Avukat Emin Özkurt: Hedef gol değil daha fazla para
Sporun temizlendiği, sporun ve futbolun gerçek amacına döndüğü, adil müsabaka ortamlarının oluştuğu bir süreç görebiliriz. Bu durum da tamamen soruşturmaların akamete uğramadan kararlılıkla devam etmesine ve ne kadar sürerse sürsün, kime dokunursa dokunsun soruşturmaların amacından sapmamasına bağlıdır.

Etki Can BOLATCAN
Türkiye’de futbol tarihinin en kapsamlı bahis soruşturmalarından biri yaşanıyor. Adana Demirspor eski başkanı Murat Sancak, futbolcu Mert Hakan Yandaş ve Metehan Baltacı gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 20 kişinin tutuklandığı, Süper Lig’deki büyük kulüplerin futbolculardan hakemlere kadar uzanan geniş çaplı operasyon, Türkiye futbolunun karanlık yüzünü bir kez daha gösterdi. MASAK raporlarına yansıyan, tek bir şüphelinin hesabında dahi 1 milyar lirayı aşan para trafiği, futbolun nasıl devasa bir kara para sayma makinesine dönüştüğünü de tartışmaya açtı.
Yıllardır “marka değeri”, “kurumsallaşma” ve “profesyonellik” kavramlarıyla büyüyen endüstriyel futbol daha fazla kazanç hırsıyla oyunun ruhunu kirletiyor. Özellikle Anadolu kulüplerine kurtuluş reçetesi olarak sunulan ve şeffaflık getireceği iddia edilen şirketleşme hamleleri kulüpleri denetlenebilir kurumlar yapmak yerine sermayenin ve siyasetin arka bahçesi haline getirdi. Murat Sancak örneğinde gördüğümüz gibi başkanlık koltuğu, bir sportif yöneticilik makamında çıkıp kontrolsüz para akışının yönetildiği bir koltuk haline geldi.
Stadyumların şehir merkezlerinden koparılıp otoyol kenarlarına sürülmesiyle başlayan, Passolig ve fahiş bilet fiyatlarıyla devam eden süreçte takımını çıkarsız destekleyen taraftarlar, yerini para harcamaya meyilli, bilet ve ürün alma odaklı, sorgulamayan “müşteri” profiline bıraktı. Tribünlerdeki boş koltukları ise bahis ekonomisi doldurdu. Son süreçte lig isminden forma reklamlarına, saha içi panolardan devre arası kuşaklarına kadar her yerin bahisle ilişkisini gördük. Yasal bahis, endüstrinin ana sponsoruyken yasa dışı bahis ağları da futbolun kılcal damarlarına kadar sızdı.
Bahis soruşturmasındaki detayları, endüstriyelleşen futbolun dönüşümünü, soruşturmanın spor dünyasını nasıl etkileyeceğini Spor Hukuku alanında uluslararası çalışma yapan Avukat Emin Özkurt ile konuştuk.
Dosyalarda 1 milyar liranın üzerinde bir trafikten bahsediliyor. Spor kulüpleri veya yöneticileri, bu parayı nasıl aklıyor? Futbolcu transferleri, menajerlik ücretleri, sponsorluklar burada bir para aklama aracı olarak kullanılabilir mi?
Futbol, bir sektör olarak yüksek miktarlarda para alışverişlerinin döndüğü bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla futbol camiasındaki hızlı para akışları sebebiyle bu yüksek miktarlar; transfer ücretleri, sponsorluklar veya menajerlik ücretleri üzerinden yasadışı faaliyetlerde bulunulması diğer sektörlere göre kolay görülebiliyor.
Futbol dünyasında gelir elde eden insan ve meslek grubu sayısı da yalnızca antrenör ve futbolcuları içermediğinden bu sektörden geçimini sağlayan kişilerin yüksek miktarlar dönen bu pazarda kolay para kazanma isteği oluşabiliyor.
Spor kulüpleri ve yöneticiler, bir futbolcunun transfer ücretine karar veren kişiler olduğu için bu transfer ücretlerinin alt veya üst sınırını belirleyen bir mekanizma yok; sözleşme ile belirleniyor. Bu durum da belirlenen yüksek miktarların kara para ve bahis gibi faaliyetlerde kullanılmasına yol açabiliyor.
Bahis futbolun içine nasıl bu kadar dahil oldu?
Futbol, kimilerinin çok iyi miktarlarda gelir elde edebildiği ancak kimilerinin de maaşlarını kulüplerin ekonomik zorluklarından dolayı alamadığı bir düzende işliyor. Futbolcular da bu düzen içinde, belki çok kazandıkları maaşlarını katlamak belki de alamadıkları maaşlarını değerlendirebilmek için bu yola başvuruyorlar. Ödeme düzensizlikleri ve ödemeler arasındaki bu uçurumlar futbol dünyasındaki kişilerin zaten içerisinde bulundukları bu yapıdan dijital olarak da para kazanma istekleri doğmasına sebep olabiliyor.

