Google Play Store
App Store

YSK’nin açıkladığı seçim takvimine göre “İttifak yapan siyasi partilerin ittifaktan vazgeçmelerinin son günü” dündü. Öncelikle ve önemle belirtelim: İmzanın çekilmesi ittifaktan ayrılma anlamına gelmiyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde bulunan Emek Partisi birkaç gün önce ittifak protokolünden imzasını çekti. Emek Partisi kendi adı ve amblemi ile değil ittifaktaki Yeşil Sol Parti listelerinden milletvekili adayları gösterecek. Böylece, Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan parti ve hareketler, HDP, EMEP, EHP, TÖP ve Sosyalist Meclisler Federasyonu seçimlere Yeşil Sol Parti listelerinden girecek. Aynı ittifak içerisindeki TİP ise yine ittifak içerisinde olmakla birlikte kendi adı amblemi ve ayrı milletvekili listeleri ile seçime girecekler. Özellikle TİP’in ayrı liste çıkarması üzerine eleştirel çok şey yazıldı söylendi. Ancak bu durum yani “ayrı liste ile seçime girilmesi” bazı seçim çevrelerinde seçime girilmemesi ve ortak liste çıkarılmasına engel değil. Ortaya çıkacağı düşünülen sorunlar ve dezavantajlar dikkatli bir planlama ile minimize edilebilir. Hatta avantaj haline bile getirilebilir. O nedenle artık yıkıcı eleştirilerin bir tarafa bırakılıp çok zor zamanlarda gösterilen dayanışmanın seçim sürecinde de gösterilmesini umut ediyorum.

Millet İttifakı’nda ise yazıyı yazdığım sırada henüz ittifaktan imzasını çeken herhangi bir parti olmamıştı. “İttifak içi ittifak” olarak adlandırılan Saadet Partisi, DEVA ve Gelecek Partisi’nin tek bir parti altında seçime girme alternatifi ortadan kalkmış görünüyor. Beklenti Millet ittifakı’ndaki İyi Parti dışındaki partilerin kendi amblemleri ve listeleri ile değil CHP adı altında seçime girecekleri yönünde. Muhtemelen bu yazı okunurken netleşmiş olacak.

Sosyalist Güç Birliği’nin bileşenleri ise Sol Parti, TKP, TKH, Devrim Hareketi ve TSİP. SGB ise seçime girme yeterliği olan Sol Parti, TKP ve TKH listeleri ile seçime girecek. Özellikle depremzedelerle gösterilen dayanışma ve son dönem çalışmaları sosyalist parti ve hareketleri daha görünür kıldı. Umarım bu durum oy oranlarına da yansır.

Kuşkusuz bu ittifak tartışma ve pazarlıkları partiler ve elitleri açısından belli bir rasyonalite taşımaktadır. Baskıcı ve yıkıcı iktidar politikalarından kurtulmayı önceleyen geniş kesimler için ise koltuk hesabı veya dar çıkar çatışması olarak görülüyor. Böyle bakılması da bir yere kadar anlaşılabilir. Cumhurbaşkanı adaylarının netleşmesi ve bu konudaki tartışmaların son bulması sonrası muhalefeti bu kez milletvekili adayları tartışması bekliyor. Adayların belirlenmesi birçok noktada önem taşıyor: öncelikle siyasi parti örgütlerinin sahada canla başla çalışabilmeleri için adayların tabanları tarafından benimsenmesi önemli. Muhalefetin söz verdiği değişimi gerçekleştirebilmek için mecliste çoğunluğu elde etmesi için de doğru aday listeleri oluşturulmalı. Unutulmamalı ki Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması halinde meclis çoğunluğu ana belirleyen olacak.

Aday belirleme sürecinde HDP’nin önünde, kapatma davası nedeniyle siyaset yasağı istenen geniş bir kadronun aday gösterilip gösterilmeyeceği sorunu var.

CHP’nin ise ittifak partilerinin adaylarını kendi listelerinden göstermesi nedeniyle tabanda oluşabilecek tepki sorunu var. Bu tepki önseçim gibi yöntemler kullanılarak giderilebilirdi. Ancak olmadı. Tabanların benimsemeyeceği adayların, protesto oy oranını ve seçime katılmama oranını artırma ya da tepki oyuna yol açma riski göz ardı edilmemeli. Umarım parti karar vericileri bu riski en aza indirecek bir liste ile halkın önüne çıkarlar. Listelerin YSK’ye teslimine iki gün kala bir uyarı olarak yazmış olayım bunu.

Şunu da vurgulamak isterim; öteden beri verili koşullar adeta lunapark aynaları gibi sonuçlar doğuruyor siyasetimizde. Buna eşitsiz seçim koşulları, barajlar, oyum boşa gitmesin kaygısı, vs. yol açıyordu. Bu seçimlerde üstüne, karanlık iktidardan kurtulma önceliği ve ittifak politikaları da eklendi. Seçim sonuçları ne olursa olsun bize partilerin ne seçmen nezdindeki gücünü gösterecek ne de haklılığını haksızlığını gösterecek. Lunapark aynalarını kırmak sonraya kalacak!