AKP'li yıllara ait bir profil: Murat Sancak'ın öyküsü
Sağlık, medya, kamu ihaleleri, Cumhurbaşkanı kararıyla tahsis edilen araziler ve futbol… Murat Sancak'ın yükselişi ve düşüşü AKP döneminde yaratılan “siyasal bağlantılı sermaye” tipinin bir örneği. Sağlık, medya ve spor üzerinden kurulan bu çok katmanlı ağ, bugün yalnızca bir kişinin değil, bir dönemin sorgulanmasına kapı aralıyor.

Murat Sancak’ın dün tutuklanması yalnızca bir “bahis ve kara para” dosyasının sonucu değil. Bu tutuklama, AKP’nin 20 yılı aşkın iktidarında inşa ettiği sermaye düzeninin en tipik örneklerinden birini ortaya koyuyor.
Sağlık, medya, kamu ihaleleri, Cumhurbaşkanı kararıyla tahsis edilen araziler ve futbol… Sancak’ın yükselişi, iktidarla kurulan ayrıcalıklı ilişkilerin adım adım nasıl servete dönüştüğünü gösteren ibretlik bir tablo sunuyor.
1968 yılında Siirt’in Tillo ilçesinde doğan Murat Sancak’ın ticari serüveni, AKP iktidarının ilk yıllarında sağlık ve teknoloji alanlarında başlıyor.
2000’lerin ortasında MT Sağlık Ürünleri ve ardından MT Grup’u kuran Sancak, kısa sürede medikal ürünler, hasta altı bezleri ve yeni nesil yazar kasa POS sistemleri gibi doğrudan devlet regülasyonuna bağlı alanlarda faaliyet göstermeye başlıyor. Bu sektörlerin ortak özelliği kamu düzenlemelerinin ve SGK bütçesinin belirleyici olması.
Bu tercih, Sancak’ın sermaye yolculuğunun tesadüflere değil, siyasal iklimin sunduğu imkânlara yaslandığını gösteriyor.
AİLE BAĞI, İKTİDAR BAĞI
Murat Sancak’ın yükselişi, bir dönem AKP’ye oldukça yakın olan Ethem Sancak’tan bağımsız okunamaz. Akrabalık ilişkisiyle aynı sermaye havzasında buluşan iki isim, AKP döneminin “sadık sermaye” modelinin farklı kollarını temsil ediyor.
Ethem Sancak, TMSF’nin el koyduğu Akşam, Güneş, SkyTürk360 ve 360 TV gibi medya varlıklarını alarak TürkMedya grubunun patronu olurken AKP MKYK üyeliğine kadar uzanan siyasi bir pozisyon da elde etmişti. Savunma sanayi, medya ve kamu ihaleleri üzerinden şekillenen bu güç alanı, yeğeni Murat Sancak’ın da yolunu açan ana damarlardan biri oldu.
Murat Sancak’ın AKP dönemindeki asıl sıçraması, Maxicells İlaç Sanayi A.Ş. üzerinden geldi. 2017 yılında SGK, Sağlık Bakanlığı ve Kızılay arasında yapılan protokollerle, kan plazmasından ilaç üretme yetkisi Maxicells’e devredildi.
Bu sözleşmeler yalnızca teknik bir ihale değil, fiilen 12 yıllık alım garantisi anlamına geliyordu. Yani devlet, kan gibi hayati bir alanı tek bir özel şirkete teslim ediyor, üstelik yıllar boyunca kârını da güvence altına alıyordu. Türk Eczacıları Birliği ve pek çok meslek örgütü bu süreci şeffaflık dışı ve rekabete kapalı olduğu için sert biçimde eleştirmişti.
Eleştirilerin merkezindeki soru şuydu: Ne oldu da, geçmişi bu alanda sınırlı bir şirket, Türkiye’nin kan ve plazma politikasının merkezine oturdu?
ERDOĞAN İMZASIYLA TARIM ARAZİSİ
Dosyanın en çarpıcı halkası ise 4 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete kararıyla ortaya çıktı. İstanbul Silivri Kavaklı’da bulunan 172 bin metrekarelik birinci sınıf tarım arazisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Maxicells’e “münferit yatırım yeri” olarak tahsis edildi.
Arazi bedelinin piyasanın çok altında, neredeyse “binde biri fiyatına” verildiği ortaya çıktı. CHP ve yerel yöneticiler bu kararı açıkça “peşkeş” olarak nitelendirdi. Üstelik tahsisten yıllar sonra bile fabrikanın tam anlamıyla üretime geçmediği, kan toplama altyapısının kurulmadığı defalarca gündeme geldi.
Yani bir yanda 12 yıllık alım garantisi, diğer yanda Cumhurbaşkanı kararıyla verilen devasa bir arazi… Devletin bütün kapıları Murat Sancak’a sonuna kadar açılmıştı.
Sancak’ın büyüme hikâyesinin bir diğer ayağı ise medya oldu. 2014 yılında Star Medya Grubu’ndaki hisselerin önemli bir bölümü Murat Sancak’a geçti. Bu devir, Azerbaycan’ın devlet şirketi SOCAR’la ortaklık ilişkisi içinde gerçekleşti.
AKP döneminde medya sahipliğinin nasıl el değiştirdiği artık bilinen bir gerçek. Uzanlardan TMSF’ye, oradan iktidara yakın iş insanlarına uzanan zincirin bir halkası da Murat Sancak oldu. Medya, yalnızca ekonomik bir yatırım değil, aynı zamanda siyasi dokunulmazlık sağlayan bir kalkan işlevi gördü.
FUTBOL VE “DELİKANLI BAŞKAN” İMAJI
2018 yılında Adana Demirspor başkanlığına gelen Murat Sancak, bu kez sahaya futbol üzerinden çıktı. transferler, iddialı çıkışlar, tribünle kurulan doğrudan ilişki ve sert söylemlerle ve spor medyasınında fazlaca övgüsüyle kısa sürede “delikanlı başkan” imajı inşa edildi.
Futbol, Sancak’ın sermaye öyküsündeki teknik dosyaları perdeleyen, onu “halktan biri” gibi gösteren vitrin işlevi gördü. Ancak dün gelinen noktada, futbolun bu kalkanı da çökmüş durumda.
Tutuklama sadece bireysel bir meselenin sonucu mu?
Bugün Murat Sancak, 'bahis ve kara para aklama' gerekçesiyle tutuklandı. Ancak bu dosya, yalnızca bireysel suç isnatlarından ibaret değil. Bu dosya aynı zamanda:
Kan gibi hayati bir alanın özel sermayeye nasıl devredildiğini,
Cumhurbaşkanı kararlarıyla kamu arazilerinin kimlere açıldığını,
Medyanın nasıl el değiştirdiğini, Futbolun nasıl popüler bir meşruiyet alanına dönüştürüldüğünü de ortaya seriyor.
Murat Sancak’ın hikâyesi, AKP döneminde yaratılan “siyasal bağlantılı sermaye” tipinin bir örneği. Sağlık, medya ve spor üzerinden kurulan bu çok katmanlı ağ, bugün yalnızca bir kişinin değil, bir dönemin sorgulanmasına kapı aralıyor.
Tutuklama, bir son mu olacak yoksa daha büyük bir yapının yalnızca küçük bir parçası mı açığa çıktı? Bunu önümüzdeki süreç gösterecek.


