Google Play Store
App Store
ABD-İran savaşında 16. Gün: Emperyalist saldırganlığa karşı direniş

Yusuf Tuna Koç

ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın 16. gününü geride bıraktık. Doğrudan Hamaney başta olmak üzere İran’ın üst düzey liderlerine yönelik suikast operasyonunun ardından İran bölgedeki Amerikan üslerini ve İsrail’i vurarak karşılık verdi.

Gelinen noktada ise müzakere sürecinde son derece tavizkar olan İran, savaşı sürdürme konusunda daha kararlı bir hale gelirken, Washington’un ise soru işaretlerinin arttığı konuşuluyor.

Üstelik, tüm dünya kamuoyunda ABD-İsrail’in emperyalist saldırganlığına tepkiler tırmanarak büyüyor. 7 Ekim’den bu yana soykırımla, işgalle, suikast ve darbelerle önü alınamaz biçimde ilerleyen emperyalizmin maskesi her gün biraz daha düşerken, İran’da bu kez sahada da işler yolunda gitmiyor.

ABD-İsrail’in İran’a müdahalesini, emperyalist saldırganlığın ekonomi politiğini, İran toplumunun yaklaşımını, Kürt grupların durumunu ve Türkiye’de iktidarın tavrını; akademisyen Arzu Yılmaz, uluslararası ilişkiler öğretim üyesi Mehmet Ali Tuğtan ve siyaset bilimci Seyhan Erdoğdu ile konuştuk.

***

ARZU YILMAZ İLE SÖYLEŞİ

ABD’Yİ SAVAŞTA İSRAİL TUTUYOR

Bu kez saldırılar sadece rejimi değil, İran’ın kendisini hedef alıyor algısı oluştu. Örneğin 165 kız çocuğunun hayatını kaybetmesi. Ekonomik altyapının hedef alınması. Tarihi eserlerin, üstelik UNESCO koordinatları verilmiş olmasına rağmen vurulması. Bu durum İran milliyetçiliğini konsolide etti.

***

SEYHAN ERDOĞDU İLE SÖYLEŞİ

AMERİKAN SALDIRGANLIĞI SERMAYENİN YENİ TERCİHİ

1980 sonrası dönemde finans kapital neoliberal küreselleşmenin başlıca itici gücü haline geldi. Bugün ise teknoloji sermayesi askerileşmiş Amerikan kapitalizminin temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır.

***

MEHMET ALİ TUĞTAN İLE SÖYLEŞİ

SAVAŞIN SEYRİ 72 SAATTE DEĞİŞTİ

İsrail’in niyetiyle ilgili bir soru işareti yok ama ABD’nin niyeti konusunda var. Bu savaşı başlatan ve nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın kârlı çıkacağını hesaplayan taraf İsrail. Ancak ABD açısından durum farklı. ABD için bu savaş kendi savaşı değil. Stratejik planlama açısından kötümser, gerçekçi ve iyimser senaryoların hangisinin Amerikan çıkarlarına hizmet edeceği konusunda, en azından Trump ya da yönetimi düzeyinde bir netlik olduğunu düşünmüyorum. ABD bu savaşa müdahil olarak göğüslediği zararlara değecek bir karşılık elde edecek mi? Bu sorunun cevabı Amerikan tarafında net değil. İyimser senaryo şuydu: İlk 72 saatte yapılacak bir “kafa koparma harekâtı” başarılı olursa kârlı çıkılacaktı. Bu olmadı. Başarısız olunca şimdi bu işten çıkmanın yollarını arıyorlar. Dolayısıyla ABD mümkün olduğu kadar hızlı biçimde, daha fazla zarar görmeden bu savaştan çıkmak istiyor.