Ahlakı temellendirmek için Tanrı’ya ihtiyaç var mıdır?
Ahlakın kendisinin ne olduğuna odaklanan metaetik, analitik felsefenin çağdaş bir dalı olarak ortaya çıkmış bir akımdır ve ahlaki değer, nitelik ve söylemlerin temeli, çerçevesi ve konumunu çözümlemeye çabalar.

Önder KULAK - Kurtul GÜLENÇ
İyi ve doğru gibi ahlaki terimleri kullandığımızda tam olarak neyi kastederiz? Ahlaki değer tam olarak nedir ve bu değerler çevremizde gördüğümüz nesneler ve niteliklerine benzer mi? Ahlaki değerlerin kaynağı ve temeli nedir, bu değerler nereden gelir? Tüm insanlar için her zaman ve koşulda ahlaki doğru veya yanlış ikiliğinde değerlendirilebilecek öğeler var mıdır yoksa ahlak, kişiden kişiye, bağlamdan bağlama veya kültürden kültüre değişir mi? Bu tarz sorular özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında ismi sıkça anılmaya başlayan metaetik’in ilgi alanını oluşturur.
Ahlâkın kendisinin ne olduğuna odaklanan metaetik, analitik felsefenin çağdaş bir dalı olarak ortaya çıkmış bir akımdır ve ahlaki değer, nitelik ve söylemlerin temeli, çerçevesi ve konumunu çözümlemeye çabalamaktadır.
∗∗∗
METAETİK VE AHLAK ÜZERİNE SORUŞTURMALAR
Bu çözümlemenin içerebileceği dört farklı eksenden söz edilebilir. Metaetik ilk olarak ahlaki bir söylemin ya da önermenin semantik yapısına yönelebilir. Örneğin “hırsızlık yapmak ahlaken yanlıştır” ifadesinin doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir türden bir ifade olup olmadığını soruşturur ve eğer bu mümkünse, bu tarz ahlaki belirlemeleri doğru kılan unsurun semantik bağlamda ne olduğunu araştırır. Bu aşamada gözlem yoluyla doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir ifadelerden (mesela “Bugün hava sıcaklığı ortalama 23 derecedir” tarzındaki bir önerme) farklı bir karaktere sahip ahlak önermelerini semantik açıdan incelemenin hiç kolay olmadığı söylenebilir. Ahlak terimlerinin ne kastettiğini belirlemek sanıldığı kadar kolay olmadığından ahlaklılığa ilişkin tartışmalar her zaman zorlayıcı olmuştur.
İkinci olarak ahlakın ontolojik yönüyle (varlıkça yapısıyla) ilgilenebilir. Ahlaki değerlerin ontolojik statüsüne ilişkin değerlendirme metaetik çalışmaların en ilgi çekici başlıklarından birini oluşturmaktadır. Herkes için geçerli olan ahlaki ilkeler var mıdır yoksa ahlaki kanaatler sadece bireylerin veya kültürlerin görüşlerini mi temsil eder? Ahlaki nesnellik ve ahlaki görecilik teorileri bu soruya farklı yanıtlar verir. Ahlaki nesnellik teorisi tüm insanlar için geçerli olan nesnel ve evrensel ahlaki ilkeler/değerler olduğunu savunurken (örn. Platon), ahlaki görecilik teorisi ise bu türden nesnel ve evrensel ahlaki ilkelerin/değerlerin var olmadığını ileri sürer. Ahlaki görecilik teorisi değer yargılarımızın ya da ahlaki tercihlerimizin ya bireysel duygu dünyamızdan (örn. Hume) ya da kültürel çerçevelerden kaynaklandığını vurgular. Dolayısıyla burada ahlaka ilişkin tartışma çoğunlukla ya duygu dünyamızın karakteristiklerine (doğal eğilimlerimize) veyahut kültürel normların bağlamına doğru kayar.
