Google Play Store
App Store

ABD’nin Venezuela’ya saldırı tehditleri artarken, Latin Amerika ve Karayipler’de askeri müdahalelerinin en kötü şöhretli olanlarına yeniden bakıyoruz. ABD, arka bahçesi olarak gördüğü bölgeye en büyük askeri istikrarsızlığı getiren ülke ve bunu ne olursa olsun sürdürmeye kararlı.

Askeri müdahalelerin karanlık tarihi
Fotoğraf: DepoPhotos

Pablo MERIGUET 

Donald Trump’ın ABD yönetimi Karayip Denizinde iki aydır uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele bahanesi ile yasa dışı saldırılar düzenliyor. Bu saldırılarda Venezuela, Kolombiya ve Trinidad Tobago’dan 70’ten fazla insan hayatını kaybederken, Karayiplerde savaş gemileri, savaş uçakları ve binlerce Amerikalı askerden oluşan görülmemiş bir askeri tahkimat yapıldı.

Amerikan senatörü Lindsay Graham konuya dair X’te “Venezuela’da ne olduğunu merak edenler, Başkan Trump’ın Venezuela’nın narko-terörist devletinin Amerikalıları uyuşturucuyla zehirleyişini durdurabilme konusunda son derece ciddi olduğunu anlamalılar. Başkan Trump ayrıca Maduro’nun gayri meşru bir lider olduğunu ve günlerinin sayılı olduğunu düşünüyor” dedi.

Graham askerileşmenin bir tehditten çok daha fazla olduğunu öne sünerken, ABD somut askeri müdahalede bulunma arayışında. Trump’ın Venezuela’ya karşı hamlelerini 1989’da ABD’nin Panama’yı işgal ederek Amerikan destekçisi eski başkanları Manuel Noriega’yı kaçırmalarını hatırlatıyor. Amerikan senatörü yaşananları güzel hatırlıyor; “Bush 41 Panamalı lider Noriega’yı benzer şartlar altında almıştı. Arka bahçemizde Venezuela, Kolombiya ve Küba’yı da kapsayan bir uyuşturucu halifeliği var. Başkan Trump’ın bu terör rejimini sonlandırma kararlığlığından ötürü çok mutluyum. Maduro ne kadar erken giderse Venezuela ve ABD halkı için o kadar iyi olacak.”

Kendi adına, Venezuela halkı ve Maduro dahil olmak üzere yetkilileri, hükümetin iddia edilen uyuşturucu kartelinin parçası olduğu suçlamalarının iktidarı devirmek ve yerine Washington’un çıkarlarına hizmet eden bir lider getirebilmek için bahane olduğunda ısrarcı.

Gerçek şu ki Venezuelalı liderin iddialarının tarihsel kanıtları var. 19. Yüzyıl ortalarından beri ABD’nin Latin Amerika ve Karayip ülkelerine ekonomik ve jeopolitik çıkarlarını korumak için doğrudan ya da dolaylı biçimde müdahale etme geleneğine sahip, ABD ordusu eliyle binlerce Latin Amerikalının ölümüne sebep olsa bile.

MEKSİKA

Meksika bundan en fazla çekmiş olan ülkelerden biri. Meksika-ABD savaşı (1846-1848) sebebiyle Meksika topraklarının %55’ini kaybederken Washington küresel bir ekonomik güç olabilmesini sağlayan stratejik anlamda zengin bir bölgeye hakim oldu; iki okyanusa ulaşım sağlayarak Meksika’nın sahip olduğu batı topraklarını fethetti. Bu genişleme savaşında yaklaşık 25 bin Meksikalı hayatını kaybetti. Onlarca yılın ardından Meksika bu kez 1914’te Veracuz işgaline katlanmak zorunda kaldı, 300 Meksikalı asker, öğrenci ve sivil ABD ordusu eliyle hayatını kaybetti.

NİKARAGUA VE HONDURAS

Şüphesiz ki ABD tarafından en çok saldırıya uğrayan ülkeler Meksika Körfezi ülkeleriydi. Nikaragua’da devamlı işgaller yaşanmış olması (1853, 1854, 1909, 1912-1933) binlerce sivilin katledilmesi ve Washington’un kıta tarihinin en vahşi liderlerinden Somoza ailesinin diktatörlüğünü dayatması sürpriz değil. Honduras da keza ABD işgallerini birçok kez tecrübe etmek zorunda kaldı: 1903, 1907, 1911, 1912, 1919 ve 1924’te muz şirketlerinin çıkarlarını koruyabilmek için sivil halkın hedef alındığı karanlık bir tarih yaratıldı.

PANAMA

Panama AND askerlerinin birçok kez iniş yaptığı bir diğer ülke. 1903 ve 1914 arasında ABD ordusu bugün Trump hükümetinin de önemsediği Panama Kanalının inşası ve kontrolü için tekrar tekrar müdahalede bulundu. Bu müdahalelerin yanı sıra 1989’da Amerikan askerleri, vahşi bir diktatör olan ve sonradan ABD ile ilişkileri kötüleşen CIA bağlantılı Noriega’yı devirmek için operasyon düzenlediler. ABD işgali 3 binden fazla Panamalının ölümüne sebep oldu

KÜBA

Karayip ülkeleri de ABD’nin özel ilgisine dahildi. 1898 ve 1902 arasında Küba (ve Porto Riko) ABD’nin İspanya’ya karşı savaşının parçası olarak işgal edildi. Ardından ülkede iki ayrı dönemde 8 yıllığına müdahalede bulunuldu (1906-1909 ve 1917-1922), sonrasında ise 1961’de Fidel Castro’nun o dönem yeni kurulan devrimci hükümetini devirmek için Domuzlar Körfezi işgali finanse edildi. Bugün dahi Washington Havana’ya yönelik ekonomik ve ticari ambargo dahil olmak üzere ağır müdahalelerde bulunuyor, daha birkaç gün önce uluslararası toplum tarafından bu sebeple kınandılar.

HAİTİ

Haiti de benzer şekilde köleleştirilmiş bir halkken nihai özgürlüğünü kazanmış ve ABD tarafından farklı dönemlerde işgal edilmişti: 1915-1934, 1994-1995 ve 2004. Şu anda ABD’yi kontrol edebilmek için uluslararası bir polis gücü finanse ediyor ancak çeteler arası şiddetin büyümesini henüz engelleyebilmiş değil.

DOMİNİK CUMHURİYETİ

Amerikan gemileri Haiti’nin sınırlarına da inmişlerdi: Dominik cumhuriyeti iki kez işgal edildi. 1916-1924 arasında ve 1965’te ABD müdahalelerinin doğrudan sonucu olarak 4 bin Dominikli hayatını kaybetti ve çok daha fazlası Washington’un desteklediği Trujillo diktatörlüğü döneminde öldürüldü. Grenada 1983’te “Kuzey Ordusunun” işgaline katlanan bir diğer ülkeydi, yaklaşık 100 Grenadalı ve Kübalı öldürüldü.

GÜNEY AMERİKA

Güney Amerika konusunda Amerikan stratejisi farklıydı. 19. Yüzyıl boyunca ABD büyüyen askeri gücünü gösterebilmek için çeşitli müdahalelerde bulundu. 1831’de Arjantin’de, 1859’da Paraguay’da, 3 kez Uruguay’da  (1855, 1858 ve 1868’de) Amerikan gemileri askeri müdahalelerde bulunarak hala sayısı kestirilemeyen katliamlar düzenledi.

Gerçek şu ki 20. Yüzyılda Washington Güney Amerika’da çeşitli diktatörlüklere doğrudan destek verdi ve kendi çıkarlarına aykırı bulduğu belli başlı hükümetlere karşı müdahaleleri destekledi. Ayrıca bölgedeki neredeyse tüm ülkelerde diktatörlük süreçlerini destekledi; Şili’de, Arjantin’de, Brezilya’da, Uruguay ve Bolivya’da (ayrıca kimi Orta Amerika ülkelerinde), ayrıca Venezuela, Kolombiya, Ekvador ve Peru’da insan hakları ihlallerinde bulunan anti komünist hükümetleri destekledi, bu hükümetlerin döneminde binlerce insan katledildi.

TARİHSEL SALDIRI EĞİLİMİ

Kimi tarihçilere göre, Latin Amerika ve Karayiplerde ABD işgalleri doğrudan 65 binden fazla insanın ölümüne sebep oldu, bunlar içerisine Latin Amerikalı askeri personeller de siviller de dahil. Ancak bu hesaplamalar 20. Yüzyılın askeri diktatörlüklerinin sebep olduğu ölüm ve kayıpları dahil etmiyor, on binlerce insanın da bu sebeple işkence görüp öldürüldüğü biliniyor.

Eğer Amerikan ordusu Venezuela’ya saldırırsa bu Amerikan kıtasının tarihi açısından şaşırtıcı olmayacak. Emperyalist projenin başından beri Washington küresel jeopolitik gücünü Latin Amerika ve Karayiplerde tahkim etti. Bu bölge, Amerikan başkanı James Monroe’ya göre ülkenin jeo-ekonomik ve askeri gücü açısından hayati öneme sahip.

Dolayısıyla Venezuela’ya yönelik olası bir saldırı uzun bir müdahaleler listesinin parçası olarak, beklenen hatta kabul edilen bir durum olabilir, ancak Latin Amerika’nın bereketli toprakları üzerinde bıraktığı kan izi, geri döndürülemeyecek insan kayıpları muazzam bir trajediye uzanıyor.

Tüm bu müdahaleler tabi ki en ‘onurlu’ ve garip yollarla meşrulaştırılırken, sözde Latin Amerika ve Karayip halklarının mutluluğu için devrilmesi gereken sayısız lider suçlanıyor ve bu müdahalelerce bölgeye barış getirileceği iddia ediliyor, her ne kadar tarihsel bir bakış açısıyla bu askeri maceraların yalnızca ABD’nin ekonomik ve jeopolitik güvenceleri için gerçekleştirildiği ve kazançlı çıkan tek ülkenin de askerlerini sürekli müdahaleye yollayan Kuzey olduğu ortaya çıkıyor.

Gerçek şu ki tarihsel olarak ABD bölgeye en büyük askeri istikrarsızlığı getiren ülke ve bunu ne olursa olsun sürdürmeye kararlılar, çıkarları tüm sözde ‘kahramanlık iddialarının’ önüne geçiyor.

Kaynak: peoplesdispatch.org

Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