“KANUNLAR SERMAYEYİ ENGELLEYEMİYOR”
Son yıllarda hızlanan futbol kulüplerinin dernek statüsünden şirketleşmeye geçiş süreci, denetimi, şeffaflığı ve sportif başarıyı artıracağı iddialarıyla birlikte gelmişti. Ancak bu uygulamanın zamanla kulüplerde de bir tür “tek adam” yöntemine, sportif amaçlardan uzaklaşmaya ve kontrolsüz para akışına zemin hazırladığı görülüyor. Mevcut dernek ve şirket yasaları ve uygulamaları arasındaki farklar nedir? Bu yasalar, kulüplerin sermaye tarafından “para kaynağı” olarak kullanılmasını engelleyebiliyor mu?
Spor kulüpleri hala dernek statüsünde. Spor faaliyetleri için kurulabilirler ve spor dışı amaç gütmemeleri gerekir. Dernek mevzuatına ek olarak da 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’na tabidirler. Spor kulüpleri, sportif faaliyetlerini yürütmek için de spor anonim şirketi kurabilirler ve Türk Ticaret Kanunu’na benzer hükümlere tabi olurlar. Spor kulüpleri dernek için gelirlerine oranla borçlanabilir ve Spor Anonim Şirketleri de ticari bir işletme olarak borçlanabilir. Dernek olarak denetimler Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapılır. Anonim Şirketlerde ise bağımsız denetim zorunludur ve şeffaflık yükümlülükleri daha katıdır. Anonim Şirket olarak kendi mali sorumlulukları taşır. 7405 sayılı Kanun kulüplerin sermaye tarafından para kaynağı olarak kullanılmasını azaltmayı amaçlıyor ama engelleyemiyor. Para akışlarının profesyonel şeffaflığı özellikle ve menajerlik alanlarında 7405 Sayılı Kanun’a göre hala çok düşük olduğu için engellediğini söyleyemeyiz.
PFDK’nin verdiği sportif cezalar ile mahkemenin vereceği cezalar birbirini nasıl etkileyecek? Cezalarda tezatlık var mı?
PFDK Disiplin Soruşturmaları’nı yürütüyor, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü süreç ise tamamen genel mahkemelerin yürüttüğü ceza yaptırımı öngörecek bir süreçtir. Soruşturmaların kronolojik akışında belirli sporcular için zaten öncelikli olarak Disiplin Soruşturmaları yürütülüyordu ve Futbol Disiplin Talimatı’na göre de cezaları verildi. Çünkü Futbol Disiplin Talimatı’nın 57. maddesine göre futbol ailesi mensupları yasal veya yasadışı bahis oynayamaz. Futbol ailesi dışında kalan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yasal bahis oynaması yasak değildir. Ceza soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yargılamaya tabi tutulan kişiler 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 11. maddesine göre belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkileme yani aslında şikeden yargılanmaktadır. Tespit edilen kişilerin ceza yargılamalarının sonuçlanması veya disiplin soruşturmalarının tamamlanması birbirini bekleten süreçler değildir. Ancak ceza yargılamaları tamamlandıktan sonra veya kişiler hakkında şüpheler oluştuğu noktada disiplin soruşturmaları açılmasında da bir engel yoktur.
SORUŞTURMALAR BAŞLANGIÇ AŞAMASINDA
Cezasızlık ve yandaşlık algısı, taraftarların futbolun ruhunu zehirleyen sonsuz para ve endüstriyelleşme hali yerine birbiriyle kavga etmesine yol açıyor. Bu algının kırılabileceği, dokunulmaz görülen kulüplerin de etkileneceği, para hırsıyla sporun gerçek amacını yok sayan politikaların değiştiği bir süreç görecek miyiz?
Önümüzdeki süreçler için daha başlangıç aşamasındayız. Bu soruşturmalarla başlayan süreçler buzdağının görünen yüzü diyebiliriz. Belki de soruşturmaların daha yüzde 15’ini görmüş durumdayız. Kime sirayet edeceği önceden kestirebileceğimiz veya hedef gösterebileceğimiz bir süreçten bahsetmiyoruz. Kişiler veya belirli kulüpler üzerinden de ilerlemesi doğru olmaz. Futbolun bundan sonraki süreçte temizlenmiş ve kurallara uygun devam edebilmesi için bu yaklaşım da doğru olmayacaktır. Dolayısıyla evet, bir temizlenme, sporun ve futbolun gerçek amacına döndüğü, adil müsabaka ortamlarının oluştuğu bir süreç görebiliriz. Bu durum da tamamen soruşturmaların akamete uğramadan kararlılıkla devam etmesine ve ne kadar sürerse sürsün, kime dokunursa dokunsun soruşturmaların amacından sapmamasına bağlıdır.


