Asırlık birikimler 23 yıldır ipotek altında
1986–2003 arasında yalnızca 7,8 milyar dolar gelir getiren özelleştirmeler, AKP döneminde sekiz katına çıktı. Cumhuriyet’in kamusal birikimi birer birer tasfiye edilirken halk desteği olmadan yürütülen satışlar her seferinde toplumsal direnişlerle karşılandı

Ekonomi Servisi
Cumhuriyet’in birikimleri, son yirmi yılda tarihin en kapsamlı satış dalgasıyla elden çıkarıldı. Devletin öncülüğünde kurulan fabrikalar, enerji tesisleri, limanlar, madenler ve stratejik kurumlar birer birer “piyasa”ya devredildi. 12 Eylül'le 'güvence'ye alınan, 80’lerde Turgut Özal’la başlayan özelleştirme çalışmaları, AKP iktidarıyla birlikte benzeri görülmemiş bir hız kazandı. Artık yalnızca üretim araçları değil, yurttaşın ortak geçmişi, emeği ve geleceği de satış listesine girdi. “Kamu yararı” söylemi yerini bütçe açığını kapatma bahanesiyle yapılan varlık satışlarına bırakırken toplumsal direnişlerin simgesi haline gelen TEKEL ve SEKA gibi örnekler, özelleştirme sürecinin Türkiye’de yarattığı tahribatın hafızasında yerini aldı.
Özelleştirme gelirleri, varlık satışlarının başladığı 1986'dan 2003 yılına gelene kadar 7 milyar 812 milyon dolar tutarındaydı. AKP iktidarı ile şahlanan özelleştirmeden 2003'ün başından 2024'ün sonuna kadar 63 milyar 381 milyon dolar gelir elde edildi. I. Özal hükümetiyle başlayan ve AKP'nin Kasım 2002'de iktidara gelişine kadar devam eden 17 yılda 8 milyar doları görmeyen özelleştirmeler 22 yılda 63 milyarı aştı. ANAP ve koalisyon hükümetlerinin elde ettiği özelleştirme gelirlerinin 8 katından daha fazlası bu dönemdeki satışlardan geldi. Altın çağını yaşayan özelleştirmelerin yüzde 89'u aşkın kısmı bu yıllarda gerçekleşti.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, 2024'te 69 ihale gerçekleştirdi. Cumhuriyet'in 100'üncü yılına denk gelen 2023'ten yüzde 35 daha fazla ihale bu yılda yapıldı. Her yıl daha fazla hizmet ve kuruluş "özelleştirme programı"na alınıyor.
TEK DESTEKLERİ REJİM
Aslında, Başkanlığın faaliyet raporlarında, yurttaşların özelleştirmelere karşı tutumunun farkında oldukları gözlemi dahi yer aldı. Performans değerlendirmelerinin bulunduğu raporda "Zayıflıklar" başlığının altında, "Siyasi otoritenin daha fazla desteği olmazsa daha çok sorun çıkabilir, çünkü özelleştirmelere toplumsal hiçbir destek yok" tespiti yer aldı. İdare de yurttaşı özelleştirmelere ikna edemeyeceğini, varlık satışlarının yurttaşları ayağa kaldıracağını bildiğinden, tek adamdan yardım istedi. Başkanlığın da tespit ettiği gibi kamu varlıklarının elden çıkarılmasına, şirketlere haraç mezat peşkeş çekilmesine ve yandaşlara sermaye yapılmasına toplumun geniş kesimleri karşı. Geçen yıl özelleştirilmesi için harekete geçilen ve o zaman EÜAŞ bünyesinde bulunan Çayırhan Termik Santralı ile bağlı ocakların kamuda kalması için yüzlerce maden işçisi direniş başlatmıştı. Varlığın kâr ettiğini, kamu zararı yaratmadığını ve emeklerinin güvencesi olduğunu söyleyen maden işçileri, emek dostlarının da desteği ile yeraltı ve üstünde nöbet ve yürüyüş eylemleriyle ihalelerin ertelenmesini durdurmuştu. Ancak özelleştirmede sınır tanımama politikası ile AKP, ertelenen ihaleyi yine de gerçekleştirdi.
İdare, "Halk desteği yok" dese de rejim, birikimleri bozdurmakta kararlı. İktidara geldiği ilk yıllarda, seleflerini aratacak varlık satışlarının uygulayıcısı olacağını gösteren AKP için süreç tek adamın imzası ile 'taçlandı'.
2003'te, ilk yılında Sümer Holding, SEKA, EÜAŞ, THY, TEKEL, Karadeniz Bakır'da 13 milyon 619 bin 581 dolarlık taşınmaz veya hisse satışı gerçekleştirildi. Takip eden yıllarda da durum değişmedi. En önemli şirketler elden çıkarıldı. Fabrikalar, limanlar, ulaşım, madenler, enerji üretim tesisleri birer birer özelleştirdi. Türkiye Deniz İşletmeleri'ne ait limanlar, Galataport gibi kent suçlarıyla, Kalamış Yat Limanı gibi haraç mezat satışlarla bitirildi. Kalan limanların özelleştirme çalışmaları ise sürüyor.
SATMAKLA BİTMEDİ
Özelleştirmelerin en çok etkilediği şirketler grubundan olan Sümer Holding, on yıllardır satılmakla dahi bitirilemedi. Sümer Holding'in özelleştirme kapsamına alındığı tarihten, 2024 yılı sonuna kadar 16 bağlı ortaklığı ve şirketi, 47 işletmesi, 47 iştirak hissesi, 2 markası, 3 tesisi, 6 yarım kalmış tesisi, 309 mağazası, 254 binası ile birlikte taşınmazı ve iştirakler ile şirketlerin sahibi olduğu toplam 4 bin 800 adet arsası özelleştirildi. 1933'te kurulan ilk şirketinden itibaren tüm varlıklarına göz dikilen, bankadan basma tekstil fabrikalarına; pamuklu, kendir kumaş üretimine, seramik ve porselen üretilen tesislerine kadar birer birer elden çıkarılan şirketler grubu en çok, uygun ve kaliteli dokuma mamulleri ile anılıyordu. Geçen Temmuz ayında dahi taşınmazları satılan Holding'in kamuya ait taşınmazları ise hâlâ bitirilemedi. Varlıkların özelleştirilmesi ile, kalan maden sahalarının satışı ile sonlandırılmak isteniyor. Sümer Holding'in içinden Sarar Holding, Garipoğlu Şirketler Grubu gibi holdinglere satış yapıldı.
SEKA'DAN TEKEL'E DİRENİŞ
Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları A.Ş (SEKA), özelleştirmenin direnişle karşılaştığı bir diğer şirket oldu. 2005 yılının başında SEKA'nın özelleştirilme kararı ile İzmit işletmesinde başlayan işyeri işgali daha sonra Balıkesir, Çaycuma, Dalaman, Giresun ve Silifke işletmelerine de sıçradı. 1936'da kurulan bu şirkette Özal'ın yapamadığını AKP yaptı, kağıt üretimini bitirdi. Bugünü de etkileyen kağıt krizi, bu özelleştirme ile başladı. Balıkesir fabrikasının hukuksuz biçimde Albayraklar'a devredilmesiyle hatırlanan SEKA'dan geriye bugün hiçbir şey kalmadı.
Rejimin de iyi bildiği gibi varlıkları kendi birikimi olan yurttaşlar özelleştirmelere hiçbir zaman rıza göstermedi. Binlerce emekçinin bünyesinde güvenceli çalıştığı TEKEL'i özelleştirme kararı da ülke tarihine geçen bir direnişin tetikleyicisi oldu. AKP'nin ilk icraatlarından olan özelleştirme çalışmaları 2004'te başladı, 2008'de TEKEL'in satışı tüm yurttan işçileri 1980 sonrası en büyük eylemde birleştirdi. Yozgat Bira Fabrikası gibi içki üretimi yapılan tesisler de bu dönemde kapatıldı, elden çıkarıldı. İçki üretimi kısmını satın alan ABD'li şirket, 3 katı kârla burayı Teksas Pacific Group'a sattı. Uluslararası tütün şirketlerine de en kârlı şirketler adeta hediye edildi. TEKEL, Osmanlı'nın son döneminde bu devletin dış borçlarına karşılık kurulan Reji İdaresi'nin, Cumhuriyet'le birlikte kamunun varlığı haline getirilmesi ile kurulmuştu. Cumhuriyet'in bu simge şirketi, 1 milyar 720 milyon dolara Londra merkezli British American Tobacco'ya satıldı. TEKEL işçileri özelleştirmeye karşı Ankara'da 78 gün süren tarihi bir direniş gerçekleştirdi. Burada çalışan 10 bin işçiden 8 bini işten çıkarıldı. Sigara fabrikalarının özelleştirildiği yıl 194 bin olan tütün çiftçisi sayısı, 2009'da 80 bine geriledi. Tüm bu işletmelerin sağladığı kreşler, lojmanlar, spor kulüpleri, konaklama ve tatil tesisleri birer birer yok edildi. Kamu şirketlerinde çalışanların koşulları törpülendi, hakları unutturulmak istendi.
Cumhuriyet'in birikimi olan, kamunun, emeğin güvencesinin, halkın mülkiyetinin yok edilmesi, AKP'nin "ekonomide şahlanış" masallarının altında yatan gerçek oldu. Harcamalarda sonuna dek açık muslukların yarattığı gedik bu satışlarla da kapanmadı. Başkanlığın 2026 bütçe teklifinde, kamu mallarının satışında yeni bir dönemin başlayacağı ortaya çıktı. Vitesi devamlı artıran idare, gelecek yıl 165 ihale ile 70 milyar dolarlık varlık satışı hedefledi.


