fakat MMEKA da parayı ödeyemiyor. Sıra geliyor Başkentgaz’ın Torunlar tarafından satın alındığı 3’üncü ihaleye. Ancak bu ihaleden önce Başkentgaz’ın 1,5 milyar dolarlık değerini artıracak bazı düzenlemeler yapılıyor. Örneğin;

♦ Ankara’da bulunan Baymina Enerji Santralı, Yapracık RMS-A istasyonu ve yüksek kullanımlı 25 serbest tüketici gazlarını doğrudan BOTAŞ’tan alıyordu. Yıllık yaklaşık 2 milyar metreküp kullanımı olan bu müşterilere gaz satma hakkı Şubat 2011’de bir protokolle BOTAŞ’tan alınarak Başkentgaz’a verildi. Bu işlemle Başkentgaz’ın kapasitesi önemli ölçüde artırıldı.

♦ 2011 yılında yapılan ihalede Başkentgaz’ın sadece Ankara kent merkezinde gaz satma hakkı vardı. 2013’teki ihaleden hemen önce Ankara’nın bütün ilçelerine gaz satma hakkı da Başkentgaz’a verildi. Bu sayede şirketin satış kapasitesi, dolayısıyla geliri ve kârı çok artırıldı.

2010’da 1,5 milyar dolar değeri olan Başkentgaz’ın değerinin artmış olması gerekirken şirket 2013’te Torunlar’a 1 milyar 162 milyon dolara satıldı. Başkentgaz’ın 2010’daki değerini koruduğu varsayılsa dahi Torunlar’ın bu ihaleden avantajı 352 milyon dolar. Üstelik Torunlar’a yapılan 352 milyon dolarlık kıyak sadece Başkentgaz ihalesini kapsıyor. Mall of İstanbul, Torun Center gibi iri kıyım inşaat projeleri, AVM’ler, sayısız arsa ihalesi düşünüldüğünde 1996’da orta düzey bir şirket olan Torunlar Gıda’dan bugünlere gelmek izaha muhtaç bir hikayeyi de barındırıyor. Bu haliyle iktidarla ilişkiler “çok yakın” olan Ensar Vakfı’na gönderilen 8 milyon dolar adeta çerez parası.

SORU 2: Ensar Vakfı milyonları ne yapıyor?

8 milyon dolar muhtemelen Ensar Vakfı’na yağan yardımlar düşünüldüğünde devede kulak kalıyor. Her ne kadar Torunlar Holding ölçeğindeki bir firma için 8 milyon dolar küçük bir para olsa da “yoksul öğrencilere burs ve yurt imkanı sağlıyoruz” diyen bir vakıf için bu para çok büyük. Ana faaliyeti öğrenci yurdu olan vakfın ülke çapında toplam 59 yurdu bulunuyor. Bu yurt binaları ise süper lüks gösterişli rezidanslardan değil, mütevazi apartmanlardan oluşuyor. Devede kulak olduğu bilinen 8 milyon dolar 59 yurda bölüştürülse her yurda 136 bin dolar düşüyor. Bu tutar bugünkü kurla hesaplandığında yaklaşık 800 bin lira ediyor. Başka bir deyişe sadece Başkentgaz’ın yaptığı devede kulak denilen yardımıyla Ensar Vakfı ülke çapındaki yurt sayısını ikiye katlayabiliyor. Ülkedeki Ensar Yurtları’nın tümünde yurtlar tam kapasite çalıştığında 6 bin 100 öğrenci konaklayabiliyor. Söz konusu 8 milyon dolarla Ensar Yurtları’nda kalan her öğrenciye 1 yıl boyunca aylık 110 dolar (645 lira) burs verilebiliyor. Ensar Vakfı’nın Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı paralar ve Torunlar Holding vb. “hayırsever” iş çevrelerinden topladıklarıyla beraber vakfın gelirleri yüzlerce milyon dolara yükseliyor. Üstelik AKP döneminde vergi muafiyeti hakkı kazanan yaklaşık 300 vakıftan biri Ensar. Yani vergi de vermiyor. Bu yüzlerce milyon dolar sadece birkaç bin öğrenciye verilen burs ve ülke genelinde sayısı 100 etmeyen mütevazı yurtlara ayrılmadığı açık. Ancak Ensar’ın topladığı bu parayı nereye harcadığı (veya aktardığı) cevaplanması gereken en önemli soru.

***


8 milyon dolar, Ensar’a akan bağışlar içinde devede kulak. Ancak sadece bu parayla bile Ensar, ülke çapındaki yurt sayısını ikiye katlayabilir, yurtlarda kalan tüm öğrencilere 1 yıl boyunca aylık 645 TL burs verebilirdi. Bu devasa paralar mütevazi yurtlar için çok fazla. Vitrinde eğitim var ancak bu kadar parayla ne yaptıkları karanlık

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız