Google Play Store
App Store

Yaz mevsimi haberciler açısından uzun sürdü. Yaz yoğunluğu yazmayı da aksattı. Hoş, insan zaman zaman unutuldu hissine kapılsa da gazete yönetiminden bir kez dışında...

Yaz mevsimi haberciler açısından uzun sürdü. Yaz yoğunluğu yazmayı da aksattı. Hoş, insan zaman zaman unutuldu hissine kapılsa da gazete yönetiminden bir kez dışında “hocam ne oldu? Hayırdır, bu hafta yazmadın” diye soran da olmadı. Ama bu durumu yine yaz mevsimindeki haber yoğunluğu, koşuşturmasına bağlamak “olur böyle şeyler” demek gerekiyor.

Bu durum bir de gazete okurunun polemik düşkünlüğüne bağlamak gerekiyor. Gazetecilikte haberci ile polemikçi farklıdır. Okur açısından da benzer bir durum söz konusudur. İnsanoğlu doğası gereği kimin kimi alt edeceğini merak eder, kimin kime ders vereceğini bekler; kalem kavgaları bu yüzden hep hoşa gider. Öte yandan bilgiye, öğrenmeye dayalı, durumu kişiselleştirmeden yapılan kalem kavgaları önemlidir; yazarı ve okuru ayakta tutar; hoş bir çekişme yaşanır. Ama bizde nedense hemen her mesele kişiselleştiriliyor; eski hesaplar bugün üzerinden görülmeye çalışıyor. Platformda BirGün bir zemin olunca bu eski hesaplar daha net hissediliyor. Bundan kaçınmak ve tartışmaların ileriye yönelik olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü böyle durumlardan ne bilgi ne de seviyeli bir tartışma çıkıyor ortaya.

 

KISIR TARTIŞMA

Ama gazetecinin ve yazarın asıl görevi yeni, bilinmeyen noktaları kaleme almak, minik bir satır bile olsa bilinmeyeni duyurmaktır. Çünkü her yazı kendi içinde bir haber içermek zorundadır Ayrıca burası bir gazete. Evet, misyonu olan bir gazete ama öncelikle gazete. Bu gazete sosyalistlerin gazetesi, hâlâ ütopyalarını koruyan, yeniye açık, kafası net olan, emeğe saygılı (sadece bir klişe olarak değil) geçmişe saplanmayan, yeni muhasebeler yapan, vicdanı olan insanların gazetesi. Eğer bazı tartışmalara girilmediyse “BirGün’ü birilerinin platformu değil bir gazete olarak” algıladığımız ve kendi ilgi alanımız dışında ahkam kesmek istemeyişimizden kaynaklanmaktadır.

 

ORTADOĞU’YA DEVAM

BirGün gazetesi yayın hayatına başladığından bu yana dış haberler sayfasında son 4 hafta dışında ara vermeden hasbelkader yazmaya çalıştım. Genelde kendi ilgi ve bilgi alanım olan Ortadoğu ve dış politika üzerine kalem oynattım. Başlangıçta Baskın Hoca ve Ömer Madra’yla aynı köşeyi paylaşırken onlar yoğunlukları dolayısıyla gazeteden ayrıldılar. Başlangıçta sevgili Murat Uyurkulak’ın büyük katkıları oldu. Kısaca mevcut durumda dış haberler sayfasında yalnız kaldım. Şimdi bu cümleden sonra sanki bir veda gelecek gibi duruyorsa da gelmeyecek. Tabii ki yazmaya devam edeceğim. Belki her hafta belki iki haftada bir. Yoğunluğa göre. Yıllardır Ortadoğu’nun dört bir yanından, Beyrut’tan, Şam’a, Amman’dan Bağdat’a, Erbil’e Tahran’dan Gazze’ye ,TelAviv’e Ramallah’a, Erivan’a kadar yerinden yazdım. Yazmaya da devam edeceğim. Ama şunu biliyorum ki Ortadoğu herkesin çok merak ettiği, aynı şekilde herkesin üzerine konuşmayı çok sevdiği ama en az okuduğu konulardan birisi. Türkiye’de yayınlanan kitaplara ve satışlarına bir bakarsanız üzerine “ahkam” kestiğimiz bu bölge ile ne kadar ilgili ve bilgili olduğumuz görülür.

 

ERGENEKON’A GELMEDEN

Geçtiğimiz 2 ayı Ergenekon tartışmaları ile geçirdik. Bu mevzu daha çok el tutacağa da benziyor. Ergenekon konusunda sonuna kadar, gidileceği yere kadar gitmek ve bunu desteklemek önemli. Ve hatta sol içindeki ayrışmanın Ergenonekon üzerinden gerçekleşmesi de manidar. Ama solun kendini tartışması açısından da önemsemek gerekiyor. Bu yüzden Birikim Yayınları’ndan çıkan bir kitap/broşür Ergenekon’a Gelmeden… Türkiye’de Devlet Zihniyeti isimli çalışma tam bir başucu kitabı. Ahmet İnsel ve Ümit Kıvanç’ın kaleme aldığı bu kitapçık Türkiye’de devlet zihniyetinin nasıl oluştuğu ve normalleştirdiği faşizan zihniyeti açıkça gözler önüne sürüyor. Kesinlikle tavsiye edilir. Çünkü bu zihniyet silinmeden Ergenekon tarzı düşüncelerin ve örgütlenmelerin sonu gelmez. Orhan Pamuk’un yeni kitabı Masumiyet Müzesi’nin keyifli sayfalarından yine dünya meselelerine girmek pek hoş olmayacak ama hayatın gerçeği devam ediyor.

Görüşmek üzere.