Google Play Store
App Store
Attila Aşut

Attila Aşut

yazievi@yahoo.com

Basınımızın eğilmeyen çınarlarından Altan Öymen’i de 93 yaşında yitirdik. Kendisiyle çalışma onuruna erişmedim. Ama çalışma arkadaşlarından onunla ilgili çok şey dinledim. Birkaç kez de Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin etkinliklerinde söyleşilerini izledim. Özellikle 29 Nisan 2010 tarihinde Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki “Söz Ustalarda” söyleşisinde söyledikleri çok ilginçti. Çünkü bizim tanıdığımız Altan Öymen’den hayli değişik bir siyasal figür portresi çiziyordu kendisiyle ilgili olarak:

“Ben gençliğimde komünistliğe iyice meyletmiştim... Ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olmak suretiyle de herhalde sol fikirler bu partinin içinde yeşerebilir hevesine kapıldım. Biraz çocukça şeyler ama Cumhuriyet Halk Partisi’ni komünist yapmak gibi bir merakım da vardı. Komünistliği olmasa da solculuğu Halk Partisi içinde geliştirmek hedefini kendi kendime koydum. O yolda ilerledi mi ilerlemedi mi Türkiye?”

Altan Abi, gençlik yıllarındaki “komünizm hevesi”ni belki fazla sürdürmedi ama eşitlikçi bir toplum ülküsünden de hiç vazgeçmedi ve sol değerlere bağlı bir Cumhuriyet aydını olarak yaşadı…

∗∗∗

Trabzonlu Öymen ailesi kökten CHP'liydi. Altan Öymen’in babası Hıfzırrahman Raşit Öymen, iki dönem Bolu’dan milletvekili seçilmişti. Ben Hıfzırrrahman Raşit Bey’i Altan Öymen’den çok önce, 50'li yılların sonunda, partisinin il kongresi için İsmet Paşa ile Trabzon’a geldiğinde tanıdım. Trabzon o yıllarda CHP’nin güçlü illerinden biriydi. Hıfzırrahman Bey’le çiçeği burnunda bir gazeteci olarak tanışıp söyleşmiştik. Hoşsohbet bir insandı. Hiç unutmadım, CHP’yi dinsizlikle suçlayanlara, biraz da gülümseyerek şöyle yanıt verdiğini söylemişti: “Bakın, benim adım Hıfzırrahman. Merhametli koruyucu demek. Raşit ise hidayete ermiş, olgun ve bilge kişidir. Bu adı taşıyan biri dinsiz olur mu?”

Raşit Bey, yetkin bir eğitimciydi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın neredeyse her kademesinde çalışmış, bu arada "Eğitim Hareketleri" adlı dergiyi de 25 yıl aralıksız çıkarmıştı.

İlginçtir ki Örsan Öymen’i de Altan Öymen’den önce tanıdım. Örsan, yanlış anımsamıyorsam o sıralar TRT’de ya da Milliyet gazetesinde muhabirdi. Seçim dönemi olmalı. Aziz Nesin’in Akşam gazetesi adına Trabzon’a geldiği sırada Örsan Öymen de nabız yoklamak için Trabzon'daydı. Sonra köşeyazarı oldu. Altan Öymen’in dengeli, ağırbaşlı üslubuna karşı Örsan’ın çok kıvrak ve renkli bir kalemi vardı. Milliyet’teki esprili "Politika Kazanı" yazılarına bayılırdım. Ne yazık ki çok genç yaşta yitirdik onu. Yaşasaydı, kuşku yok ki basın dünyasının en parlak yıldızlarından biri olurdu…

∗∗∗

Altan Öymen’le ilk karşılaşmamız, 1969 yılında TİP Genel Merkezi’nde oldu. O dönemde TİP’in hem Merkez Yürütme Kurulu Üyesi hem Basın Bürosu Sekreteriydim. Genel Başkanımız Mehmet Ali Aybar’la görüşmek isteyen gazetecilerin randevularını ben ayarlıyordum. Altan Öymen, o sıralar Doğan Avcıoğlu’nun Yön dergisinden sonra çıkarmaya başladığı haftalık Devrim gazetesinde röportajlar yapıyordu. Aybar'la gazete adına görüşmek istediğini söyleyince biraz duraksamıştık. Çünkü Devrim gazetesinin yayın çizgisi TİP’le pek barışık değildi. TİP, işçi sınıfının öncülüğünde bir sosyalist devrimi savunuyordu. Devrim gazetesi ise Yön çizgisinin devamı olarak “asker-sivil aydın” kadrolarla yukarıdan gerçekleştirilecek “Milli Demokratik Devrim” yanlısıydı. Geçmişte de Yön dergisi Türk-İş öncülüğünde kurulmak istenen Çalışanlar Partisi’ni desteklediği için TİP yönetiminin tepkisini çekmişti. O nedenle parti olarak Avcıoğlu çevresine biraz uzak duruyorduk. Ama randevu konusunu Genel Başkan’la değerlendirdikten sonra Altan Öymen'e olumlu yanıt vermiştik. Görüşme sırasında basın sorumlusu olarak ben de hazır bulundum. O görüşme Devim gazetesinde yayımlandı…

(Burada bir ayraç açarak belirtmem gerekiyor: Altan Öymen’in ardından çok şey yazıldı. Ne bu yazılarda ne de bakabildiğim özgeçmiş notlarında, Altan Öymen’in çalıştığı yayın organları arasında Devrim gazetesinin adı geçmiyordu. Gazetecilik mesleğine bu gazetede başlayan Hasan Cemal ise t24’teki 22 Aralık 2020 tarihli eski bir yazısında, Altan Öymen’in Devrim’de çalışmadığını ancak gazeteye dışarıdan röportajlar yaptığını belirtmişti…)

∗∗∗

TİP, “bölücülük yaptığı” gerekçesiyle 12 Mart darbesinde kapatıldı. Ben yurtdışına çıktım. Aradan yıllar geçti. Sonra 12 Eylül darbesi ve hapislik dönemi… Bütün bu kesintiler nedeniyle Altan Abi ile yakın bir dostluk kuramadık. Ama onun sürekli okuru ve izleyicisi oldum. Zaten 75 yıldır basın dünyasının içinde ve göz önündeydi. Yazıları ve kitaplarıyla yakın tarihimize kendi yaşamı üzerinden tanıklık ediyordu. Aşağı yukarı aynı kuşaktan sayılırdık. O yüzden yazdıkları benim kişisel tanıklıklarımla da çok örtüşüyordu.

Altan Öymen, CHP'nin dibe vurup baraj altında kaldığı 1999 yılında biraz da zoraki olarak Genel Başkanlık görevini üstlendi. Bir bakıma "enkaz devralmıştı". Ama onun asıl işi gazetecilikti. Kısa süre sonra mesleğine geri döndü ve ölünceye dek kalemini elinden bırakmadı.

Altan Abi; nezaketi, inceliği, sakin ve dürüst kişiliği, ilkeli gazeteciliği ile basın tarihimizde derin izler bıraktı. Ne mutlu ona ki hep iyilikle, güzellikle anılacak…