Alman kapitalizmi aşırı sağı tartışıyor
Almanya’da şu anki kamuoyu yoklamalarına bakılırsa birinci parti olan aşırı sağcı AfD (Almanya için Alternatif), ülke gündemini belirlemeyi sürdürüyor. Kısa bir süre öncesine kadar kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru hazırlıkları tartışılan AfD, haftalardır seçim anketlerinde merkez sağ çizgideki Hıristiyan birlik partileri CDU-CSU’yla başbaşa durumdaydı. Son anketlerde ise her fırsatta “biz birbirimize benziyoruz, gelin ülkeyi birlikte yönetelim!” mesajı verdikleri Hıristiyan demokratların önüne geçtiler. Almanya’nın doğusundaki eyaletlerin hepsinde birinci parti olan AfD, artık ülke genelinde de kıl payı farkla da olsa en güçlü parti.
Geçtiğimiz hafta kendi içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle ciddi bir kriz eşiğinde olan hükümetin CDU-CSU kanadına “Bırakın sosyal demokratlarla ortaklığı. Bu iş yürümüyor. Azınlık hükümeti kurun, biz sizi dışarıdan tolere ederiz!” önerisinde bulunarak kısa bir süre için de gündemi altüst eden AfD, şimdi de iş dünyasıyla ilişkileri nedeniyle gündemde. “AfD’nin tolere ettiği merkez sağ azınlık hükümeti” modeli tabii ki hemen Başbakan Merz başta olmak üzere Hıristiyan demokrat liderler tarafından, CDU ve CSU’nun aşırı çizgideki partilerle işbirliğini reddeden meşhur “koruyucu duvar”ın halen geçerli olduğu vurgulanarak, reddedildi. Ancak iş dünyası, ülke genelinde her dört seçmenden, doğuda ise her üç seçmenden birini arkasına almış olan bu partinin performansını yakından takip ediyor ve merkez sağın “koruyucu duvar” politikasını tartışıyor.
Alman kapitalizminin geleneksel işveren örgütlerinden “Aile Şirketleri” derneği, son toplantısına AfD’li bir milletvekilini davet ederek tartışmayı başlattı. Diğer birçok işveren örgütü gibi şimdiye kadar CDU-CSU’nun AfD’yle her türlü işbirliği ve ilişkiyi reddeden politikasını takip eden derneğin yöneticileri bu davetin ortaya çıkmasının ardından yaptıkları bu konudaki yeni tavırlarını “seçilmiş parlamenterlere saygı” gerekçesiyle savunuyorlar. Derneğin bu konudaki çekingenliği bırakarak açık tavır alması, merkez sağdaki “AfD’ye boykot” politikalarına karşı çıkan kesimleri güçlendiriyor.
Bunlar AfD’nin bir bütün olarak “aşırı sağcı” olmadığını savunarak, ilişkiler sayesinde onların daha da güçlü duruma gelebileceğini savunuyorlar. Önümüzdeki yılki eyalet seçimlerinde daha da güçlenmesi beklenen ve hatta tek başına hükümet kurabilme olasılığı bile olan AfD’ye yönelik boykotun aşırı sağın daha da güçlenmesine yol açacağını ileri sürüyorlar.
AfD’yle ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesini savunanlara karşı çıkanlar şimdilik çoğunlukta. Ancak bazı işveren örgütleri AfD’yle “eleştirel diyalog”dan yana olduklarını açıkça ilan ederek tartışmaya katıldılar. Bu arada Merz hükümetinin ekonomi politikalarından memnun olmayan gerçekleşmeyen, ekonomik krizden çıkış konusunda hayal kırıklığına uğrayan iş dünyasının memnuniyetsizliğinin de bu tartışmanın alevlenmesine büyük katkısı oluyor. Koalisyon ortağı SPD’nin dayatmasıyla dar gelirli emeklilerin aylıklarını gelecekte biraz olsun istikrarlı kılmayı hedefleyen emeklilik reformu konusunda halen bir çözüme varılmaması nedeniyle hükümetin geleceğinin tartışılır hale gelmesi Merz’e yönelik tepkilerin daha da artmasına neden oluyor.
AfD’ye destek solun bir kesiminden de var. Sol Parti’den (Die Linke) ayrılanlar tarafından kurulan BSW, başından beri AfD’yle diyaloğa karşı olmadıklarını açıklamıştı. Kendilerini “sol” olarak tanımlamaktan kaçınan ve biraz da bu nedenle son dönemlerde ciddi bir kriz içinde olan bu partinin tartışmalı lideri Sahra Wagenknecht de AfD’nin tabanını “aşırı sağcı” olarak tanımlayarak, dışlamaya karşı çıkıyor ve bazı konularda işbirliği olabileceğini savunuyor. AfD, bu tavırdan memnun. Ve son olarak genel seçim sonuçlarına itiraz eden BSW’yi destekleyerek, bu tavrı ödüllendirdi.
BSW, son genel seçimlerde yüzde 5’lik barajın kıl payı altında kalarak meclis dışında kalmıştı. Wagenknecht ve partisi o dönemden beri oyların tekrar sayılmasını istiyor. AfD, BSW’nin bu konuda Federal Meclis’e yaptığı başvurunun görüşülmesi için ağırlığını koydu. Meclisin ilgili komisyonu bu görüşmeyi erteliyor, ancak eninde sonunda bu konuda bir karar almak durumunda. Karar ne olursa olsun, Almanya’yı yeni bir kriz bekliyor. Eğer komisyon oyların sayılması reddederse, BSW’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurma yolu açılacak. Kabul ederse ve Wagenknecht’in ileri sürdüğü gibi BSW’nin oyu yüzde 5’lik barajın üstüne çıkarsa, seçimlerin yenilenmesi gündeme gelecek.
Sonuç: Kapatılması, yasaklanması istenen AfD, her geçen gün yeni bir atakla tırmanışını sürdürüyor.


