1 MAYIS YAŞADIK; BİZİMKİNE BENZEMEZ!
Kuş sesleri ile uyandım…
Güneş günü müjdeledi…
Ren nehri sakin akıyor…
Bir ben heyecanlı, bir ben kaygılı…
Heyecan coşku karmaşığı hazırlandım…
Yaşamımda ikinci kez 1 Mayıs’ı Avrupa ülkesinde yaşıyorum. İlkinde dışında olduğum bir yürüyüşün seyrine dalıp kilometrelerce izledim. İkincisi ve heyecanımın kaynağı, ilk kez 1 Mayıs mitinginde bir başka ülkede konuşacaktım…
O sabah her eylemime, heyecan el koydu.
Sanatçı Nurettin Rençber heyecanımı anladı mı?
“Arkadaşlar gelinceye kadar Ren boyu yürüyelim mi?”
Ren boyu yürümeye başladık, dakikalar geçmiyor mu ne?
Otelin önünde akan Ren üç kola ayrılıyordu.
Bencilce, üç sayısıyla özdeşleştim...
Ülkem, Ben ve 1 Mayıs!
İnsan bir yazının öznesi olunca, inanın yazamıyor.
Başka da yazan yok ki?
Bir ozan olsa dizeler dökülür.
Ressam olsa tablo yapar.
O an o olayda yazacak kalem sensen ve sende olayın öznelerinden biriysen işte bu kadar!
Olsun diye uğraşıyorum. Siz de bu uğraşa okuyarak, düşleyerek, yaşayarak katılın…
Önce Ren’le aktık…
Sonra işçilerle…
Gün olduk, güneş olduk, kol kola yoldaş olduk
Coşkuluyla, sevgiyle, o alana yürüdük…
Aktık ülkemizde yarım kalan şarkımızın dizeleriyle,
Flamalar, önderler ve bayraklarla…
Korkusuz, kaygısız, mutlu…
Aktık yaban ellerde göçmen kuşlarla kanat çırparak…
Çok kültürlülüğümüzle zenginleşti yürüyüş kolu...
Coşkumuz coşkulandırdı, yoldaşları!
Geldik o alana…
Demir Çelik fabrikasının önündeki alandayız.
Fabrikanın ilk teknoloji kalıntısı görünen bölümü artık müze… Küresel ekonominin bir başka uygulaması da müze yapmak mı? Bilinmez. Özelleştirmenin türlü, türlü yolları var…
Güle oynaya geldik alana… Ne polis kordonu ne iten ne kakan var. Hazırlanmış platforma çıktık. Bizden sonra dinleti verecek orkestranın müzik aletleri önüne dizildik…
Ne biber gazı, ne eşiyle yemek yiyen adama polis tokadı, ne koşuşturma, ne gözaltı ne de izinsiz bayram…
Küreselleşmenin sancılarını duyup haykırsalar da yaşadığımız 1 Mayıs Bayramı, ülkemizde yaşadığımız 1 Mayıslara benzemiyor…
Acaba, 1 Mayıs’ın bayram olarak kutlanmasına izin vermeyen; Türkiye bu ayıbı daha ne kadar taşıyacak?
1 Mayıs 2007
***
1 Mayıs 2011 Innsbruck kentindeyim.
Avusturya’nın bu kentinde INN nehri akıyor.
Bugün bu kentteki etkinlikte 1 Mayıs konuşacağım.
Artık ülkemizde 1 Mayıs yasal bayram ve Taksim’de kutlanıyor.
Gönlüm yine Taksim’de olacak.
Yine ‘1 Mayıs’ marşı dilimde göçmen yurttaşlarla yürüyeceğim.
Onlara geldiğim Ankara’nın aynı zamanda yoksulluğunda başkenti oluşundan söz edeceğim.
Özgürlük ve demokrasiden uzak, sendikasızlaştırmanın, taşeronlaştırmanın, her geçen gün artan işsizliğin ve yoksulluğun, hak arama mücadelesi verenlerin kuşatıldığı, işçilerin geleceğinden kuşku duyduğu bir ülkede yaşamanın zorluklarından söz edeceğim.
Otuz yıl önce başladığımız sendikal yolculukta “ Örgütlülüğün önündeki engelleri kaldıralım” sloganımızın “ Var olan örgütlülüğümüzü korumalıyız.” Sloganına dönüştürülmesinden söz edeceğim…
Ve haykıracağım…
1 Mayıs Bayramı, tüm çalışanlarımıza kutlu olsun.
Yaşasın 1 Mayıs.
Yaşasın çalışanların birlik, mücadele ve dayanışma günü.
***
SEVGİLİ ENVER AYSEVER HOŞGELDİN!


