birgün

3° AÇIK

EĞİTİM 22.01.2021 06:40

Zengin ülkeler okullarını açmanın, yoksul ülkeler kapatmanın yollarını arıyor!

Çok sayıda ülke, pandemi önlemleri kapsamında kamu kurumlarını, işletmelerini, ibadethanelerini, turizm alanlarını kapatırken okullarını açık tuttu. Fransa, Norveç, Polonya, Almanya, İsviçre, Rusya, ABD, Avustralya, Çin gibi nüfus, coğrafya ve ekonomi bakımından büyük ülkelerde okullar ya tamamen ya kısmen açık. Türkiye camilerini, iş merkezlerini, kamu kurumlarını açık tutup okullarını kapatan ülkeler arasında yer alıyor.

UNESCO, okullarını “tamamen açık”, “kısmen açık” ve “tamamen kapalı” tutan ülkeleri dünya haritası üzerinde işaretliyor. Haftada bir yenilenen haritada, birkaç istisna dışında Güney Amerika, Afrika ve Güney Asya ülkelerinin tamamen kapalı olduğu görülüyor. Kanada, İngiltere, İtalya ve İspanya gibi birkaçı dışında okullarını “tamamen kapalı” tutanlar, aynı zamanda yoksul ve eşitsizliğin daha derin olduğu ülkeler. Okulları kapalı iken yarıyıl tatiline giren(!) ülkelerle (Suudi Arabistan, Sudan, Mozambik, Umman, Endonezya, Tayland, Finlandiya) birlikte, gün itibari ile okul dışındaki öğrenci sayısı 1 milyar.

zengin-ulkeler-okullarini-acmanin-yoksullar-ulkeler-kapatmanin-yollarini-ariyor-832225-1.

Anımsarsanız iki hafta önceki bir yazımda Türkiye’nin tasarruf amacıyla okullarını kapalı tuttuğunu iddia etmiştim. Birkaçı hariç, halen okullarını kapalı tutan 130 ülkenin Türkiye gibi eğitimi yük olarak görme dışında daha makul gerekçeleri olduğu söylenemez. Çünkü bu ülkelerden hiçbiri, okulları tamamen açık Fransa veya okullarını tamamen kapatan İngiltere kadar pandemi ile yüzyüze gelmiş değil.

Eğitimi toplumsal ilerlemenin dinamiği olmaktan ziyade statükoyu sürdürmenin aracı olarak kullanan ülkeler okulları kolaylıkla gözden çıkarabiliyor. Haritadaki konumlarına bakınca okullarını kapatan ülkelerin genellikle bu kategoride olduğu görülüyor. Eğitimden tasarruf ve pandemiyle baş edememe kaygılarına ek olarak eğitimi ekonomik gelişmenin asli unsuru olarak gör(e)meme gibi bir sorunları da var. Gelişmiş ülkelerin eğitimle başlayan kalkınma hikâyesini dinliyorlar, bilgiye dayalı ekonomiden hatta bilgi ekonomisinden söz ediyorlar ama kendi hikâyelerini bir türlü eğitimle başlatamıyorlar.

BM, Aralık 2018’de 24 Ocak’ı Uluslararası Eğitim Günü ilan etmişti. Bir yıl sonra, Ocak 2019’da da aynı tarihi Dünya Afrika ve Afro-Kökenli Kültürü Günü ilan etti. BM, Uluslararası Eğitim Günü ile Dünya Afrika ve Afro-Kökenli Kültürü Günü’nü yer kalmadı ya da ironi olsun diye takvimin aynı yaprağına yazmış olamaz. Belli ki eğitim Güney Yarımküre'nin sorunu olarak düşünülüyor, bakış açılarını değiştirmeleri konusunda dikkatleri çekilmeye çalışılıyor. UNESCO’nun Uluslararası Eğitim Günü ilan gerekçesi ve etkinliklerinde eğitim hakkı ihlalinin yaşandığı yer olarak haritanın gri bölgesini işaret etmiş olmasından anlıyoruz bunu. Fakat ne yazık ki hiç okul yüzü görmeyen 250 milyon çocuğun, okuma-yazma bilmeyen 617 milyon yetişkinin yaşadığı ülkeler bu gerçeği kavramamakta direniyor.

Yoksul ülkeler okullarını kapatırken gelişmiş ülkeler okullarını açık tutmanın yollarını arıyor. Doğrusu hangisi? Eğitim sürecinin sekteye uğramasıyla neleri kaybedebileceğinizin farkında değilseniz hiçbir önlem almadığı halde “Bir çocuğumuzun bile burnunun kanamasını istemeyiz!” diyen ulusal eğitiminizin karar mercinin peşine takılıp "Kapatalım gitsin!" diyerek işin içinden çıkabilirsiniz. Böylece anlık ekonomik kayba yol açmayan bu kararla günlük harcamadan kurtulmuş da olursunuz. Türkiye’nin de içinde yer aldığı uzun vadeli düşüneme becerisinden yoksun ülkeler, rahatça okullarını kapatma kararı alabiliyorlar.

UNESCO ise okul kapatmanın yanlış olduğunu söylüyor. O nedenle 25 Ocak Pazartesi kutlanacak 24 Ocak Uluslararası Eğitim Günü'nün kutlama ("anma" demek lazım) temasını "COVID-19 Kuşağı için Eğitimi Kurtarın ve Yeniden Canlandırın” olarak belirlemiş. Bu başlık altında UNESCO, okulların kapatılmasıyla var olan eşitsizliklerin daha da derinleşeceğini anımsatarak kesintiye uğramış eğitimin ülkeler, topluluklar ve genel olarak insanlar için sosyal ve ekonomik maliyetine dikkat çekiyor. Bakalım ikinci yarıyılda bu açık çağırıya kimler, hangi ülkeler uyacak. Türkiye aralarında yer alacak mı…

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol