AMA Cumhuriyeti!
AMA Cumhuriyeti’nin insanlarıyız biz. 12 Eylül’den sonra ‘Her şeyi düşünmek mümkün AMA söylememek koşuluyla’ dendi bize...
‘AMA Cumhuriyeti’nin insanlarıyız biz. 12 Eylül’den sonra ‘Her şeyi düşünmek mümkün AMA söylememek koşuluyla’ dendi bize. ‘Özgürce yaşayabilirsiniz AMA uygun yurttaş olduğunuz koşulda.’ diye de eklendi. Eğer yazmazsanız, söylemezseniz ve dilediğiniz gibi yaşamak için dayatmazsanız bu ülkede her şey serbest! Kısaca kendiniz olmamanız durumunda sorun yok!
Bakın karmakarışık gündemin içinde kaybolurken ve daha da önemlisi salt büyük meselelerle ilgilenirken, giderek palazlanan nefret dilini, toplumsal öfkeyi ve çatışma için uygun zemini kaçırıyoruz.
Antalya’da gün ortasında iki travesti çarşıya çıkıyor. Herkese açık bir alanda, gereksinimlerini karşılamak için. Laf atmalar başlıyor önce, ardından ‘buradan geçemezsin’ türünde saldırgan ifadeler… Doğal olarak bu saldırganlığa yanıt veriyor ikisi de. Ardından kıyamet kopuyor ve tüm çarşının değilse de, büyükçe bir kitlenin erkekliği(!) tutuyor, linç etmek için vuruyorlar iki travestiye. Niçin? Suçları ne?
Çarşı herkesin çarşısı değil mi, bu iki insan da bu ülkenin yurttaşı değil mi? Onlarda giyinmek, yemek, içmek, gezmek, eğlenmek hakkına sahip değiller mi? Hemen AMA çıkıyor karşımıza. Bizim gibi delikanlı milletin evlatları bu türden seçimlere izin vermez. Fahişe olarak çalışırken onların peşinden ayrılmaz, türlü fantezilerine bu insanlarla yaşar AMA onlar görünür olunca iş değişir. (Tamam büyük genelleme yaptım biliyorum AMA dikkat çekici olsun diye!) Neden? AMA var… Her haltı yap AMA açık etme! Travesti olabilirsin AMA yeraltında olmak ve fahişelik yapmak koşuluyla. Travesti olursun AMA yurttaş olamazsın!
Kan içindeki görüntüyü ekranda izleyince içim sızladı. Onlarca kişinin iki kişiye saldırması hangi erkeğin(!) kitabında yazıyor? Bigünah insanları salt bizim gibi görünmedikleri için linç etmek hangi insanlığa sığar? Biliyoruz ki bu olay sıradan bir adliye vakasına dönecek. Altındaki saldırganlık itkisi, toplumsal şizofreni hali yine sorgulanmayacak. Karşındakini tanımadan, anlamadan yok etme arzusu yine galip gelecek.
Birkaç gün önce aynı nefret güdüsünün Sivas’ta neler yaptığını gördük. Sivas’ta canlara kıyan vahşi kalabalık ve onları daha üç yaşında bebelerine izlettiren insan müsveddeleri hangi gerekçeyle kendinden geçmiş saldırdıysa; dostlarını, akrabalarını, canlarını anmaya gelenlere biber gazı sıkanlar arasında hiç fark yoktur. Onlara emir verende, göz yumanda, izleyende, gazı sıkanda aynıdır. Farkında olarak ya da olmaksızın nefretin insanlarıdır.
Diri diri insanların yakılması suç olmaz da onları anmaya gelmek olur. Neden? İnsanların duygularına, gelenek ve göreneklerine dokunan bir dil kullanılıyormuş. Toplum gerginleşiyormuş. Anmaya gel gözyaşı dök AMA isyan etme! Zeynep Altıok soruyor; “Sizin hiç babanız yakılarak öldürüldü mü?” diye. Yas tutabilirsin sevgili Zeynep AMA hesap soramazsın.
Aynı günlerde bir şehit cenazesi geldi yine. Bir ocak söndü. Henüz bir aylık bir on başı can verdi. Eşi ağlıyor, anne ağlıyor… üst düzey bir rütbeli konuşuyor; “Evladınızın kanı yerde kalmayacak!” Yalan… Kalacak, kalıyor. Üzülebilirsin AMA gerçeği haykıramazsın. Kan yerde kalmayınca ne olacak? Gidip sen de birileri öldüreceksin. Sonra? O da gelip seni bir daha öldürecek. Bu bir kan davası diyeceğin geliyor AMA diyemezsin… dememelisin.
AMA cumhuriyetinden manzaralar bitmez.
“Bir travesti linç edildi. Vatan sağolsun” diyesim geliyor AMA …
Varın siz düşünün ötesini!
Bakın karmakarışık gündemin içinde kaybolurken ve daha da önemlisi salt büyük meselelerle ilgilenirken, giderek palazlanan nefret dilini, toplumsal öfkeyi ve çatışma için uygun zemini kaçırıyoruz.
Antalya’da gün ortasında iki travesti çarşıya çıkıyor. Herkese açık bir alanda, gereksinimlerini karşılamak için. Laf atmalar başlıyor önce, ardından ‘buradan geçemezsin’ türünde saldırgan ifadeler… Doğal olarak bu saldırganlığa yanıt veriyor ikisi de. Ardından kıyamet kopuyor ve tüm çarşının değilse de, büyükçe bir kitlenin erkekliği(!) tutuyor, linç etmek için vuruyorlar iki travestiye. Niçin? Suçları ne?
Çarşı herkesin çarşısı değil mi, bu iki insan da bu ülkenin yurttaşı değil mi? Onlarda giyinmek, yemek, içmek, gezmek, eğlenmek hakkına sahip değiller mi? Hemen AMA çıkıyor karşımıza. Bizim gibi delikanlı milletin evlatları bu türden seçimlere izin vermez. Fahişe olarak çalışırken onların peşinden ayrılmaz, türlü fantezilerine bu insanlarla yaşar AMA onlar görünür olunca iş değişir. (Tamam büyük genelleme yaptım biliyorum AMA dikkat çekici olsun diye!) Neden? AMA var… Her haltı yap AMA açık etme! Travesti olabilirsin AMA yeraltında olmak ve fahişelik yapmak koşuluyla. Travesti olursun AMA yurttaş olamazsın!
Kan içindeki görüntüyü ekranda izleyince içim sızladı. Onlarca kişinin iki kişiye saldırması hangi erkeğin(!) kitabında yazıyor? Bigünah insanları salt bizim gibi görünmedikleri için linç etmek hangi insanlığa sığar? Biliyoruz ki bu olay sıradan bir adliye vakasına dönecek. Altındaki saldırganlık itkisi, toplumsal şizofreni hali yine sorgulanmayacak. Karşındakini tanımadan, anlamadan yok etme arzusu yine galip gelecek.
Birkaç gün önce aynı nefret güdüsünün Sivas’ta neler yaptığını gördük. Sivas’ta canlara kıyan vahşi kalabalık ve onları daha üç yaşında bebelerine izlettiren insan müsveddeleri hangi gerekçeyle kendinden geçmiş saldırdıysa; dostlarını, akrabalarını, canlarını anmaya gelenlere biber gazı sıkanlar arasında hiç fark yoktur. Onlara emir verende, göz yumanda, izleyende, gazı sıkanda aynıdır. Farkında olarak ya da olmaksızın nefretin insanlarıdır.
Diri diri insanların yakılması suç olmaz da onları anmaya gelmek olur. Neden? İnsanların duygularına, gelenek ve göreneklerine dokunan bir dil kullanılıyormuş. Toplum gerginleşiyormuş. Anmaya gel gözyaşı dök AMA isyan etme! Zeynep Altıok soruyor; “Sizin hiç babanız yakılarak öldürüldü mü?” diye. Yas tutabilirsin sevgili Zeynep AMA hesap soramazsın.
Aynı günlerde bir şehit cenazesi geldi yine. Bir ocak söndü. Henüz bir aylık bir on başı can verdi. Eşi ağlıyor, anne ağlıyor… üst düzey bir rütbeli konuşuyor; “Evladınızın kanı yerde kalmayacak!” Yalan… Kalacak, kalıyor. Üzülebilirsin AMA gerçeği haykıramazsın. Kan yerde kalmayınca ne olacak? Gidip sen de birileri öldüreceksin. Sonra? O da gelip seni bir daha öldürecek. Bu bir kan davası diyeceğin geliyor AMA diyemezsin… dememelisin.
AMA cumhuriyetinden manzaralar bitmez.
“Bir travesti linç edildi. Vatan sağolsun” diyesim geliyor AMA …
Varın siz düşünün ötesini!


