Google Play Store
App Store

Farkında mıyız? bilmiyorum ama, dün çok önemli bir gelişme oldu!..

Farkında mıyız? bilmiyorum ama, dün çok önemli bir gelişme oldu!..

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, önceden haber verdiği “köstebek” olayına açıklık getirdi.

Yıllardır açılamayan “Deniz Feneri derneğinin” işlediği yolsuzluğun soruşturulmasında “polis baskınını” haber veren Bakanın, Eskinin İç İşleri Bakanı, şimdinin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay olduğunu ilan etti.

****

Bazılarımız ,”biliyorduk!” diyebilir!.

Ama TBMM de Ana Muhalefet Partisi Başkanının iddiayı kesinleştiren belgeli açıklama yapması, “hukuk devleti” iddiasında olan bir ülke için muazzam bir olaydır.

Ve asla kapatılamayacak bir skandaldır!..

****

Açıklama yapan Kılıçdaroğlu da,

İddianın hedefi olan Atalay da bu işten kolay sıyrılamaz!.

Bu konu kolay kapatılamaz.

Basite alınamaz,küçültülemez!.

Çünkü insanların en temiz duyguları sömürülmüş,yardım değerleri kullanılmıştır.Aldatılmışlardır!.

Ve Bu ilk kez de değildir!..

***

Ancak dün medya bu konuyu gerektiği gibi değil, her zaman ki gibi ayrışarak verdi…

Yandaşlar eleştirdi. İşi küçültmeye çalıştı!.

Diğerleri, malum şekilde biraz ürkek, biraz korkak, biraz da “Miş,mış!” gibi vermeye çalıştı…

Yine 3 gazete manşetten bu işin üstüne gitti…

BİRGÜN, Sözcü ve Cumhuriyet

****

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları bir şeyi açığa çıkardı!

O da; aylardır devam eden “Deniz Feneri soruşturmasını  çok büyük ciddiyetle sürdüren “ Savcıların neden görevden alındığı” gerçeğini!..

Anlaşılan o ki;Deniz Feneri, AKP ve hükümetin üzerine ışıyor!!.

****

Bilindiği gibi olayı soruşturan savcılar, bazı bilgi belgelere ulaşmak için Kanal 7’yi aramaya karar vermişlerdi. Arama gizli olacaktı. Ancak “baskın” daha önce haber alındı ve gidilen yerdeki “bilgisayarlar” polis gelmeden temizlendi ve değiştirildi.

Şans bu ya, aranan bilgilerin yedeklemesi, değiştirilen bilgisayarların birinde bulundu.

Böylece savcılar ilgililerin, “aramayı” daha önce haber aldığı kanısına vardılar.

Soruşturmayı bu yönde geliştirdiler…

İşte tam bu esnada soruşturmayı yapan 3 savcı, her zaman uygulanan bir prosedür bahane edilerek, HSYK müfettişleri tarafından soruşturmadan el çektirildiler!

****

CHP, baskını haber veren  “köstebek kim?”diye konuyu gündeme getirdi.

****

Dün önemli bir bilgi daha ortaya çıktı.

Beşir Atalay ile;

Haber verilen Kırıkkale Belediye başkanı Veli Korkmaz,

Onun baskın için uyardığı Mustafa Çelik ,

Baskın öncesi gerekli düzenlemeleri yapan Kanal 7 yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Kahraman’ın aynı şirketin ortakları olduğu anlaşıldı.

Kanal 7 ye de iş yapan bu şirketlerin yukarıda sayılan ortaklarının yanı sıra Zahid Akman ve Fehmi Koru’nun da şirkete ortak oldukları ortaya çıktı...

****

 Almanya da sonuçlanan “Deniz Feneri e.v” davası için Interpol tarafından talep edilen Zahid Akman’a ait bilgilerin neden verilmediği şimdi daha iyi anlaşıldı.

İç işleri Bakanlığı dernekler masasının “Deniz Feneri derneği” ile ilgili raporun işleme konmama nedeni ortaya çıktı.

Ayrıca Deniz Fenerine verilen madalya,vergi muafiyeti ve TBMM mutfak takımlarının arkasındaki gerçek belli oldu.. 

****

Almanya’daki dava 1 yıl 5 ay sürmüştü.

Dava sonucunda ;

Derneğin 41 milyon Euro bağış topladığı,17 milyon Euro’nun Türkiye’ye gönderildiği,8 milyon Euro’nun da Türkiye’deki Deniz Feneri Derneğine verildiği saptandı.

Mahkeme, Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş’e 5 ila 1 yıl arasında hapis cezası verdi.

Ve ekledi; Suçun Türkiye bağlantısında Zekeriya Kahraman,İsmail Karahan,Harun Kapuyoldaş,Mustafa Çelik ve Zahit Akman var…

****

Türkiye ise, 2008 den beri bu konuyu soruşturuyor.

Hala dava açamadı..

Suç ve suçluların korunduğu açık!..

****

Beşir Atalay “bu bir iftiradır.” diyor… Olabilir!.

Peki, bu dava açılsa da gerçek suçlular bulunsa olmaz mı?

kim önlüyor bu davayı?..

****

Deniz Feneri konusu aklıma, Süleyman Mercümek davasını getirdi..

Hatırlarsınız, Bosna Savaşı sırasında aynı “akım” İHH aracılıyla yardım toplamıştı.

Sonra, İstanbul Fatih Savcılığı 21 Mayıs 1994’te Süleyman Mercümek’in hesaplarına el koyarak tüm bankalardan hesap kayıtlarını istedi. Kayıtlar incelendiğinde, Mercümek’in çeşitli bankalarda 14 ayrı döviz hesabı bulunduğu ve o zamanki değerle 16 trilyon 548 milyar 500 milyon lirayı kontrol ettiği ortaya çıktı.

Erbakan’a kadar ulaşan bir serüveni dün gibi hatırlıyoruz.

Sonra ne oldu biliyor musunuz?

“Zaman aşımına” uğradığı için dava düştü..

Peki o zaman ki paralar nerede?.

Onu da siz yorumlayın?

****
Demem o ki; “alışmış kudurmuştan beterdir!” öz deyişi bir kez daha mı haklı çıkacak galiba?!..