Avrupa-Amerika Savaşı
Avrupa Film Akademisi ödüllerinin ardından, Altın Küreler ve Oscar adaylarının kısa listesi açıklandı. Avrupa ödüllerinde ‘Manevi Değer’ zafer kazanırken, Oscarlarda öne çıkan film “Günahkarlar” oldu.

Merak etmeyin, Grönland’dan, Davos’tan falan söz etmeyeceğim; köşemin sınırları içinde kalmak daha güvenli! Avrupa’dan yola çıkıp Hollywood’a uzanacağız bu gün. Çünkü sinema dünyasının ödül mevsiminin en hararetli günlerindeyiz. Pek çok ülkede ulusal değerlendirmeler yapılıyor, Avrupa Film Akademisi (EFA) yılın ‘En İyi’lerini belirliyor, Amerikan Film Akademisi ise Aralık’ta başlayıp, 15 Mart’taki Oscar törenine dek müthiş bir tanıtım kampanyası sürdürüyor. Bu süreçte ABD’deki yabancı basın temsilcilerinin oylarıyla belirlenen ‘Altın Küre’ ödülleri ve sinema endüstrisinin farklı dallarındaki meslek birliklerinin ödülleri açıklanıyor.
Avrupa Film Ödüllerinde, AB ülkeleri ile sınırlı kalmaksızın kıtadaki tüm sinemaların yapımları değerlendirmeye alınıyor (Bu yıl Türkiye’den ‘Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri’ FIPRESCI’nin Avrupa Keşif Ödülü adayları arasındaydı ama kazanamadı ne yazık ki). Bunun yanı sıra, her ülkenin kendi ödülleri var. Birleşik Krallık’ın BAFTA (Britanya Film ve Televizyon Akademisi) Ödülleri, Fransa’da César Ödülleri, İspanya’da Goya Ödülleri, İtalya’da David di Donatello Ödülleri v.b... Sinema sektörümüz bir ara Yeşilçam Ödülleri adıyla bir değerlendirme yapmaya kalkıştıysa da sonuçlandırılamadı. Şimdilik Antalya ve Adana Festivalleri ile Sinema Yazarları Derneği –SİYAD’ın yıllık ödüllendirmeleri bu boşluğu doldurmaya çalışıyor.
AVRUPA’NIN EN İYİLERİ
Bu yıl İspanya’da Sevilla Festivali’nde verilen Avrupa Film Ödüllerinde bir Norveç yapımı, ülkemizde de gösterilmekte olan ‘Manevi Değer’ (Sentimental Value) tartışmasız bir zafer kazandı. Çocuklarına büyüme süreçlerinde yeterince ilgi gösterememiş bir film yönetmeni ile iki kızının ilişkisini müthiş bir duyarlıkla anlatırken sanatın iyileştirici gücünü vurgulayan, ‘Dünyanın En Kötü İnsanı’, ‘Sessiz Çığlık’, ‘Oslo, 31 Ağustos’ filmleriyle tanıyıp sevdiğimiz Joachim Trier’in filmi En İyi Film ödülünün yanı sıra, Yönetmen, Senaryo, Kadın Oyuncu (Renate Reinsve), Erkek Oyuncu (Stellan Skarsgard), Müzik (Hania Rani) ödüllerinin de sahibi oldu.
İspanya’nın Oscar adayı ‘Sirat’ (Oliver Laxe)da törenden beş ödülle (Görüntü Yönetmeni, Kurgu, Yapım Tasarımı, Ses Tasarımı ve Cast Direktörü ödülleri) ayrıldı. Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un ‘Bugonia’sı En İyi Makyaj ve Saç ödülü, Alman yönetmen Mascha Schlinski’nin ‘Sound of Falling’adlı filmi En İyi Kostüm ödülünü alırken, Cannes’da Altın Palmiye kazanan, Fransa’nın Oscar adayı İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin ‘Görünmez Kaza’sının tek bir ödül kazanamaması gecenin sürpriziydi (ki benzer bir durumla Oscarlarda da karşılaşması olası). Bu yıl EFA adayları arasında dikkate değer başka filmler de vardı: Fransız François Ozon’un ‘Yabancı’sı, Polonyalı Agnieszka Holland’ın ‘Franz’ı, Tunus’lu Kaouther Ben Hania’nın ‘Hind Rajab’ın Sesi’, İtalyan Paolo Sorrentino’nun ‘La Grazia’sı ve birbirinden önemli belgeseller: Alman Andres Veiel’in ‘Riefenstahl’, İspanyol Albert Serra’nın ‘Yalnızlığın Öğleden Sonraları’, Filistinli Kamal Aljafari’nin ‘Hasan’la Gazze’de’ ve Hırvat Igor Bezinovic’e En İyi Belgesel Ödülünü kazandıran ‘Fiume ya da Ölüm!’