Üçüncü olarak metaetik, ahlaki yargılarımızla davranışlarımız arasındaki bağı yakalamaya odaklanır. Spesifik düzeyde ahlaki davranışlarımızın ve tercihlerimizin motivasyonuna odaklanan bu soruşturma psikolojik incelemeyi felsefi incelemeyle birleştirerek metaetik’i deneysel bir düzleme taşımaya çalışır. Ahlaki bir davranış sergilememizin ya da ahlaklı bir hayat sürmemizin ikna edici nedenlerini bulmaya çalışan bu üçüncü hat psikolojiye başvurarak felsefeye deneysel bir karakter kazandırmak ister. Böylece metaetik tartışmalarıyla çağdaş felsefenin uygulamalı yönü iyiden iyiye açığa çıkmış olur.
Son eksen ise metaetik tartışmalarını epistemik ilgiyle taçlandırmaya çabalar. Ahlaki doğruların var olup olmadığı tartışmasını ontolojik yaklaşım üzerinden yürüten bu eğilim ahlaki yargıların bilişsel bir karakter taşıyıp taşımadığını sorar ve bu soruya verdiği yanıta göre ahlak yargılarının yaslandığı inançlara yönelik gerekçeleri irdelemek ister. Esasen epistemolojik tartışmalara odaklanan bu inceleme gerekçelendirme teorilerini ahlaki yargılar/terimler alanına kaydırarak bu tarz ifadelerin mahiyetini gerekçe sorusuyla birlikte tartışmayı arzular. Örneğin G. E. Moore iyinin ne olduğu sorusundan (Açık Soru Argümanı) hareketle iyinin neliğine yönelik bir tanımlama yapılamayacağını ve bu sorunun yanıtının iyi’nin niteliklerine indirgenerek gerekçelendirilemeyeceğini savunur.
EUTHYPHRON DİYALOĞU VE FELSEFİ İKİLEM
Ahlaka ilişkin tüm bu tartışmalar yer yer kafa karıştırıcı olsa da gündelik hayatta (şimdilerde özellikle sosyal medyada) bu türden meselelerle sıkça karşılaştığımızı söyleyebiliriz. Örneğin ahlakı temellendirmek için Tanrı’ya ihtiyaç var mıdır? Son dönemde yoğun olarak gündeme getirilen bu soru yukarıda vurguladığımız gibi metaetik’in ilgi alanında (ahlakın kaynağı/temeli sorusu) yer alır. Tarihsel açıdan ilk olarak Platon’un Euthyphron (Dindarlık Üzerine) eserindeki ikilemle tartışma alanına dahil olan bu konu henüz sonlanmamıştır. Eserde Sokrates’in soruşturduğu şey, ahlâka uygun bir eylemi bu niteliğine kavuşturan ilkenin ne olduğudur. Tartışmanın özü şu soruda ifadesini bulur: “Acaba Tanrı, bir eylemi ahlâkî açıdan doğru (veya iyi) olduğu için mi emreder? Yoksa Tanrı emrettiği için mi o eylem ahlâkî açıdan doğru (veya iyi) bir eylem haline gelir?”1 İkilemdeki ilk kısmı ahlaki değerlerin nesnelliğiyle Sokrates temsil ederken, ikinci kısmı ilahi buyrukları ahlakın temeline yerleştirmek isteyen Euthyphron temsil eder. İki argümanın da önemli felsefi açmazlara sahip olduğunu belirtelim. İlahi buyrukların keyfiliği probleminden Tanrısız bir ahlakın nasıl temellendirilebileceğine kadar uzanan sorular kümesi bugün hala pek çok düşünürü meşgul etmektedir. Her ne kadar ahlaka yönelik analitik felsefedeki bu ilgi kavram dünyamızda pek çok öğeyi berraklaştırmayı başarmış olsa da ahlakın kendisi sosyal bir olgu olduğundan bu türden tartışmaların dilsel-mantıksal düzeyin ötesindeki unsurlarla (ekonomik, toplumsal, politik vb) birlikte değerlendirilmesi kanaatimizce daha doğrudur çünkü ahlakın temellendirilmesi meselesi son kertede teorik değil, pratik bir konudur.
1 Platon, Euthyphron, çev. Güvenç Şar, Kabalcı Yayınları, 2011, ayrıca bkz. M. Sait Duran, Euthyphron-İkilemi: Ahlak ve İlahi İrade İlişkisi, Temaşa Felsefe Dergisi 14 (2020), s. 84.


