Zengin ve yoksul arasında uçurum derinleşti

18.09.2019 22:36 EKONOMİ
TÜİK’in son verileri zengin ve yoksul arasındaki makasın açılmaya devam ettiğini ortaya koydu. Toplumun yüzde 20’lik en zengin kesiminin aldığı pay 47,6’ya yükseldi. En yoksul yüzde 20’nin aldığı pay ise 6,1’e geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılına ilişkin Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarını açıkladı. Toplumun en zengin yüzde 20'sinin gelirinin, en yoksul yüzde 20'sinin gelirine oranı 7,5'ten 7,8'e çıktı.



“Eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirine" göre, en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay, 2018'de bir önceki seneye kıyasla 0,2 puan artarak yüzde 47,6 ve en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun payı 0,2 puan azalarak yüzde 6,1 oldu.

Gelir dağılımındaki eşitsizliği ortaya koyan Gini katsayısı, 2018'de bir önceki yıla göre 0,003 puan artışla 0,408 olarak tahmin edildi.

Türkiye'de ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 12,2 artarak 21 bin 557 liradan 24 bin 199 liraya ulaştı.

YOKSUL SAYISINDA YÜKSELİŞ

Eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan (ortanca) gelirinin yüzde 50'si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı bir önceki yıla kıyasla 0,4 puan artarak yüzde 13,9 olarak gerçekleşti. Medyan gelirin yüzde 60'ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre ise yoksulluk oranı bir önceki yıla kıyasla 1,1 puan artarak yüzde 21,2 oldu. Tek kişilik hane halklarının yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 1,4 puan artarak yüzde 9,6, tek çekirdek aileden oluşan hane halklarının yoksulluk oranı 0,4 puan artarak yüzde 12,9, en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hane halklarının yoksulluk oranı ise 0,9 puan artarak yüzde 18,8 olarak hesaplandı.

EĞİTİMLİ OLAN DA SIKINTI ÇEKİYOR

Eğitim düzeyine göre yoksulluk oranı da bu veriler içinde yer aldı. En dikkat çekeni yükseköğretim mezunları arasındaki yoksul oranını bir önceki yıla göre yüzde 0,7 oranında artarak yüzde 2,2’ye yükselmesi oldu. Yaşam koşullarının da değerlendirildiği çalışmada her dört kişiden birinin kirada oturduğu belirlendi. Kirada oturanların oranı bir önceki yıla göre artış gösterdi. Yüzde 24,7'den yüzde 25,2'ye çıktı.

NÜFUSUN YÜZDE 70'İ BORÇLU

TÜİK verilerine göre nüfusun yüzde 70,4'ü konut alımı ve konut masrafları dışında taksit ödemeleri veya borçları var.

Finansal sıkıntıyla karşı karşıya kalan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve beklenmedik harcamalar, evden uzakta bir haftalık tatil, ödeme zorluğu, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek, evin ısınma ihtiyacı, çamaşır makinesi, renkli televizyon, telefon, otomobil sahipliği olarak belirlenen 9 maddeden en az 4'ünü karşılayamayanların durumunu ifade eden "ciddi maddi yoksunluk" oranı, geçen yıl yüzde 26,5 olarak tespit edildi. Bu oran 2017'de yüzde 28,7 düzeyindeydi hanelerine çok yük getirdiğini beyan etti...

ÜNİVERSİTELİ YOKSUL ORANINDA ARTIŞ

Okuryazar olmayan Yüzde 27,5
Bir okul bitirmeyen Yüzde 23,6
Lise altı mezun Yüzde 12,1
Lise ve dengi mezun Yüzde 5,8
Üniversite mezunu Yüzde 2,2

HER 3 KİŞİDEN BİRİNİN ÇATISI SIZDIRIYOR

İzolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşayan: Yüzde 39,6
Sızdıran çatı, nemli duvar, çürük pencere: Yüzde 36.2
Hava kirliliği sorunu: Yüzde 24.8
Taksitli ödeme ve borcu olanlar: Yüzde 70,4
Bir haftalık tatil yapamayanlar: Yüzde 58,3
Oturduğu konut karanlık ve yetersiz ışık alanlar: Yüzde 18.1
2 günde bir etli yemek masrafını karşılayamayanlar: Yüzde 32,2
Evin ısınma ihtiyacını karşılanma durumu: Yüzde 19
Eskimiş mobilyalarını yenilemeyenler: Yüzde 55,9
Ciddi maddi yoksunluk çekenler: Yüzde 26,5

GİNİ KATSAYISI NEDİR?

Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan ve sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade ediyor.



VERİLER ÜRKÜTÜCÜ BOYUTA ULAŞTI

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen TÜİK'in araştırma verilerini değerlendirdi. Başevirgen, ülkenin içinden geçtiği ekonomik krizin ve bu krizin vatandaşa yansımasının resmi olarak da bu raporlarla ispatlandığını söyledi. Toplumun en zengin yüzde 20'sinin gelirinin en yoksul yüzde 20'sinin gelirine oranının 7,5'den 7,8'e yükseldiğini söyleyen Başevirgen “Gelir dağılımı adaletsizliği arttı ve yoksul daha yoksullaştı; zengin daha zenginleşti” dedi.

Cumhurbaşkanlığı tarafından tanesi 20 milyon TL olan özel yapım araçlardan 4 tane birden sipariş verildiğini söyleyen Başevirgen şöyle konuştu: “Devletin kasası dolsun diye satılmadık kurum bırakmayan, bu da yetmezmiş gibi yedek akçeyi de Hazineye devrederek yeni bir kaynak yaratan iktidar, bu kaynağı ülkesi ve vatandaşının refahı için değil, kendi lüksü ve konforu için kullanmaya devam ediyor. İktidar, esas gelir kaynağı olarak vatandaşı görüyor ve daha cebine girmeden parasına göz dikiyor. Bu lüksün ve şatafatın bedelini vatandaş yine ağır vergi yükü ile sırtlanacak. İnsanlar yatağa aç girme noktasına gelmişken bu siparişi gönül rahatlığı ile nasıl verebildiniz?”

CHP'li vekil özetle şu bilgileri verdi;

  • Yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,4 puanlık artarak yüzde 13,9 oldu.
  • Neredeyse borçsuz hane kalmadı.
  • İcra dosyalarının sayısı yüzde 10,4 artarak 6 milyon 619 bine ulaştı.
  • İcra dairelerinde halen 21 milyon 282 bin dosya derdest bulunuyor.
  • Yılın ilk 7 ayında bankalar, borcunu zamanında ödeyemeyen 976 bin kişiyi kara listeye alındı.
  • Temmuz sonu itibariyle borçlu sayısı 3 milyon 590 bin kişiye ulaştı.
  • Bankalara kredi borcu bulunan vatandaş sayısı ise temmuz sonunda 31 milyon 306 bin oldu.

2002’DE HER KİŞİDEN 4.3’Ü BUGÜN İSE YÜZ KİŞİDEN 65'İ BORÇLU

TÜİK verilerini BirGün’e değerlendiren ekonomist Uğur Civelek, şu ifadeleri kullandı:

“TÜİK verilerine göre gelir dağılımında bozulma çok az bir bozulma. Gerçeği tespit eden bir hesaplama değil. Hiç ciddiye almıyorum. Gerçeği göstermek isteseler şuna bakarlar: Yüzde onluk, beşlik dilimlere. O zaman şunu görürsünüz; nüfusun yüzde 1’i gelirin yüzde 30-40’ını alıyor, anormal bir bozukluk var. Ve orta gelir grubu da sanki güçlüymüş gibi görünüyor. Ben gerçeği yansıttığını düşünmüyorum. Gelir dağılımı bozuldukça istatistik kurumu bunu saptayamıyor. 2002’de her yüz kişiden 4.3’ü borçluydu. Yani yüzde 95’den fazla kişinin borcu yoktu. Nüfusun çoğunluğunda orta gelir grubuna yakındı. Ama bugün yüz kişiden 60-65’i borçlu. Gelirinden fazla tüketmeye alışmış. Baya da borçlanmış, yatırım yapıyorum zannederek. Şu an balıktan çıkmış balık gibiler. O borçlar nedeniyle yoksulluk sınırında yuvarlanıyorlar, Türkiye orta sınıfını kaybetti. Orta sınıfın kaybı demek, GİNİ katsayısında görünen bir şey değildir. Ama ülkenin geleceğini çok kötü karartır. Orada en uçları mukayesede ediyor, ortayı görmüyor. Onun için iç talep hep zayıf kalacak, onun için iç pazara satmak için pek yatırım yapılmayacak. Düzelir diye bir umutla tutunmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin yeni bir modele ve stratejiye ihtiyacı var. Bunu söylememek için istatistikler gerçeklerden uzak.”