Google Play Store
App Store

Pornografi, dijital çağın en büyük mizojini araçlarından biri. Yapılan araştırmalar, pornografinin yalnızca bir eğlence aracı olmadığını, kadın bedenini metalaştırarak erkek egemen zihniyetin köklerini daha da derinleştirdiğine kanıtlar nitelikte. Kadınların cinselliği toplumsal yapının kontrol mekanizmalarından biri haline gelirken, pornografi endüstrisi bu mizojininin en güçlü destekçilerinden biri olmaya devam ediyor.

Ataerkinin cinselliği yeniden inşası: Porno

Suzan ŞÖNGER
Biyolog /Ekolog (Bilimsel Araştırma Görevlisi Jülich Forschungszentrum)

Genç kadınlar ve erkekler, cinsellikle ilk etkileşim anini genellikle pornografi aracılığıyla yaşıyor. Nebraska Üniversitesi’nin 2017 yılında 330 üniversiteli genç erkekle yaptığı araştırma, erkeklerin pornografiyle tanışma yaşının ortalama 13 olduğunu gösteriyor. Dahası, pornoya daha erken yaşta maruz kalanlar, daha cinsiyetçi bakış açıları geliştiriyor ve cinselliklerinde daha büyük bir anksiyete ile boğuşuyorlar. Pornoyla erken yaşta tanışmak, sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirmeyi engellemekle kalmıyor, aynı zamanda genç kadınlar açısından büyük bir tehlike oluşturuyor. Pornografi, rızasızlığı, şiddeti ve aşağılamayı erotik bir unsur, bir fetiş olarak sunarak, genç kadınların “hayır” deme hakkını zayıflatıyor. Çalışmalar, genç kadınların pornoda gördükleri şiddet dolu içerikler nedeniyle istemedikleri cinsel deneyimlere boyun eğmek zorunda kaldıklarını düşündüklerini, beden algılarının bozulduğunu ve özsaygılarının zedelendiğini gösteriyor.

PORNOGRAFİ ŞİDDETİ NORMALLEŞTİRİYOR

Nörobilim araştırmaları, pornografinin insan beyninde bağımlılık yapan maddelere benzer bir etki yarattığını ve zamanla izleyiciyi daha uç ve şiddet dolu içeriklere yönlendirdiğini ortaya koyuyor. Beyin, doğal olarak bu tür yoğun uyarıcılara hazır değil ve sürekli pornografiye maruz kalan bireyler zamanla duyarsızlaşarak daha aşırı sahnelere ihtiyaç duyuyor. Bu durum, erkeklerin cinselliği yalnızca bir haz aracı olarak görmesine ve duygusal bağ kurma yeteneklerinin körelmesine neden olabilmekte. Diğer araştırmalar ise, yoğun pornografi tüketiminin empati duygusunu azalttığını ve bireylerin karşısındaki insanı, bir bireyden çok bir nesne olarak algılamasına yol açtığına işaret ediyor.

Pornografi endüstrisi, en çok tüketilen içeriklerinin tecavüz, ensest ve “reşit olmayan” gibi temalar içermesine sessizce izin vererek, erkeklerin bilinçaltında kadın düşmanlığını besleyen tehlikeli bir mekanizmaya alan açıyor. Erkekler, bu içerikleri yalnızca bir “fantezi” olarak savunurken, bu videoların üretim sürecinde gerçek kadınların istismar ediliyor olabileceğini görmezden gelmekte kararlı. Pornografinin normalleştirdiği cinsel şiddet, erkeklerin gerçek hayatta da kadınların sınırlarını ve rızalarını ihlal etmelerini meşrulaştırıyor.

BAĞIMLILIK YARATIYOR

Gisele Pelicot’un elliden fazla erkeğin tecavüzüne uğradığı dava ve benzeri birçok vakayı incelediğimizde, saldırganların büyük çoğunluğunun belirli türde pornografi tükettiğini ve kadın düşmanlığını körükleyen forumlarda sosyalleştiğini görüyoruz. Bu tür platformlar, cinsel şiddeti meşrulaştıran bir kültür yaratarak, erkeklerin kadınları yalnızca bir nesne olarak algılamasına sebep oluyor. Aynı şekilde, cinsel saldırı suçlarına karışan pek çok failin, şiddet içeren pornografi türlerine bağımlı olduğu tespit edilenler arasında.

İnternette hızla yayılan intikam pornoları, kadınların özel görüntülerinin rızaları dışında paylaşılmasıyla, onları kontrol iktidarı kurmanın yeni bir aracı. Kadınların mahremiyetleri parçalanıyor, isim suikastına uğruyor ve psikolojik travmaları derinleşiyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte “deepfake” pornografi gibi yeni tehditler de kadınların peşini bırakmıyor. Erkekler, yapay zekâ teknolojisiyle kadınların yüzlerini pornografik içeriklere monte ederek, rızaları olmadan onları bu sektöre dahil ediyor. Böylece, kadınlar hem dijital dünyada hem de gerçek hayatta kontrol edilemez bir cinsel sömürüye maruz kalıyor.

CİNSELLİK NESNELLEŞİYOR

Pornografi yalnızca kadınları nesneleştirmiyor, aynı zamanda cinselliğin doğasını da bozarak insanlar arasındaki duygusal bağı zayıflatıyor. Fetişizm ve pornografi temelli cinsellik, partnerler arasında sağlıklı ve karşılıklı bir arzunun yerine, belirli sahneler ve fanteziler üzerinden kurgulanan bir ilişki yaratıyor. Kişi, partnerinden ziyade sahneye ya da nesneye odaklanarak, partnerini yalnızca bir araç olarak görür. Bu da cinselliğin yalnızca bir haz nesnesine indirgenmesine ve karşılıklı duygu ve bağlanma ihtiyacının göz ardı edilmesine giden yolda önemli bir etken. Sonuç olarak, pornografiyle beslenen cinsellik, bireylerin sağlıklı ilişkiler kurmasını zorlaştırarak, cinsel gelişimde acımasız bir gerilemeyi besliyor.

KADIN BEDENİNİN NESNELLEŞMESİ

Pornografi endüstrisi, kadın bedeninin ticari bir meta haline getirildiği ve kadın emeğinin sömürüldüğü en görünmez sömürü alanlarından biri. Ekonomik nedenlerle bu sektöre yönlendirilen kadınların büyük bir kısmı, şiddet, tehdit ve manipülasyon yoluyla pornografi çekimlerine zorlanıyor. "Rıza" kavramı bu sektörde çoğu zaman anlamını yitirirken, erkek izleyiciler bu içerikleri tüketerek kadınların sistematik olarak istismar edilmesine dolaylı olarak katkıda bulunuyor.

Pornografinin sadece bireysel psikolojiyi değil, toplumsal ilişkileri de bozduğunu biliyoruz. Yoğun pornografi tüketimi, insanların sağlıklı duygusal bağlar kurmasını zorlaştırırken cinselliği sevgi, saygı ve karşılıklı rızadan uzaklaştırarak yalnızca haz odaklı bir eyleme dönüştürmüş durumda. Cinselliği pornografi üzerinden öğrenen erkekler, kadınları bu şiddet ve istismar dolu içeriklerde gördükleri gerçekdışı davranışlara zorlayarak gerçek hayatı bir porno senaryosundan ibaret görme riskleri çoğalıyor.

PORNOGRAFİ ENDÜSTRİSİNİN SON BULMASI GEREKİYOR

Kadınların özgürlüğünü ve bedenleri üzerindeki haklarını savunmak, pornografi endüstrisinin karanlık yüzünü açığa çıkarmaktan ve bu sistemi sorgulamaktan geçiyor. Kadınların cinselliği bir tüketim malzemesi görülmesine izin vermiyoruz; kadınların cinselliği rıza, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde yaşama hakkını savunuyoruz. Erkek egemen zihniyetin dayattığı pornografi kültürüne karşı durarak, kadınların gerçekten özgür olabileceği bir toplumu inşa etmek mümkün. Cinselliğin sömürüye dayanmadığı, kadınların her halinin nesneleştirilmediği ve eşitliğin sağlandığı bir toplum yaratmak için pornografi eleştirilmeli, kadınların sesleri daha güçlü duyulmalıdır.