Bartın Kitap Fuarı…
Geçtiğimiz hafta Bartın Belediyesinin düzenlediği “27.Bartın Kitap Fuarı” etkinlikleri kapsamında “‘Gündeme dair’” başlığı altında, Belediye Kültür Merkezi’nde Gazeteci Yazar Nazım Alpman ve Doç. Dr. Ekin Kadir Selçuk’la birlikte söyleşiye katıldık. Bartın Belediye Başkanı M. Rıza Yalçınkaya’nın davetiyle gerçekleşen söyleşi sonrası, İki değerli yazarın, yaşantımın 40 yılının özeti olan ve Kırmızı Kedi Yayınlarından çıkan, “Bir mücadelenin Onurlu yolu Fikri Sağlar” kitabının imzası sırasında Bartınlılarla “içtenlikli görüşmeler” yapma fırsatı buldum. Belirtmeliyim ki, Belediye Başkanı Yalçınkaya’nın önceki görevi sırasında başlattığı Kitap Fuarı, Bartınlılar için düşünsel ve sosyal gelişme adına çok önem kazanmış. Her yıl “Fuarın açılışını” sabırsızlıkla beklemeye başlamışlar. Özellikle öğrencilerin fuar alanını doldurduğunu bizzat görerek yaşadım.
Son çıkan kitaplar ve gelen yazarların söyleşileri, fuara olan ilgiyi arttırmış. Mütevazı gelirleriyle çocuklarının istediği kitabı almak için heyecan duyan ailelerin yüzlerindeki mutluluğu unutmak mümkün değil. Çocuklarını okumasının sadece onları değil, ülkeyi de “cahiliye döneminden” çıkaracağının bilincindeler…
***
Mimar Selim Karakaş’ın projesini ve restorasyonu yaptığı İnci Bankoğlu Köşkünde kurulan İBEV’i ziyaret ettiğimde, Bartınlıların ne denli kültürlü insanlar olduğu bir kez daha gördüm. Kentin en köklü ailesine mensup İnci Bankoğlu atalarının köşkünü onartarak hem bir kültür varlığını gelecek kuşaklara aktarmayı sağlamış, hem de kültür ve sanata katkı sunmaya devam etmiş. Vakıf Müdiresi Serap Atabet Pehlivan, İnci Bankoğlu’nun İBEV’le her yıl 75 genç kıza burs vererek kadınların eğitimine katkı sunduğunu” söyledi.
***
Rıza Yalçınkaya ile birlikte Bartın, aradan geçen uzun yıllarda kaybettiği gelişmeyi yeniden yakalamak adına müthiş bir heyecan içinde. Bartın’ın en büyük sorunu olan ve önceki belediye Başkanı tarafından umursanmayan” trafik düzenlemesini” kısa zamanda başarıyla tamamlamış. Yani, engin kültüre ve değerli doğal varlıklara sahip Bartın, giderek eski ve yeninin yan yana geldiği imrenilecek bir kent hüviyetine bürünüyor.
***
Söyleşide altını çizmek istediğim bazı konuları paylaşmak isterim. Öncelikle; herkes siyaset yapmalı ya da siyasete katılmalı!’ Refah ve mutluluk içinde geleceğin güvende olduğu bir ülkede yaşayabilmenin tek yolu, laik demokratik çağdaş hukuk devletine sahip çıkmakla olabilir. Sahiplenmek, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin var olmasıyla mümkündür. Yaşanabilir bir Türkiye için siyasi yönetimden şikâyet etmek yerine, herkesin siyasete katılması gerekir. Türkiye’nin içinde bulunduğu olumsuzluklardan kurtulmasının tek yolu budur. Yoksa yerinize birileri sizi keyfince yönetir!
Ve siz, “niye böyle oldu “dediğinizde iş işten geçmiş olur…
***
Şu da bilinmeli ki, "Eğer tenceremizde iyi bir şey kaynamasını ve çocuklarımızın ve de torunlarımızın geleceğini güvence altına almak istiyorsak, canımıza, malımıza ve yaşam biçimimize kimsenin dokunmasını istemiyorsak, kendimizi ifade etmekten korkmuyorsak, yönetme ve karar verme gücü için siyaset yapmalıyız. "Eğer siyaseti siz yapmıyorsanız, birileri yapar, hem de kendi adına yapar. Zaten yapıyor da…
Siyaset erkini elinde tutanlar, sizi değil kendilerini düşünürler. Onların bilgileri, deneyimleri, duyguları, kaprisleri, hatalarıyla hayatınız şekillenir ve doğal olarak kısıtlanır!
Aslında mahvolan yaşamınızın tek nedeni, siyaset yapmayan sizlersiniz. “Siyaset yapmanın ortamı yok!” demek, kolaycılıktan öte cesaretsizliktir…
Yurttaşsınız! “Oylarınızla gelenler oylarınızla giderler!” Tabii siyasete katılırsanız. Siyaset yapma biçimi, halkı siyasete katarak değişir. Yani “ben bu ülkenin bir bireyiyim ve ben bu ülkeyi yöneteceğim” denirse, yurttaşlar halk olarak, halk adına yönetmeye talip olduklarını gösterirse, siyaset gelişir. Yurttaşın bu bilince ulaşması da siyasetin kalitesini yükseltir.
***
Tekrarda yarar var. İktidar “erken baskın seçime hazırlanıyor!” Tüm işaretler bu baskın seçimi mart/mayıs ayında yapabileceğini gösteriyor. Meydanlarda siyasete katılanlar, yapılacak erken seçimin ülkenin kurtuluşunda önemli bir fırsat olduğunun bilinciyle hareket ediyorlar. Ve siyasetin içindeler. Doğrusu Bartın’dan bu duygularla ayrıldım.
6 Aralık’ta, Alpman, Selçuk ve ben, Bolu’da Halkevi başkanlığında olacağız. 2 haftalık tatil için izninizi almak istiyorum. Şimdilik hoşça Kalın…