Bunları sıralamamın bir nedeni Avrupa sinemalarının bu yıl ne kadar güçlü olduğunu göstermek, diğer nedeni ise film seçmekte güçlük çeken okurlarım için bir rehber oluşturmak, Sözünü ettiğim filmler Avrupa ülkelerindeki (çoğu Şubat ayında açıklanacak) ulusal değerlendirmelerin de favorisi. Bazıları 98. Oscarların ‘En İyi Uluslararası Film’ adayları arasında.
EMEKLİ DEVRİMCİLER VAMPİRLERE KARŞI
Amerikan sinemasının çok iyi bir yılında olduğu söylenemez. ‘Avatar’ serisinin sonuncu filmi ve ‘Wicked’in devam filmi gişe zaferleri ile yetinedursun, nitelikli seyircileri tatmin eden filmlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu nedenle de ‘Altın Küre’de ödüllendirilen filmler ile ‘Oscar’ın aday listesi birbirine çok yakın. Meslek birliklerinin aday listeleri de öyle… Bu listeler içinden ödül kazanacakları tahmin etmek de kolaylaşıyor böylece. Ocak ayında 83.sü gerçekleşen Altın Küre Ödüllerinde üç film öne çıktı: ‘Savaş Üstüne Savaş’, ‘Hamnet’ ve ‘Günahkarlar’. Sözün burasında, anımsatmakta yarar var, Altın Kürelerde En İyi Film iki dalda veriliyor: Dram ve Komedi/Müzikal. Oysa Oscar’da tek bir En İyi Film seçiliyor. Altın Küre’de ‘Hamnet’ En İyi Dram, ‘Savaş Üstüne Savaş’ ise Komedi dalında En İyi Film seçildi. Bakalım Oscar’da şans hangi filmin kapısını çalacak?
Ödül törenine iki aya yakın bir süre kala tahminlerde iki film öne çıkıyor: Rekor sayıda (16 dalda) adaylıkla Ryan Coogler’in ‘Günahkarlar’ı (Sinners) ve 14 adaylıkla Paul Thomas Anderson’un (kısaca PTA diyor Amerikalı sinefiller) ‘Savaş Üstüne Savaş’ı (One Battle After Another). ABD’de son zamanlarda yaygınlaşan, Hollywood yıldızlarının ve usta yönetmenlerin sosyal medya paylaşımlarıyla doruğa çıkan Trump karşıtlığının etkisi var mıdır bilinmez ama bu yıl Oscar’ın Amerikan faşizmine ve ırkçılığına göndermeler içeren iki filmden birine gitmesi bekleniyor. Tahminlerde şu sıralar, ‘Günahkarllar’ önde gidiyor, ama benim tercihim ‘Savaş Üstüne Savaş’ olurdu. Nedenlerini bir başka yazıya bırakalım ve bir noktayı vurgulamadan bitirmeyelim.
Geçen hafta açıklanan Oscar adayları arasında Avrupa filmlerinin ve Avrupalı sanatçıların sayısı epeyce fazla, ki bu pek görülmüş bir şey değil. Oscar tarihi boyunca Amerikan sinemasının gösterişli ürünleri parlatılmış, pazara sunulmuştur. Son yıllarda bağımsız yapımların öne çıkması sevindiriciydi. Şimdilerde ise ABD dışından ürünler En İyi Film dalında aday gösterilebiliyor. Bu yıl En İyi Film dalında on adayın ikisi Avrupalı yönetmenlerin imzasını taşıyor (Trier, Lanthimos), En İyi Kadın Oyuncu dalındaki beş adaydan üçü Avrupalı (Jessie Buckley, Renate Reinsve, Emma Stone). ‘Uluslararası Film’ dalındaki beş adaydan üçü Avrupalı (Manevi Değer, Sirat, Görünmez Kaza), biri Brezilya (Gizli Ajan), biri de Tunus’dan (Hind Rajab’ın Sesi). ‘Manevi Değer’ ve ‘Gizli Ajan’ın En İyi Film dalında da adaylık kazandığını hesaba katarsak, bu ödülde kıyasıya bir rekabet yaşanacağına kesin gözüyle bakabiliriz.


