Almanya’nın ambargosu geç ve yetersiz ama gerekli
Almanya’da hükümet ülke içinden gelen baskılar karşısında İsrail’e yönelik destek politikasında küçük bir değişikliğe gitmek zorunda kaldı, Gazze’de kullanılabilecek silah ve askeri malzemelerin ihracatının askıya alındığını açıkladı. Bunun gerekçesi olarak İsrail hükümetinin Gazze’deki operasyonları yoğunlaştırma ve bölgenin başkenti sayılan Gazze şehrini de tamamen işgal etme ele geçirme kararı gösteriliyor. Ancak son haftalardaki gelişmeler, özellikle de yüzlerce tanınmış sanatçının kendisini bu konuda tavır almaya çağıran kampanyanın yankıları Başbakan Merz’i zorluyordu. Merz‘in bu kararının kısa vadede İsrail’in Gazze’deki saldırılarını etkilemesi tabii ki söz konusu değil. Ancak Almanya gibi sadık bir müttefikin son tahlilde sembolik düzeyde kalacak olsa da böyle bir adım atması İsrail’deki içinde açık faşist bakanların da yer aldığı aşırı sağcı hükümet açısından önemli bir sorun.
Almanya, ABD’den sonra İsrail’e en çok silah ve askeri malzeme ihraç eden ülke. Hamas’ın 7 Ekim saldırısından bu yana Alman hükümeti İsrail’e toplam 485 milyon euroluk askeri malzeme ihracatını onaylamış. Uzmanlar İsrail ordusunun kullandığı her üç konvansiyonel silahtan birinin Almanya kaynaklı olduğunu bildiriyor. Söz konusu ihracatın ne kadarının Gazze’deki saldırılarda, ne kadarının başka yerlerde kullanıldığı belli değil tabii ki. Ve “İsrail’in varlığını ve güvenliğini kendi dış politikasının temel ilkesi“ olarak kabul eden ve bunu her fırsatta tekrarlayan Alman hükümetinin İsrail’in “kendi savunması“ için ihtiyaç duyduğu silah, mühimmat ve diğer malzemelerin ihracatını durdurması söz konusu olamaz. Dolayısıyla sembolik olarak ciddi bir mesaj içeren ambargo kararının, pratikte nasıl uygulanacağı konusu belirsiz.
Ancak daha önce İsrail’in uluslararası hukuku çiğneyen saldırılarını “bizim için kirli işleri üstleniyor!“ diyerek savunan Merz’in kararı, bu konudaki tartışmaları daha da alevlendirdi.
İKTİDARDA ÇATLAK
Muhalefet partilerinden Yeşiller ve “die Linke“ (Sol Parti) ile hükümetin sosyal demokrat kanadı Başbakan Merz’in ambargo açıklamasını gerekli, ancak yetersiz buluyor. Söz konusu ambargonun sadece Gazze’yle sınırlandırılmaması, tüm silah ihracatını kapsaması çağrıları devam ediyor. Sosyal demokratların dış politika sözcüleri, Almanya’nın en azından Avrupa Birliği Komisyonu’nun İsrail’le Ortaklık Anlaşması’nın kısmen ya da tamamen askıya alınması konusundaki girişimlerine destek vermesini istiyor.
Öte yandan Merz’in kendi partisi CDU ve küçük ortağı CSU, ambargo kararını karşı çıkıyorlar. İsrail hükümeti ve Almanya’daki Yahudi örgütlerinin ambargoyla ilgili eleştirilerinde olduğu gibi onlar da bu kararı Hamas propagandasının başarısı olarak yorumluyorlar. Kendi tabanından gelen ağır eleştiriler üzerine konuya açıklık getirmeye çalışan Merz, hükümetin İsrail politikasında bir değişiklik olmadığını tekrarlamak zorunda kaldı. Ambargo kararını almasında kamuoyundan gelen baskının etkili olduğu iddialarına karşı çıkan Başbakan bu arada ilginç bir cümle sarf ediyor: “Şu anda yalnızca askeri yollarla çözülmeye çalışılan bir çatışmaya silah sağlayamayız. Diplomatik olarak yardımcı olmak istiyoruz ve bunu da yapıyoruz."
TEMEL İLKEYE DÖNÜŞ
Merz böylece geçmişte Almanya’nın dış politikasının önemli bir ilke olarak savunulan, zaman zaman da etkili olan bir temel ilkeye işaret ediyor. Bu ilke Almanya’nın savaş, iç savaş ya da benzeri çatışmalar yaşanan durumlarda, bu çatışmaların taraflarına silah ihracatını yasaklıyor. Tabii bu ilkeye her zaman riayet edilmiyordu. Ancak Almanya, geçmişte Türkiye’ye bile bu gerekçeyle kısmi ambargolar uygulamıştı. Ukrayna savaşı başladığında da Ukrayna’ya silah ihracatı ve yardımı talepleri gündeme geldiğinde, hükümette olan partiler koalisyonun sosyal demokrat kanadından gelen itirazlar da bu ilkeye dayanıyordu. Ancak kısa zamanda gündemden kalktı. İsrail’in Gazze işgali başladığında ise neredeyse hiç gündeme gelmedi.
Kendisi reddetse de özellikle kamuoyundan gelen tepkiler sonunda bu kararı almak zorunda kalan Merz’in Gazze’yi tamamen yaşanmaz hale getirip, oradaki insanları başka ülkelere sürmeyi hedefleyen, bu arada on binlerce insanı öldürüp, yüzbinlerce insanı açlığa mahkûm eden İsrail’e, “Bu sorun askeri yolla çözülmez!“ mesajı göndermesi geç de olsa, yetersiz de olsa barış hareketinin bir kazanımı olarak görülebilir.
80 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atarak “savaşın uzamasını ve daha fazla insanın ölmesini önlediği“ propagandasıyla tarih yazan emperyalist güçlerin insanlığa dayattığı silahlanma yarışı büyük bir hızla sürerken küçük de olsa böyle kazanımlar önemli ve gerekli.


