Akbalinalar, akıl, vicdan
Henüz 2010 yılının Haziran ayıydı… El Kaide’li El Mehdi Hariti’yi hastanede ziyaret etti. Geçmiş olsun temennilerini sunarken, ‘şak’ kendisini alnından öptürdü. Hariti, sonradan Suriye’ye gidip, cihatçılarla Esad’a karşı savaşacaktı.
***
Arap coğrafyasındaki isyan hareketi, bir domino etkisiyle 2011 başlarında Suriye’ye ulaştı, rejim karşıtlarının ayaklanması ülkenin bilinmez bir sona doğru sürüklendiğinin göstergesiydi. “Ben Ortadoğu Eşbaşkanıyım” hissiyatıyla, Esad’la geçirdiği o güzel günleri unutması çok zaman almadı.
***
Suriye iyiden iyiye karışırken… O tarihi konuşmayı yaptı: “Ben lafı eğip bükmeyi sevmem, samimi bir ifadeyi burada kullanmak istiyorum. Deniz tükenmektedir, bu yol çıkmaz sokaktır. Dökülen kan, halkınızla aranızdaki bağı kopartıyor. Her damla kan, uluslararası toplumu size karşı önlem almaya biraz daha yaklaştırıyor.”
***
Ailecek Türkiye’de yapılan tatillerden, “Esad reform yap onurlu yaşa” noktasına geldiğinin resmiydi. Esad, hızla ‘Esed’ olurken, TDK’ye bile ayar verdi. Kurum dilini düzeltti, Suriye Cumhurbaşkanı’nın isminin doğrusunu yayımladı! Fakat Esed de kesmedi, “Ey Esed” deyiverdi.
***
2011’de, Suriyeli muhalifler İstanbul’da ofis açarken, Özgür Suriye Ordusu’nun liderleri de Türkiye’nin Suriye sınırındaki Hatay’a yerleşti.
O ise, bir yıl sonra, “Çok yakında Şam’a giderek Emevi Camii’nde namaz kılacağız” diye celallendi. Her fırsatta, ‘ortaklara’ Suriye çağrısını yineliyordu: “Esad’e ayar, Suriye’ye müdahale!”
***
“BOP”dediler, dinlemedi hoop Beyaz Saray’ı aradı. Beyaz Saray, o görüşmeyle ilgili Obama’nın, masa altından sopa gösterdiği bir fotoğraf yayınladı. Sonunda Avrupa’ya, Amerika’ya şekil yapayım, “Bak Esed neler yaptı, dosta düşmana göstereyim” derken… Reyhanlı havaya uçtu.
***
Cihatçılar, Türkiye’den Suriye’ye, neredeyse turistik gezi kıvamıyla cirit atıp, ‘TIR’larla insani yardım malzemesi’ taşırlarken, durmadan ve TDK’ye uygun olarak tekrarlıyordu: Ey Esed, Ey Esed…
***
Aylan’ın babası, o uğursuz geceyi “Çocuklarım, ellerimden kayıp gitti” diye anlatırken, o, beş yılın üzerine soruverdi: “Bunun hesabını kim verecek?”
***
Akbalinaların karaya vurması sorunun hemen akabinde gerçekleşti. AKP Trabzon Gençlik Kolları şubesindeki toramanlar Bodrum’daki hüzne inat, dahiyane bir fikir ve görülmedik bir eylemle dalgaların karşısına yatıverdi!
***
Sonunda…
Akıl da vicdan da sıfırlandı…
Ne verecek cevap, anlatacak mevzuu ne de yazacak konu kaldı…
ŞAHTI ŞAHBAZ OLDU 
Ethem Sarısülük davası, sadece adaletin geldiği noktayı anlatmıyor. Aynı zamanda, acılı aile yakınlarıyla, aydınlık bir gelecek için mücadeleyi sürdürmeye çalışanlarla da alay ediliyor! Davanın Aksaray’a kaçırıldığı gün, Ethem Sanısülük’ü vuran polis Ahmet Şahbaz’ın salıverilmesi bir tesadüf değil. Ancak iş bu kadarla da bitmiyor. Aile üyelerinden Ethem’in kardeşi İkrar Sarısülük, “Eğer davanın peşini bırakmazsanız, akıbetiniz onun gibi olur” diye silahla tehdit ediliyor. Bu davanın arkasında milyonlar var. Anlamaları gerekiyor. Biliyoruz ki adalet şahtı şahbaz oldu! Buna rağmen, bu davanın peşi bırakılmayacak. Ethem ölümsüzdür! İkrar Sarısülük yalnız değildir!


