Almanya’da zorunlu askerlik yolundaki engeller kalktı
Almanya’da koalisyon hükümeti uzun tartışmalar sonrası yeni askerlik yasası üzerinde uzlaştı. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetlere karşı kurulan ordu, 70 yıl sonra tekrar “Rus tehlikesi” gerekçesiyle “güçlendiriliyor”

Almanya önceki gün İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden 10 yıl sonra kurulan silahlı kuvvetlerinin yani “Bundeswehr”in 70’nci yıldönümünü törenlerle kutladı. Aynı akşam da koalisyon hükümetinin Hıristiyan ve sosyal demokrat kanatları arasında aylardır tartışılan “Askerlik Hizmeti Yasası” üzerinde uzlaşmaya varıldığı büyük bir başarı olarak kamuoyuna duyuruldu.
Almanya’nın “yaklaşan Rus saldırısı tehlikesi” nedeniyle büyük bir asker açığı olduğu ve bunun en kısa zamanda giderilmesi gerektiği gerekçesiyle 18-25 yaş aralığındaki gençleri (erkekleri) gerektiğinde zorunlu olarak silah altına almayı hedefleyen “Askerlik Hizmeti Yasası”nın 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi bekleniyor.
“Vatan hizmeti”ni gençler için “çekici” kılmayı hedefleyen ve ilk aşamada çeşitli Kuzey Avrupa ülkelerindekine benzer “gönüllülük” temelinde uygulanacak yeni yasayla 80 bin gencin askere alınması ve “Bundeswehr”deki asker sayısının 260 bin çıkarılması hedefleniyor. Oldukça yüksek aylık harçlık (en azından 2700 euro), otomobil ya da ağır araç ehliyeti vs. gibi teşvik unsurları içeren yasaya göre askerlik çağı gelen kadın-erkek tüm gençlere gönüllü askerlik yapmak isteyip, istemediğine dair yanıtlarını da içerecek yoklama formları gönderilecek. Erkeklerin bu formları yanıtlaması zorunlu olacak. Kadınlar için “zorunlu askerlik” hizmeti eskiden beri anayasal olarak yasak olduğu için onların yanıtlama zorunluğu yok. Gönüllü olarak askere gitmek genç kadın ve erkeklerin sayısı Savunma Bakanlığı’nın o dönem için koyduğu hedefe ulaşmazsa, yeni bir yasal düzenlemeyle açığı kapamak üzere zorunlu olarak askere alma süreci başlatılacak. Bu tabii ki askerlik çağındaki tüm erkeklerin silah altına alınması anlamına gelmiyor. Burada da Savunma Bakanlığı’nın önüne koyduğu asker sayısı esas alınacak ve gerekli kriterlere uygun gençler arasında kura çekilerek, asker açığı tamamlanacak.
Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde güçlenen (son zamanlarda zayıflıyor olsa da) “pasifizm kültürü”nün egemen olduğu Almanya’da açıklanan sayıda gencin gönüllü olarak askerlik yapmayı tercih etmesi çok zor. Ayrıca Savunma Bakanlığı’nın ülkenin karşı karşıya olduğu tehditler nedeniyle asker ihtiyacına ilişkin rakamları her dönem daha da artırması mümkün. Böylece kısa zamanda Dolayısıyla yasanın ilk bakışta ikinci plana ittiği “zorunlu askerlik” uygulamasına geçilmesi hiçbir engelle karşılaşmadan “zorunlu” olabilecek.
Hükümetteki partilerin uzlaştığı yasa tasarısına muhalefetteki partilerden farklı tepkiler var.
Ana muhalefetteki aşırı sağcı parti AfD (Almanya için Alternatif) başından beri (ancak hükümetin gerekçelerinden çok daha farklı nedenlerle) “zorunlu askerlik”ten yanaydı. Bu yasa tasarısını yetersiz buluyor ve bu yolla asker ihtiyacının karşılanmasının mümkün olmadığını savunuyor.
Yeşiller de yasaya anayasal eşitlik ilkesinin dikkate alınmaması ve hukuki belirsizlikler gibi gerekçelerle karşı çıkıyorlar. Alternatif olarak tüm genç kadın ve erkekleri kapsayan “zorunlu toplumsal hizmet” yılı öneriyorlar. Buna göre gençler askerlik ya da diğer sosyal hizmet alanlarından birini seçebilecekler. Ancak bir dönemlerin pasifist partisi Yeşiller’in bu önerisi bir anayasa değişikliği gerektirdiği için havada kalıyor.
Önceden beri “zorunlu askerlik” sistemine başından beri karşı olan, silahlı kuvvetlerin daha da büyümesi değil, küçültülmesi gerektiğini ve “savunma”ya ayrılan bütçelerin ülkenin eğitim, konut ve sosyal yardım alanlarına aktarılması gerektiğini savunan Sol Parti (Die Linke) ve ile kendisini artık “sol” olarak tanımlamaktan da imtina eden “BSW” partileri ise yeni yasa tasarısına karşı çıkmaya devam ediyor.
AVRUPA’NIN EN GÜÇLÜ ORDUSU!
Yeni yasa tasasıyla Federal Başbakan Merz’in “Bundeswehr”i Avrupa’daki “en güçlü konvansiyel ordu” haline getirme hedefine doğru önemli bir eşik aşılmış oldu.
Almanya’nın “doğudaki düşmana karşı” yeniden büyük ve güçlü bir orduya sahip olma yolundaki girişimleri, 70 yıl önce yeniden bir ordu kurmasına itiraz etmeyen Avrupa’daki müttefikleri tarafından da destekleniyor.
İkinci Dünya Savaşı’nda yenilen ve işgal edilen Almanya’nın savaşın bitiminden sonraki 10 yıl boyunca bir ordusu olmamıştı. Galip güçler önceleri insanlık tarihindeki en büyük iki savaşının başlamasında büyük rolü olan Alman militarizmine yeniden toparlanma şansı vermeme konusunda kararlı gibiydi. Almanya’nın bundan sonra “yeniden silahlanmaması gerekiyor” yaklaşımı kabul görüyordu. Batısı ABD ve müttefikleri, doğusu da savaşın ardından yeniden “düşman” ilan edilen Sovyetler Birliği’nin işgali altındaki ülkede “silahlı güç” olarak sadece iç güvenliği sağlamak üzere polis teşkilatlarına izin verilmişti.
Ancak ABD ve müttefiklerinin desteğiyle ortaya çıkan kapitalist FAC’nin (Federal Almanya Cumhuriyeti) kurucuları yeniden silahlanma konusunda kararlıydı. Ülkenin Rus tehdidi altında olduğunu ve olası bir saldırıya karşı silahlı savunma için hazır olmak gerektiğini ileri sürüyorlardı. Sosyalist ve kapitalist bloklar arasında savaşın ardından başlayan “soğuk savaş” derinleştikçe FAC’ın kendi silahlı kuvvetlerini kurması konusundaki itirazlar ortadan kalktı. Henüz resmen bir ordusu olmayan Almanya önce NATO’ya üye yapıldı (6 Mayıs 1955) ve ardından da “Bundeswehr” adı altında yeni Alman ordusu kuruldu (12 Kasım 1955).
FAC’ın Hitler’in ordusundan (Reichswehr) seçilen aralarında general, subay ve astsubayların olduğu 101 gönüllüyle çekirdiği atılan “Bundeswehr”e verilen görev ülkeyi ve içinde bulunduğu sistemi sosyalizme karşı (ya da Rusya’ya karşı) korumaktı.
Bu arada “soğuk savaş” daha da derinleşiyordu. Sovyetler Birliği işgali altındaki Alman topraklarında kurulan diğer Alman devleti DDR (Demokratik Alman Cumhuriyeti) de sosyalist blok içindeki ülkelerin kurduğu askeri ittifakın (Varşova Paktı – 1955) üyesi oldu ve “Ulusal Halk Ordusu”nu (NVA) adı altında kendi ordusunu kurdu (1956).
Böylece “tüm bloklardan bağımsız, tarafsız, birleşik ve demokratik Almanya” beklentileri (ya da ütopyası) boşa çıktı.
İnsanlık 90’lı yıllara kadar süren ve çok büyük zenginliklerin heba edilmesiyle finanse edilen silahlanma yarışına sokuldu.
Bu dönemde iki Almanya arasından geçen sınır, birbirine karşı hızla silahlanan, birkaç kez sıcak kapışmaların eşiğinden dönen kapitalist ve sosyalist bloklar arasındaki soğuk savaşın en riskli cephesini oluşturuyordu.
“Soğuk savaş”ın ardından DDR’in dağılıp, batıya bağlanmasından sonraki dönemde, NVA’dan bir miktar asker “Bundeswehr”e alındı. Ancak buradan eskisine göre daha güçlü bir Alman ordusu çıkmadı. Daha küçük ve hızlı bir profesyonel ordu hedefleniyordu.
Bu arada Alman ordusu’nun ülke dışında görevlendirilmesine dair anayasal engeller kaldırıldı. “Bundeswehr” Yugoslavya’daki ve Afganistan’daki savaşlarda NATO’nun bir parçası görev aldı ya da Birleşmiş Milletler’in dünyanın değişik yerlerindeki “barış gücü” operasyonlarına katıldı. Bu arada kadınların da muharip asker olmasının önündeki yasal engller kaldırıldı. Ardından erkeklere yönelik “zorunlu askerlik” sistemi askıya alındı. “Bundeswehr” giderek küçüldü, 2011’den bu yana yüzbinlerce genç askerlik yapmadan, yaşama atıldılar. İşlevsiz kalan birçok kışla kapatılıp, arazileri ülkenin en büyük ihtiyacı olan konut inşaatları için değerlendirilmeye başlandı.
Ancak Ukrayna savaşının ardından bu gidişe son verildi. Eski Başbakan Olaf Scholz, Almanya’nın dış ve güvenlik politikalarında artık yeni bir döneme geçildiğini duyurdu. Almanya’nın yeniden güçlü bir ordusu olmalıydı. Bir süre sonra göreve getirilen (ve şimdiki hükümette de aynı görevi sürdüren) sosyal demokrat Savunma Bakanı, yeni hedefi Almanya’nın “savaşçı hazır olma yetkinliğini kazanma” olarak tarif etti. (Bu kavramın neden olduğu negatif çağrışımlar yüzünden artık “savunma yetkinliği”ni tercih ediyor.)
Tıpkı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra olduğu gibi şimdi de yöneticiler ülkenin bir Rus saldırısı tehdidi altında olduğunu gerekçesiyle daha çok askeri, daha çok silahı olan bir “Bundeswehr”e acil ihtiyaç olduğunu savunuyorlar. Bunun için büyük bir bölümü “borç” olan yüzlerce milyar euroluk bütçelere karar veriliyor. Artık bütün bunları koordine edecek bir “Milli Güvenlik Konseyi” de var.
Kendisinden çok daha zayıf Ukrayna’yı bile 3,5 yıldır dize getiremeyen Rusya’nın önümüzdeki yıllarda diğer Avrupa ülkelerine de saldırmasının mümkün olmadığını, ABD olmasa bile NATO’nun şu anki haliyle Rusya’dan daha güçlü olduğunu hatırlatan barış yanlıları ise giderek daha da etkisiz hale geliyorlar.


