birgün

9° PARÇALI BULUTLU

YAŞAM 03.01.2016 07:38

Yüzlerle konuşmak

Biri kar topu atıyor pencereye. Ne oluyor? “Hadi yapalım!” diye bağırıyor ufaklık bahçeden. “Hemen gel, yeni yılı karşılayalım onunla!” “Kiminle ne yapalım?” “Kardan Adamla. Bakalım ne konuşacaksın onunla 2016 yılı hakkında, merak ediyoruz burada arkadaşlarla.” Ciddiyetimi bozmuyor “Bir diyeceğim yok Kardan Adama” diyorum. “Bu sembolik bir şey...” diyor akıllım. “Ben de biraz gerçekçi olalım artık diyorum!” “Aksilik etmesene, bak ne güzel, biz ilk kez görüyoruz bir yılbaşını karla birlikte...” Kurtuluş yok ufaklıktan. “Tamam, siz başlayın,” diyorum, “ben gelirim az sonra...” Kieslowski’nin 15 dakikalık belgeseli geldi ya aklıma birden, önce onu izleme isteğiyle koşturuyorum odamdaki belgeliğe(arşive)...

Krzysztof Kieslowski (1941-1996) Polonyalı sinemacı, yönetmen, senaryo yazarı. Sonu Yok, On Emir’den esinlenerek çektiği 10 kısa filmden oluşan Dekalog, Veronique’in İkili Yaşamı, Fransa bayrağının renklerinden esinlenerek çektiği Mavi (özgürlük), Beyaz (eşitlik), Kırmızı (kardeşlik) Üç Renk serisi, en bilinen filmleri bu ünlü yaratıcı sinemacının; ne var ki onca önemli kısa filmleri ve belgeselleri de bulunmakta azımsanmayacak ölçüde. Bunlardan biri de işte 2016 deyince bende çağrışan, 1980 yapımı Yüzlerle Konuşmak (Gadajace glowy)...

En küçüğünden başlayarak 100 yaşındakine dek, şu üç soru soruluyor Polonyalılara: “Ne zaman doğdun?”, “Kimsin sen?” ve “Ne istiyorsun, en çok neyi arzularsın?

İlki bir yaşında, sorulara yanıt veremiyor(1979 doğumlu)...

1968: İnsanların günlük yaşamda birbirlerine daha fazla saygı göstermesini istiyorum. Eğer toplumda sevgi olsaydı birbirlerine daha çok dikkat ederlerdi...

1961: Ben bir kızım ve toplumun gerçekleri ile benim rüyalarım örtüşmüyor. İyi ya da kötü, kriterlerim hakkında emin olmak istiyorum...

1957: Ben öğrenciyim. Saldırganlığı sevmiyorum. İnsanlar, diğerlerinden ya korkuyor ya da nefret ediyor. Bu davranışlara karşı mücadele etmek istiyorum...

1948: Tarih öğretmeniyim. Özgürlüğüm, kendi kaderime karar verebilmemdir...

1944: Gerçekçi bir insan olmasam da demokratik, özgür, hilesiz bir yaşam istiyorum...

1938: Korkularım mı? Gerçek bir kamuoyu tartışmasının olmamasından korkuyorum. İnsanların fikirlerine değer verilmemesi beni daha çok endişelendiriyor...

1934: Kendimi özgür hissediyorum. Ancak kişisel özgürlük pek bir anlam ifade etmiyor. Gerçek bir özgürlük için demokrasi şart...

1932: Kim miyim? Farklı bir soru. Pek çok beklenti vardır. Ama imkansız hep orada durur. Gerçek bir dünyada yaşamak istiyorum. Kurgusuz ve yalansız...

1930: Sosyologum. Dileklerime gelince: Kendim için sağlık ve aşk. Ülkem ve dünya için insanların daha az aşağılanmalarını ve daha az acı çekmelerini istiyorum...

1900: En önemli şey insan hakları ve adalet, kişilik hakları, özsaygısı ve saygınlığı...

1880: Yüz yaşındayım. Daha ne isteyebilirim? Uzun yaşamak. Oldukça uzun...

Filmi bitirir bitirmez camdan sarkıyor, sesleniyorum: “Hey ufaklık, aşağıdakiler, geliyorum, diyeceklerim var Kardan Adama...

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız